Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, son günlerde yaşanan istifalar sonrası sosyal medya X hesabından bir paylaşım yapmış ve söz konusu paylaşımı tartışma yaratmıştı.
Sinem Fıstıkoğlu ile Sansürsüz programına konuk olan Cafer Mahiroğlu, canlı yayında söz konusu paylaşımı nedeniyle özür dileyerek yaşananları anlattı.
CAFER MAHİROĞLU: ÖZÜR DİLİYORUM
Her şeyden önce bir insan olduğunu ve duygusal hezeyan yaşadığını ifade eden Mahiroğlu, şunları söyledi:
“Şimdi öncelikle ben şunu söylemek istiyorum. Evet, bu arkadaşlarımızın ayrılıklarına gelmeden önce yani sorunların içeriğini konuşmadan önce, öncelikle ben bir insanım, sonuçta duygusal bir hezeyan yaşadım ve o linç kampanyasında belki de hiç göstermemem, soğukkanlı olmam gereken bir durumda bir Tweet paylaştım. Bunun içeriği hakkında hiç girmeden öncelikle bundan dolayı bir hata yaptığımı ve özür dilediğimi söylemek istiyorum. Çünkü şundan dolayı söylüyorum, bütün paydaşlarımdan özür diliyorum. Burada haklıydı, haksızdı böyle bir şeye girmeyeceğim yani isimli arkadaşlar, isimsiz arkadaşlar… Bunların hepsinin dışına çıkarak herkesten öncelikle bir özür dileyeceğim. Çünkü gerekçeyi de şundan dolayı özür diliyorum; ben duygularıma hakim olmak zorundaydım. Çünkü eğer siz bir iş yapıyorsanız ve bu yaptığınız işte toplumun bütün katmanları tarafından izleniyor ve takip ediliyorsa, e siz de bu eleştirilere açık olacaksınız. Yani bu eleştirilerden dolayı işte duygusal dünyamda yıkım oldu, zayıflığa düştüm, burada bir hata yaptım deme lüksünüz yok. Ama ben de sonuçta insanım çünkü şöyle; ben de yaklaşık bir buçuk yıldır Türkiye’ye gelemiyorum. Yani buradan iki üç ay önce 30 yaşlarında bir yeğenim vefat etti, cenazesine katılamadım. Dolayısıyla bunlar insanda psikolojikman bir çöküntü yaşatıyor. Belki de diyorsun ki; ailemden birisine bir şey olur mu, işte ben ne yapacağım… Bunun gibi yaşadığınız bu streslerde ve her gün malınızla, mülkünüzle sınanıyorsunuz. Ve tek bir suçum benim burada Halk TV’nin sahibi olmamdan kaynaklanan birtakım olaylardan dolayı bu sorumluluklardan dolayı sorgulandığım ve bir iftiracının, hiç tanımadığım, yüz yüze gelmediğim bir insanın söylemleri hakkında, söyledikleri hakkında ben ülkeye giremiyorum. Ve her gün başımızda bir giyotin, işte Halk TV kapatılacak mı, Halk TV’ye el mi konulacak gibi psikolojik baskılarla bir süreç yaşıyorum. Dolayısıyla birtakım durumların peş peşe olduğunda, e ben de bir insanım dolayısıyla soğukkanlılığımı kaybettim hiç gereksiz bir yerde o Tweeti atma ihtiyacı hissettim. Bundan dolayı öncelikle özür diliyorum.”
“BEN İLK O PROMPTERI KALDIRDIM”
Halk TV ekranlarından, editöryal bağımsızlığın sağlanması adına promterı kaldırdığını belirten Cafer Mahiroğlu, şöyle konuştu:
“İkinci arkadaşların bu tabii olayına geldiği için, geldiği zaman şunu söylemek istiyorum. Şimdi bu arkadaşlarımızla ben yaklaşık işte aldığımdan herhalde bir sene sonrası mı hatırlamıyorum, iki sene sonrası mı, birlikte yol yürüdüğümüz arkadaşlar. Ekran önü ve ekran arkası… Ben aldığımda 30 kişiden ibaret bir kanaldı, belki biraz daha sayıları fazladır hatırlamıyorum. O günden bugüne şu andaki en son kadromuz 200 kişi. Artı bir yeni bir yapılanma daha katılacak arkadaşlarla birlikte herhalde 210-215 kişi civarında ama şu anki var olan kadromuz 200 kişi. Dolayısıyla bunlarla birlikte ciddi bir yol kat ettik. Tabii ki Halk TV de yani birdenbire gelmedi, belli bir süreçleri aştık, belli bir zorlukları aştık, hep birlikte bir mücadele verdik ve bir aşama kaydettik.
Ben çalıştığımız arkadaşlara ve bunlara her zaman kendimce bir şey söyledim. Dedim ki mesela televizyonculuk camiasında siz daha iyi bilirsiniz, prompter vardır. Bu prompter nedir; işte önce bunlar kaleme dökülür, yazılır ondan sonra ekran önündeki çıkacak olan arkadaşa ekrandan akar, o arkadaşımız da ekranda aslında yazılmış olan metinleri okur. Aslında bu bir gizli bir editoryal şeydir, hegemonyadır. Aslında siz ekranda ne kadar da işte editoryal özgürlüğümüze karışılmadı dense bile aslında editoryal özgürlüğünüze karışılıp yazılıp onunla o akışta size okutulan şeylerdir. Bunu kişiselleştirmeden söylüyorum lütfen bu bir kişisel gibi algılamayın, genel bir tespit çerçevesinde bunu söylüyorum. Ben ilk o prompterı kaldırdım. Dedim ki hayır arkadaş burada arkadaşlarımız çıktığında kendi duygularını, kendi hislerini, kendi yaşadıklarını anlatacaklar. Dolayısıyla biz hiçbir şekilde buraya müdahale etmeyeceğiz yani spontane bir konuşma olacak.”
