2 Kasım 1964 tarihinde Almanya’ya Türkiye’den göç eden işçilere seslenmek amacıyla kurulan Köln Radyosu, yayın hayatına tamamen veda ediyor. Uzun bir dönem boyunca Türkiye’den gelen göçmenlerin memleketleriyle olan yegane bağını oluşturan ve bir radyodan çok daha fazlasını ifade eden bu yayın organı, 2022’de geleneksel radyoculuğu sonlandırmıştı. O tarihten beri yoluna “Cosmo Türkçe” ismi altında bir podcast kanalı olarak devam eden mecra, önümüzdeki yılın nisan ayı itibarıyla tümüyle kapanacak.

Kısadalga’dan Yunus Ülger’in yazısına göre, Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaleti (NRW) kamu yayın kuruluşu (Westdeutsche Rundfunk, WDR) tarafından yayınlanan Cosmo Türkçe radyo yayını, gelecek yılın nisan ayından itibaren radyo olarak artık yayınlanmayacak. Tüm eleştirilere ve tepkilere karşın WDR Yayın Kurulu, Cosmo Türkçe ile birlikte diğer anadil yayınlarına da son verme kararı aldı. WDR, Cosmo Türkçe’nin podcast olarak yayınlanacağını, ancak radyoda yer almayacağını bildirdi. Cosmo Türkçe hafta içinde saat 16’da önce podcast olarak yayınlanıyor, saat 20’den itibaren de radyoda yayınlanıyordu, yayın süresi yarım saatti. Aslında Türkçe ile birlikte anadil yayınları, 2022 yılının başında sona ermişti. Bu tarihten itibaren Almanya genelinde yayınlanan anadil radyo yayınları sona ermiş, Köln Radyosu adı kaldırılmış, bunun yerine Cosmo Türkçe adı verilmişti.
YAYIN KURULU KARARINDAN DÖNMEDİ
Cosmo Türkçe çalışanlarının, sivil toplum ve kültür kuruluşlarının anadil yayınlarının devam etmesi yönünde talepleri, WDR Yayın Kurulu’nu kararından geri döndürmedi. Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Federal Milletvekli ve Dışişleri Müsteşarı Serap Güler, Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, “Çok dilli programların kaldırılması, özellikle toplumsal uyum ve karşılıklı anlayışın her zamankinden daha önemli olduğu bir dönemde yanlış bir mesaj veriyor” görüşünü dile getirdi.
Yeşiller Partili eski Federal Kültür Bakanı Claudia Roth ise, WDR’in kararının yanlış olduğunu belirterek, “Kamu yayıncılığında tasarruf yapılırken, bundan ilk etkilenenler her zaman toplumda yeterince temsil edilemeyenler oluyor” dedi.

‘BU TARZ YAYINLAR AZ DİNLENİYOR’
WDR Yayın Kurulu, anadil yayınlarının kaldırılmasını, bu yayınların çok az sayıda dinlenmesine bağlıyor. Bunda gerçeklik payı yok değil, ancak Türkçe yayını hafta içinde yarım saatlik podcasta indirirseniz, elbette dinleyicisi az olacaktır. Bununla birlikte artık iletişim araçları çeşitlendi ve epeyce arttı. Günümüzde Türkiye’den haber alınacak iletişim araçları, dolayısıyla radyolar da arttı. Ancak Almanya’dan Almanyalı Türkiye kökenlilere anadillerinde yayın yapacak iletişim araçlarına elbette ihtiyaç var. Ne yazık ki Türkçe yazılı basın da neredeyse yok olma noktasına geldi, Hürriyet ve Sabah basılı gazete yayınını 2025 yılının başlarında sona erdirdi. Uzun yıllardır Berlin’de 24 saat Türkçe yayın yapan Metropol FM radyosu, uzun bir süreç sonunda NRW eyaletinde de yayın ruhsatı aldı, birkaç yıl önce de yayına başladı.
WDR’in anadil yayınlarına son vermesinin, iki Almanya’nın birleşmesiyle değişen göçmen, buna bağlı olarak kültür politikasıyla da bağlantılı olduğunu söylemek gerek. Bu politika, milliyetçi, çokkültürlü toplum yerine tek kültürlü bir toplum politikası güdüyor. Bir zamanlar Yeşiller Partisi’nin şiddetle savunduğu, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) de sahiplendiği çokkültürlü toplum modeli çoktan terk edildi, ilk başta da Yeşiller tarafından. Bu modeli hiç istemeyen ve 16 yıl başbakanlık yapan Hristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) Angela Merkel, “Multikulti ist tot (Çokkültürlü toplum öldü)” diyerek ölüm fermanını vermişti. Multikulti kavramı, çokkültürlü toplum demek olan Multikulturelle Gesellschaft ifadesinin kısaltımı ve çokkültürlü toplum modelini alaya alan bir ifade olarak kullanılır.
RADYODAN ÇOK ÖTEYDİ…
Özellikle birinci kuşak Türkiye kökenlilerin gurbet yaşamında Köln Radyosu’nun efsanevi bir yeri vardır. İletişim araçlarının bu kadar yaygın olmadığı yıllarda, Köln Radyosu, Türkiye kökenlilerin ana yurtlarıyla tek bağlantısıydı, Türkiye’den haber veren tek güncel haber kanalıydı, memlekete açılan gözü, kulağıydı. Türkçe gazeteler de 1960’lı yıllarda işçilerle birlikte Almanya’ya gelmişti, ama Türkiye baskısı Almanya’da ertesi gün basılıp dağıtılıyordu. Sadece haber vermiyordu Köln Radyosu, Türk Danış adı altında haftada bir gün artık hayatta olmayan sosyal danışman Fuat Bultan, telefon ve mektupla gelen soruları yanıtlıyordu. Bunlar iş yaşamı, yabancılar daireleri ve Türk makamlarıyla ilgili sorunlara kadar çok geniş bir yelpazeden gelen sorulardı. Her gün saat tam 18:40’ta radyonun başında toplanıp, Can Akbel, Yüksel Pazarkaya, Turhan Dikkaya ve diğer sunuculardan memlekette ne olup bittiğini haber alıyorlar, hasret türküleri, şarkıları dinliyorlardı.

