Dünyanın en gelişmiş beşinci nesil savaş uçakları olarak kabul edilen ve radara yakalanmama (hayalet/stealth) teknolojisine sahip olan jetler, Lasca’daki 32. Hava Üssü’nde düzenlenen görkemli bir törenle ordu envanterine kabul edildi.
“ORDUMUZUN KABİLİYETİ KÖKTEN DEĞİŞİYOR”
Teslimat töreninin ardından stratejik açıklamalarda bulunan Polonya Savunma Bakanı Władysław Kosyniak-Kamiś, bu anın Polonya ordusu için tarihi bir kırılma noktası olduğunu vurguladı.
Bakan Kosyniak-Kamis, Polonya envanterine giren F-35’lerin aynı zamanda NATO’nun doğu kanadında görev yapacak ilk beşinci nesil savaş uçakları olma özelliğini taşıdığına dikkat çekti.
DEV ANLAŞMA 2029’DA TAMAMLANACAK
Savunma analistleri, Polonya’nın toplam 32 adet uçağı kapsayan bu dev tedarik sözleşmesinin 2029 yılına kadar tamamlanacağını öngörüyor.
Küresel ölçekte yaşanan F-35 talep patlaması nedeniyle üretim ve teslimat süreçlerinin giderek uzadığı belirtilirken, benzer siparişler veren Romanya gibi diğer bölge ülkelerinin uçaklarını ancak 2030’lu yıllarda teslim alabileceğine işaret ediliyor.
Bu durum, Polonya’nın bölgedeki stratejik önceliğini ve hızını bir kez daha ortaya koyuyor.
RUS MUADİLLERİNE KARŞI KRİTİK ÜSTÜNLÜK
Askeri uzmanlar, Polonya Hava Kuvvetleri’ni tamamen modernize eden bu hamlenin, bölgedeki Rus havacılık unsurlarına karşı koymada kritik bir avantaj sağlayacağı görüşünde birleşiyor.
F-35 gelişmiş radar, aviyonik sistemler ve düşük görünürlük (stealth) avantajıyla Rusya’nın en güvendiği jetler olan Su-35S ve Su-57’ye karşı net bir üstünlük kurabiliyor. Ayrıca bu jetler, Avrupa ülkelerinin de tercih ettiği 555 kilometre menzilli JSM seyir füzeleri ve güdümlü süzülme mühimmatlarını kullanma yeteneğine sahip.
HAVADA STRATEJİK DENGE VE FÜZE REKABETİ
Analistler, Rusya’nın elinde bulunan 300 kilometre menzilli R-37M havadan havaya füze avantajına karşı bir uyarıda da bulunuyor.
F-35’lere entegre edilecek olan benzer menzilli Avrupa yapımı Meteor ve Amerikan AIM-260 füzelerinin tam operasyonel hale gelmesinin 2030’ları bulabileceği tahmin ediliyor.
Bu nedenle, bölgedeki hava üstünlüğü yarışının bir süre daha hassas bir stratejik denge üzerinde ilerlemesi bekleniyor.