“BENİM DOĞRULUĞUMU DA YANLIŞLIĞIMI DA TESPİT EDECEK HALK TV İZLEYİCİLERİDİR”
Bununla ilgili de çok fazla ceza ödediğini belirten Mahiroğlu, şöyle konuştu:
“Belki monolog diyebilirsiniz, belki o anki duyguların aşırı gösterişi diyebilirsiniz ki bunlardan dolayı da ben çok cezalar ödedim. Ama bu ödediğim cezaların hiçbirinde de kalkıp arkadaşlara hiçbir şekilde sitem etmedim. Burada çalışan arkadaşlarımız bunu lütfen burada beni dinliyorlarsa, duyuyorlarsa yazsınlar sosyal medyada, eğer bir yanlışım varsa yanlış olduğunu ifade etsinler. Ben çünkü bunları yaparken tek bir kişiye, halkıma, Halk TV izleyicisine doğru bildiğim şeyleri en doğru şekilde götürebilmek adına bunları yaptım.
Ve ben hep şunu dedim; benim muhasebemi de, benim mahkememi de, benim doğruluğumu yanlışlığımı da tespit edecek Halk TV izleyicileridir. Ben hep onların vicdanına sığındım. Ve bir önceki gene yayında şunu demiştim; Halk TV’nin gücü beni geçeli çok oldu. Hakikaten ekran önündekileri de geçeli çok oldu. Şimdi bizler toplumun ihtiyacı olan söylemleri söylüyoruz, dolayısıyla bizim söylemlerimizden dolayı bizlere bazen hak ettiğimizden çok daha fazla bir değer yükleniyor. Yani çünkü gönüllerini alıyorlar, evlerini alıyorlar, bizi kabul ediyorlar. Fakat bizim sadece yaptığımız gerçekten doğruları söylemek. Dolayısıyla ben her seferinde benim defterimi, hesabımı, cezamı ya da mükafatımı verecek olan Halk TV izleyicileridir. Ben hep onların vicdanına sığındım. Bugün bana derlerse ki sen orayı bırak git, size samimi olarak itiraf ediyorum bugün elimi çeker giderim.”
ÇALIŞANLARLA ABİ-KARDEŞ İLİŞKİSİ
“Bizim halktan gizlediğimiz bir mahrem kapımız yok ama bu çalışan arkadaşlara da bize de Halk TV’nin yöneticilerine de bir gereksiz bir şey olacak polemik olacak burada. Fakat ben şuradan yürüyeyim. Şimdi bunları biz söylerken şimdi ben dediğim gibi bir buçuk yıldır ben yurt dışındayım. Ben bu ekran yüzündekilerle de, ekran arkasındakilerle de hepsinin omzuna dokunmuşum, hepsiyle yemek yemişim, hepsiyle çay içmişim, abi kardeş ilişkisi kurmuşum.”
“HALK TV YILLARDIR BİR EKONOMİK TECRİT ALTINDA”
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik duruma da değinen Mahiroğlu, “Şimdi Türkiye’nin geldiği ekonomik şartlar içerisinde bizim şu anda konuştuğumuz şeyin de pek anlamı yok şöyle ki yok; bir kiranın 60-70 bin lira olduğu bir yerde çalışan bir insanın asgari ücretin işte 20 küsurat olduğu, emeklilerin 20 bin lirayla geçimlerini sağlamak gibi bir zorunlulukları olduğu bir ülkenin ekonomik şartları içerisinde konuştuğumuz şeyin bir şeyi yok yani bir gerçekliği yok.” diye konuştu.
Mahiroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben ne diyebilirim şu anda; evet biz arkadaşlara çok rahat yaşayabilecekleri bir ücret mi veriyoruz diyebilirim. Böyle bir gafletin içine düşebilir miyim? E zaten bizim bütün çabamız, bütün mücadelemiz bu açmazın aşılması değil mi ama aynı zamanda da şunu söylerim; ya Halk TV yıllardır bir ekonomik tecrit altında. Resmen bir ekonomik darboğazın içine itilip hem cezalarla hem de bizim alanımızdaki yayınlarımızın getirisiyle ödeyebileceğimiz giderlerimizin olabileceği reklam alanında ciddi bir şekilde bir darboğaz mücadelesi içerisindeyiz.
“BUNLARI BİR BAHANE OLSUN DİYE SÖYLEMİYORU”
Bunları bir bahane olsun diye söylemiyorum yani iki yanlış bir doğru yapmaz. Evet kardeşim sen burayı yönetiyorsan, sen buraya adaysan buranın sorumluluklarını yerine getireceksin. Ben de şunu söylüyorum; benim hesabım açık çağrı da yapıyorum; buyurun gelin eğer gerçekten benim gelirimden ben kendime bir aylık dahi alıyorsam buradan almayacağım onu da sizlere vereceğim. Yani gelir ve gider dengem benim açık bunu ortaya koymaya da hazırım. Hiçbir bu konuda da şeyim yok, samimiyetsizliğim yok, çok samimiyim. Beni tanıyanlar bilir ki ben hissetmediğim şeyi konuşmam yapamayacağım şeyin de arkasında durmam.”