Bilim dünyasında etik kriz: Genetiği değiştirilmiş bebekler dönemi yeniden mi başlıyor?

Bilim dunyasinda etik kriz genetigi degistirilmis bebekler donemi yeniden mi basliyor jHTwPKgK.jpg

Modern tıp ve genetik bilimi, insanlığın kaderini kökten değiştirecek tehlikeli bir eşiğin daha kıyısına geldi. Son yıllarda orak hücre anemisi ve lösemi gibi amansız hastalıkların tedavisinde hayat kurtaran gen terapileri, bu kez insan embriyolarının DNA’sına müdahale etmek amacıyla kullanıldı. Cambridge ve Columbia Üniversiteleri’nden bilim insanlarının tüp bebek (IVF) hastalarından bağışlanan embriyolar üzerinde yürüttüğü son araştırmalar, insan germ hattı (üreme hücresi) düzenlemesinin teknik olarak mümkün hale geldiğini kanıtladı. Ancak bu teknolojik sıçrama, etik ve hukuki tartışmaları da beraberinde getirdi.

‘KÖR NEŞTER’ CRISPR YERİNİ NOKTA ATIŞI MÜDAHALEYE BIRAKIYOR

Genetik biliminde çığır açan ve geliştiricilerine Nobel Ödülü kazandıran geleneksel CRISPR-Cas9 teknolojisi, DNA sarmalında çift zincirli kırılmalar yarattığı için uzun süredir “kör bir neşter” olarak nitelendiriliyordu. Embriyo üzerinde yapılan müdahalelerde kromozom kayıplarına ve istenmeyen genetik hasarlara yol açan bu yöntem, 70’ten fazla ülkede insan üreme hücrelerinde yasaklanmış durumdaydı.

Ancak Nature dergisinde yayımlanan yeni çalışmalarda, “baz düzenleme” adı verilen ve 3 milyar baz çiftinden oluşan insan genomunda tek bir harfi dahi hassasiyetle değiştirebilen yeni bir yöntem kullanıldı. Araştırmacılar, embriyo gelişiminde hayati rol oynayan genleri bu yöntemle başarıyla manipüle etti. Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Kathy Niakan, bu hassas teknolojinin kromozom bozulma risklerini en aza indirdiğini açıklasa da, tekniğin klinik kullanım için henüz güvenli olmadığını kabul etti.

‘MOZAİKLİK’ VE ‘HEDEF DIŞI ETKİ’ HAYATİ RİSK TAŞIYOR

Genetik müdahalenin başarı oranlarındaki artışa karşın, embriyo aşamasında yapılan değişikliklerin tüm vücut hücrelerine eşit şekilde dağılmaması anlamına gelen “mozaiklik” sorunu henüz çözülebilmiş değil. Araştırmacılar, düzenlenen bazı embriyolarda hedeflenen genin yanı sıra istenmeyen genlerin de yapısının bozulduğunu (hedef dışı etki) saptadı.

Columbia Üniversitesi’nden Doç. Dr. Dietrich Egli, “Bu müdahale doğrudan insan vücudundaki tüm dokuları oluşturacak tek bir hücreye yapılıyor. En alttan başladık ve birkaç adım attık ancak klinik uygulamalara giden yol oldukça uzun ve riskli” değerlendirmesinde bulundu. Uzmanlar, laboratuvarda morfolojik olarak sağlıklı görünen embriyoların dahi anne rahmine tutunamama nedenlerinin anlaşılması açısından bu araştırmaların değerli olduğunu, fakat canlı bir çocuk doğumu için sürecin henüz çok erken olduğunu vurguluyor.

‘GATTACA’ TOPLUMUNA DOĞRU: ZENGİNLERİN TASARLANDIĞI BİR GELECEĞE Mİ GİDİYORUZ?

Genetik teknolojisindeki bu gelişmeler, bilim insanlarını ve biyoetikçileri “tasarım bebekler” krizine karşı bir kez daha alarma geçirdi. Chicago Üniversitesi Din ve Etik Profesörü Laurie Zoloth, kalıtsal hastalıkları önleme amacı gütse bile bu teknolojinin zamanla “tedavi” sınırından çıkıp “genetik geliştirme” boyutuna kayacağı uyarısında bulundu.

Gattaca filmindeki gibi genetik mükemmellik odaklı bir sınıf toplumunun doğabileceğine işaret eden Prof. Zoloth, “Bu süreç bizi zenginlerin çocuklarının genetik olarak özenle tasarlandığı, yoksulların ise kaynak yetersizliği yüzünden geride kaldığı ve demokrasilerde rekabet edemediği çok daha adaletsiz bir geleceğe sürükleyebilir. Dünyada hâlâ doğmuş çocuklara güvenli okullar ve eşit eğitim imkanları sağlayamazken, embriyoların kodlarını kusursuzlaştırmak için devasa kaynaklar harcamamız son derece düşündürücüdür” ifadelerini kullandı.

Aralarında İngiltere, Hollanda ve İspanya’nın da bulunduğu Avrupa ülkelerinde yapılan kamuoyu araştırmaları, toplumun ölümcül hastalıkları engellemek kaydıyla embriyo düzenlemesine sıcak baktığını gösteriyor. Ancak bilim dünyası, tıbbi güvenlik garantisi sağlanmadan ve katı etik sınırlar çizilmeden yapılacak uygulamaların insan neslinin geleceğini belirsizliğe sokacağı konusunda birleşiyor.

yok

Author: Yusuf Arslan