Ekonomist Atilla Yeşilada, CHP’nin ekonomi vizyonunu “dünya gerçeklerinden kopuk” bularak eleştirmişti. CHP yönetimi Yeşilada’nın bu eleştirisine “CHP’nin programını okumadığı belli, merak bile etmemiş” sözleriyle tepki göstermişti.
“Bir parti liderlerin söyledikleri ile ölçülür, websitesine ustaca gizlenmiş 133 sayfalık ekonomi programıyla değil.” diyen Yeşilada, “Ben gerek meslek, gerek sosyal bilincim gereği Özgür Özel ve basının yer verdiği diğer parti mensuplarının tüm açıklamalarını satır satır okurum. Bunlara baktığımda, ekonomi programına çok az yer verildiğini görüyorum. Böyle düşünen tek kişi de ben değilim.” sözleriyle CHP kanadına yanıt verdi.
PEŞ PEŞE SORULAR YÖNELTTİ
CHP’nin ekonomi politikasına dair; “CHP değil mi meydanlarda asgari ücretin geçim sınırına yükseltilmesini, en düşük emekli maaşının asgari ücrete endekslenmesini savunan? Yanlış mı, hayır doğru, ama maliyet ne olacak?” diyerek soru işaretlerini de sıralayan Yeşilada, “Ekonomi programında gerekli olan kaynağın verimsiz kamu harcamaları kesilerek ve zenginden daha fazla vergi alınarak temin edileceği yazılı. Bu da doğru, ama ortada bir zamanlama meselesi var. İşçi ve emekliye yapılan ödemeler anında bütçe disiplinini bozarken, bunu telafi edecek vergileri toplayabilmek yıllar sürer.” değerlendirmesinde bulundu.
“EN SON MESELEM İSE EN ACI GERÇEĞİN İTİRAF EDİLEMEMESİ”
Ekonomist Atilla Yeşilada, CHP ekonomi yönetimine eleştirisini şu şekilde sürdürdü:
Ekonomi programı biraz devletçi de olsa çok detaylı bir yapısala reform şablonu sunuyor. Aferin, ama yalnız CHP değil, bu konu üzerine eğilen dünyanın her yerinde her partiyle bir sorunum var. Kaç yıl sürecek? Kaça mal olacak ve var olan hukuki ve bürokratik yapı içinde bunları nasıl yasallaştıracaksınız? Arjantin’de Milei ibretlik bir örnektir. Seçim kampanyasında vadettiklerinin çok azını gerçekleştirdi. Çünkü ya seçmen isyan bayrağı açtı, ya da parlamento “dur bakalım, seçim kaybederiz” dedi.
En son meselem ise en acı gerçeğin itiraf edilememesi. Türkiye’de enflasyon ve cari açıktan kaynaklanan kur istikrarsızlığının kalıcı olarak çözülmesi için ekonominin derin bir resesyona sokulup, zam yapma eğiliminin tamamen başının ezilmesi gerekir. Tabii, hiçbir parti “sizden daha fazla fedakarlık istiyorum, biz iktidara gelince de canınız yanacak, ama karşılığında ömrü billah bu sorunu çözeceğiz” deyip iktidara gelemez. Ama ekonomi programı çerçevesinde ya da bağımsız bir çalışma olarak, yukarıda bahsettiğim çözümlerin ekonomiye maliyeti ve bu süreç zarfında toplumun en mağdur kesimlerinin nasıl ayakta tutulacağı rakamlara dökülmeli. Bu denklemi tutturmak için bütçede hangi kalemde ne kadar kesinti yapılacağı da açıkça belirtilmeli.
