2016 yılında Karaman’da gerçekleşen ve çok sayıda çocuğun cinsel istismara maruz kaldığı olayların ardından, Ensar Vakfı ile sponsorluk ilişkisi kuran büyük bir telekomünikasyon şirketi kamuoyunda tepkilerle karşılaşmıştı. Bu süreçte bir yurttaşın, şirketi eleştiren sosyal medya paylaşımı üzerine, şirket yönetimi “ticari itibarın ve kişilik haklarının ağır ihlal edildiği” gerekçesiyle 20 bin TL’lik tazminat davası açtı.
MAHKEMELERİN “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ” VURGUSU
BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, yerel mahkeme, söz konusu paylaşımın hoşa gitmeyen veya rahatsız edici nitelikte olsa dahi eleştiri sınırları içerisinde kaldığına hükmederek davanın reddine karar verdi. Şirketin itirazları üzerine dosya 2018 yılında Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.
AYM: “TOPLUMSAL HASSASİYET VE HOŞGÖRÜ BEKLENMELİ”
Anayasa Mahkemesi, yaptığı inceleme sonucunda başvuruyu reddederken bu tür eleştirilerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını vurgulayan temel gerekçelere yer verdi. Yüksek Mahkeme, toplumda derin üzüntü ve öfke yaratan cinsel istismar olaylarında, kurumla ilişkilendirilen veya bu kurumlarla sponsorluk ilişkisi kuran şirketlerin halktan tepki görmesinin olağan bir durum olduğunu belirtti. Mahkeme, söz konusu paylaşımlarda şirketi doğrudan olayın faili olarak gösterme veya kötüleme gibi bir kasıt bulunmadığını, bu durumun daha ziyade toplumsal bir hassasiyetin dışa vurumu olduğunu ifade etti. Ayrıca, tanınmış ve kurumsal yapıdaki şirketlerin, sponsorluk faaliyetleri nedeniyle kendilerine yöneltilen eleştirilere karşı daha hoşgörülü olmaları gerektiği ve bu tür toplumsal tepkilerin demokratik dinamiklerin bir parçası olduğu kaydedildi.