‘YİNE BİR GÜLNİHAL’
Ülger’in kısadalga’da yayımlanan yazısı şöyle:
“Benim Köln Radyosu ile tanışmam, 40 yıl kadar önce oldu. Türkiye’de siyasî şiddet eylemleri artınca, Almanya’ya babamın yanına gelmiştim. Ben geldikten iki hafta kadar sonra 12 Eylül darbesi oldu. Altı ay kadar babamın kaldığı Alman Demiryolları’nın işçi yurdunda kaldım. Köln Radyosu’nun yayın saati geldiğinde odalara bir sessizlik çöker, pür dikkat Kölün dinlenirdi. Kısa dalgadan yayın yapan Türkiye’nin Sesi, bu adı hiç hak etmiyordu. Dakikalarca aradığım halde, çok enderdir bulduğum. Bulununca da haşırtıdan bir nesne anlamak mümkün değildi.
Köln Radyosu’dan beynime kazınan, Dede Efendi’den giriş müziği, “Yine bir Gülnihal aldı bu gönlümü” şarkısıdır. Bir de Turhan Dikkaya’nın Fransızca vurgulu, “Alemanya radyolarının günlük Türkçe yayınına başlıyoruz” girişidir. Radyoyu açmak, çoğu zaman bana düşerdi. Ben unuttuğum zaman oda arkadaşım Mehmet amca, “Yiğenim, Kölün geldi, Kölünü aç” deyip hatırlatırdı.
O zamanlar da gazeteci olmak istiyordum, ancak bir gün radyoda da çalışacağımı hiç düşünmemiştim. Ben, yazılı basında çalışmak istiyordum. 2009’dan 2021’e kadar Köln Radyosu’nda haberci olarak çalıştım, Ruhr Bölgesi’nden haberler, söyleşilerden yaptım.
Köln Radyosu’dan olduğumu söylediğimde burnunu kıvırıp konuşmayanlar olduğu gibi, hemen yüzünde bir sevinç beliren, konuşmayı şiddetle isteyen çok kişi oldu. Neredeyse hepsi şu cümleyi söylerdi, hâlâ da söylerler: Köln Radyosu başladığında babam hepimizi sustururdu. Yıllar önce söyleşi yaptığım emekli bir madenci şöyle demişti: Köln Radyosu, askerlik gibidir, anlat anlat bitiremezsin.

‘ZAMAN ZAMAN TEPKİ ÇEKTİ’
Köln Radyosu zaman zaman politize oldu, özellikle muhafazakar milliyetçi kesimin tepkisini çekti
Türkiye ile Almanya arasında ilişkilerin gerginleşmesi, Köln Radyosu’na yansıyordu. Türkiye’ye, AKP’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik eleştiriler, kendini muhafazakar ve milliyetçi olarak tanımlayan Türkiye kökenlilerin tepkisini çekiyordu. Bu durumu, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ermenilerin sürülmesi ve kıyımı konusuyla örneklemek mümkün olabilir. Türkiye ile Almanya arasında ilişkiler gerginleştiği dönemlerde, Almanya Ermeni meselesini Türkiye’ye karşı bir baskı aracı kullanıyordu. Geçtiğimiz aylarda Baden Württemberg Eyaleti Başbakanı seçilen Yeşiller Partili Cem Özdemir, bu konuda hep önde olmuştur. Özdemir’in, İsrail’in Gazze’de kıyımına yönelik bir eleştirisi şimdiye kadar duyulmadı. Her yıl 24 Nisan yaklaşırken Ermeni meselesinin Köln Radyosu’nda gereğinden fazla konu edilmesi, özellikle muhafazakar ve milliyetçi kesimin tepkisini çekmiştir.
Son yıllarda ve özellikle de Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra Alman politikacılar ve medyadan AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında neredeyse hiç olumsuz açıklamalar duymuyoruz. CHP’ye yönelik operasyonlar hakkında da birkaç pek suya sabuna dokunmayan açıklamalar dışında tepki duymuyoruz. “Avrupa’nın yeni güvenlik yapısında Türkiye’ye ihtiyacımız var, aman Erdoğan’ı kızdırmayalım” modunda Almanya. Ermeni meselesiyle konuyu kapatırsak, bu konuda da son yıllarda neredeyse hiçbir haber yer almıyor medyada.”
