Batı Trakya Türk Azınlığı’nın uzun yıllardır süregelen “seçilmiş müftü-atanmış müftü” krizinde gerilim, yargıdan çıkan mahkumiyet kararıyla yeniden tırmandı. İskeçe Mahkemesi’nde görülen davada verilen cezalar, Türk azınlık kurumları tarafından antidemokratik olarak nitelendirildi.
4 HAK SAVUNUCUSUNA 17’ŞER AY HAPİS CEZASI
18 Haziran’da İskeçe Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Batı Trakya Türk toplumunun tanınan isimleri; Hüseyin Baltacı, Ozan Ahmetoğlu, Bahri Belço ve Murat Köse, “dini töreni engelleme ve huzuru bozma” gibi suçlamalarla 17’şer ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, cezaların ertelenmesine ve para cezasına çevrilmesine hükmetti.
ABTTF: “BU KARAR DİNİ ÖZERKLİĞİ BALTALAMAKTADIR”
Kararın ardından yazılı bir açıklama yayımlayan Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), yargılanan azınlık temsilcilerine tam destek verdi. Açıklamada şu kritik noktalara değinildi:
Dini Özgürlük İhlali: Davanın doğrudan Batı Trakya Türk Azınlığı’nın dini özgürlükleri ve özerk müftülük meselesiyle bağdaştığı ifade edildi.
Atanmış Müftü Dayatması: Yunan devletinin uluslararası antlaşmaları çiğneyerek müftüleri tepeden atama yöntemine eleştiriler yinelendi.
Haklı Tepki: Yargılanan kişilerin, azınlığın iradesini hiçe sayan atanmış müftülere demokratik tepki gösterdiği ve toplumun kendi seçtiği gerçek müftüye sahip çıktığı hatırlatıldı.
GEÇMİŞTE NE OLMUŞTU?
Batı Trakya’yı sarsan olaylar zinciri 11 Ekim 2024 tarihinde başlamıştı:
Yunanistan Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Genel Sekreteri Yorgos Kalancis’in de katılımıyla İskeçe Medresesi’nin açılışı yapıldı.
Açılış töreninin ardından, Yunan devleti tarafından resmi olarak atanan müftüler, cuma namazını kılmak üzere tarihi Çınar Camisi’ne geldi.
Cami cemaati ve Türk azınlık mensupları, kendi iradelerini temsil etmeyen bu atanmış isimlerin içeri girmesini protesto ederek camiye girişlerini engelledi.
Yaşanan bu arbede ve demokratik tepki, Yunan yargısı tarafından suç unsuru sayılarak dava konusu yapıldı.
BATI TRAKYA’NIN BİTMEYEN MÜFTÜLÜK SORUNU
Yunanistan, Lozan Barış Antlaşması ve uluslararası hukuk kurallarına aykırı olarak Batı Trakya Türk Azınlığı’nın müftülerini ve vakıf yönetimlerini doğrudan devlet eliyle atıyor. Türk azınlık ise onlarca yıldır dini liderlerini kendi içlerinde, sandık kurarak seçimle belirleme hakkını savunuyor ve Atina yönetiminin bu dayatmacı politikasını tanımıyor.