Hamide HANGÜL
Depremler, şehirlerin güvenli inşasının ne kadar önemli olduğunu ortaya koyarken, dünyada sudan sonra en çok tüketilen malzeme olan beton ve çimento sektöründe iklim değişikliğiyle köklü değişim yaşanıyor. Güvenli yapıların sadece malzemeyle değil, doğru tasarım, mühendislik ve güçlü denetim süreçleriyle mümkün olduğunu vurgulayan Türk çimento sektörü, küresel iklim politikalarına uyum için yeşil, dijital ve insan odaklı “üçüz dönüşüm” hedefine odaklandı. Sektör, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmeyi fabrikalara taşıyor.
Geri kazanım ve verimliliğe odaklanan sektör, 17 fabrikada, 27 hattaki atık ısı geri kazanım tesislerinde 2,3 ton atık yakıtla yaklaşık 658 bin hanenin günlük elektrik tüketimine denk gelen enerji üretti. Bu da 2,6 milyon kişinin günlük kullanımına denk geliyor. Yeşil dönüşümün, dijitalleşmeden ayrı düşünülemeyeceğini söyleyen üreticiler, “Veri odaklı yönetim, yapay zekâ uygulamaları ve ileri üretim teknolojiler her alanda belirleyici rol oynuyor. Türk çimento sektörü olarak bu dönüşüme güçlü yatırımlarla hazırlanıyoruz” dedi.
Çimento sektörünün çatı kuruluşu Türkiye Çimento Sanayicileri Birliği’nin (TÜRKÇİMENTO) mimarlık öğrencilerine yönelik düzenlediği Betonart Mimarlık Yaz Okulu’nun 22’ncisi, bu yıl Elazığ’da, Fırat Üniversitesi Mimarlık Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Törende konuşan TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, iklim değişikliğine uyum için geliştirilen küresel politikaların, üretim modellerini, maliyet yapılarını ve rekabet dinamiklerini köklü biçimde değiştirdiğini söyledi.
Güçlü yatırımlarla hazırlanıyoruz
Türk çimento sektörü süreci yalnızca bir uyum zorunluluğu değil, uzun vadeli rekabet gücünü belirleyecek stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerini vurgulayan Bozay, bu dönüşümün merkezinde üç temel alanın yer aldığını belirterek, bu alanları şöyle açıkladı: “Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve insan odaklı dönüşüm. Biz buna kısaca ‘üçüz dönüşüm’ diyoruz. Bugün artık yeşil dönüşüm, dijitalleşmeden ayrı düşünülemez. Veri odaklı yönetim, yapay zekâ uygulamaları ve ileri üretim teknolojileri, karbon emisyonlarının azaltılmasından, kaynak verimliliğine kadar her alanda belirleyici rol oynuyor.”
“Çok daha kapsamlı dönüşüm gerekiyor”
Bozay, ayrıca elektrik tüketimlerinin yaklaşık yüzde 10’unu, yine atık ısı geri kazanımı, güneş ve rüzgâr gibi sürdürülebilir kaynaklardan elde ettiklerini belirterek, “Tüm bu yatırımlar, yalnızca çevresel sorumluluğumuzu yerine getirmekle kalmıyor, aynı zamanda sektörümüzün rekabet gücünü de artırıyor. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki, önümüzdeki yolculuk çok daha kapsamlı bir dönüşüm gerektiriyor” diye konuştu.
Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefleri doğrultusunda alternatif yakıt kullanım oranlarının yüzde 80 seviyelerine çıkarılması, klinker oranının düşürülmesi ve yeni nesil düşük karbonlu üretim teknolojilerinin yaygınlaştırılmasının kritik önem taşıdığını söyleyen Bozay, “AB ülkeleri ve ABD’de hazırlanan yol haritalarında da vurgulandığı üzere, temel çözüm alanları; klinker kullanım oranının azaltılması, karbon yakalama, depolama ve kullanma teknolojilerinin yaygınlaştırılması, alternatif yakıt kullanımı ve atık ısı geri kazanımıdır. Bu başlıklar içinde ülkemizde düşük emisyon hedeflerine en hızlı ve maliyet etkin katkıyı sağlayacak adımın klinker kullanım oranının azaltılması olduğunu değerlendiriyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
“Kalıpların dışına çıkmalıyız”
Küratör Yüksek Mimar Can Tamirci, yaz okulunun genç mimar öğrenciler için önemine işaret ederek, şunları söyledi: “Bu yıl‚ standart sapma temasıyla, mimarlıkta alışılmış kalıpların dışına çıkmayı, yerle, iklimle, malzemeyle ve kullanıcıyla kurulan özgün ilişkileri tartışmayı amaçladık. Mimarlığın gelişimi çoğu zaman farklı düşünme, sorgulama ve yeni çözümler üretme süreçlerinden besleniyor. Ancak mimarlığın temelinde insan, yer ve ihtiyaç ilişkisi bulunuyor. Geleceğin mimarı yalnızca tasarım yapan değil, seçenekleri değerlendiren, doğru soruları soran ve anlam üreten bir aktör olacak.”
Güvenli yapılarda mühendislik kritik önemde
Bu yıl 30 Haziran-9 Temmuz tarihlerinde düzenlenen yaz okuluna da değinen Bozay, 1999’da yaşanan Marmara depreminin ardından, betonun doğru anlaşılması, doğru kullanılması ve mimarlık eğitimiyle güçlü bağ kurması için ortaya çıkan yaz okuluna bugüne kadar 550’nin üzerinde mimarlık öğrencisinin katıldığını açıkladı. Betonun, doğru kullanıldığında güvenli yapıların temelini oluşturan hayati bir malzeme olduğunu söyleyen Bozay, “Burada kritik olan nokta betonun kendisi değil, tasarım, mühendislik, uygulama ve denetim süreçlerinin bütüncül şekilde ele alınmasıdır. Güvenli şehirler için doğru malzeme kullanımı kadar, doğru bilgi ve bilinç de büyük önem taşıyor. Burada temel amacımız, da bu bilinci genç nesillere aktarmak” dedi.
Günlük 2,6 milyon kişinin elektrik tüketimine denk
Çimento endüstrisinde, düşük karbonlu üretim ve emisyon azaltımının temel öncelikleri arasında yer aldığını söyleyen Bozay, “Biz de sektörümüzün dekarbonizasyonu için kapsamlı araştırmalar yaparak yol haritamızı hazırladık” dedi. Bozay, sektöre yönelik şu bilgileri verdi: “2025 rakamlarıyla, alternatif yakıt kullanımı 2,3 milyon tona ulaşırken, sektör ısıl enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 13,2’sini alternatif yakıtlardan karşılıyor.
Aynı dönemde kullanılan 7,7 milyon ton alternatif ham madde sayesinde doğal kaynakların korunmasına katkı sağlanırken, üretim süreçlerinde kaynak verimliliği artırılıyor. Bugün 17 fabrikada, 27 hatta kurulu atık ısı geri kazanımı tesisleriyle 164,5 megawatt gücünde enerji üretimi gerçekleştiriyoruz. Bu yatırımlar sayesinde, yaklaşık 658 bin hanenin günlük elektrik enerjisi tüketimine denk gelen enerjiyi üretmiş oluyoruz. Bu da 2,6 milyon kişinin günlük kullanımına denk geliyor.”

