CHP’li Gökçe Gökçen’den Merdan Yanardağ ve Ekrem İmamoğlu’na ziyaret: ‘Neden şu algıyı yaptın’ diye soruyorlar

Chpli gokce gokcenden merdan yanardag ve ekrem imamogluna ziyaret neden su algiyi yaptin diye mBGe5qF3.jpg

Seçilmiş CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Silivri Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Merdan Yanardağ’ı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etti.

Gökçen, Yanardağ’ın “siyasi casusluk” davasından yargılandığını anımsatarak, “Tamamen absürt bir dava, tamamen kötü niyetle oluşturulmuş bir iddianame. Aslında TELE 1’e el konulabilsin diye tutuklandı ve 7 aydır tutukluluğu devam ediyor” ifadelerini kullandı.

“KAYYIM ATAMAK İSTEDİLER”

Gökçen, Yanardağ hakkında konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Merdan Yanardağ’a televizyonda “Neden şu soruyu sordun, neden şu algıyı yaptın?” diye sorular yöneltiliyor. Merdan Yanardağ, televizyonda yaptığı yayınlar, yani aslında her zaman yaptığı gazetecilik faaliyetini yerine getirdiği için şimdi siyasi casuslukla suçlanıyor.

TELE 1 izleyicilerinin desteğiyle ayakta duran bir kanaldı. Gazeteciler tarafından kurulan, bağımsız bir şekilde haber yapan, gazetecilik faaliyeti yürüten bir kanaldı. Tam da bu yüzden TELE 1’den rahatsız oldular ve kayyım atamak istediler.

TELE 1’e kayyım atamak istedikleri için Merdan Yanardağ’ı tutukladılar. Bizler buradan bu vesile ile TELE 2’de görevlerini hala bağımsız, cesaretli bir şekilde ve basın özgürlüğünü savunarak yapan bütün gazetecilerle de dayanışma duygularımızı iletmek istiyoruz.”

“SAVUNMA YAPMASINA İZİN VERİLMEDİ”

Gökçen, İmamoğlu’na ziyaretine ilişkin de konuştu. İBB Davası’nın son duruşma günlerini anımsatan Gökçen, “Geçtiğimiz günlerde İBB Davası’nda şimdiye kadar hiçbir siyasi davada görmediğimiz bir olay yaşadık. 15.5 milyon vatandaşımızın oyuyla cumhurbaşkanı adayımız olan Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapmasına izin verilmedi. Sadece Ekrem İmamoğlu’nun değil avukatlarının da savunma yapmasına izin verilmedi” dedi.

Gökçen, konuşmasına şöyle devam etti:

“Hatırlayalım; daha 9 Mart’ta burada dava başlamıştı. Başladığı zaman Ekrem İmamoğlu “Ben savunma yapmak istiyorum.” Demişti. Mahkeme başkanı ise gerekçesiz bir şekilde “Hayır, şu sırayla yapılacak en sondan bir önceki sizin savunmanızı dinleyeceğim” demişti.

Peki, 4 ay boyunca bu duruşmalar devam etti ve bu duruşmaların sonuna gelindiğinde bir tuhaf 9 Temmuz’da duruşmayı bitirmeye yönelik bir ısrar ortaya çıktı. Bu ısrar sorgulanıldığında milletvekillerimizi duruşmanın dışına atmaya karar verdiler. Ekrem İmamoğlu’nu düşünün; 142 eylemden sorumlu tutuluyor kendisi bunlara karşı sadece saatler içerisinde savunma yapması bekleniyor kendisinin ve avukatlarının.

“HİÇBİR SİYASİ DAVADA GÖRMEMİŞTİK”

9 Temmuz’da duruşmayı birdenbire bitirme ısrarı sonucunda Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapmak istemesine rağmen hatta “Bir sonraki celsede daha geniş bir zamanda bu savunmayı yapabilirim” demesine rağmen, susma hakkını kullanmış gibi kayıtlara geçmiş olduğunu gördük. Böyle bir rezaleti Türkiye’de hiçbir siyasi davada görmemiştik.

Bakın Ekrem İmamoğlu’nun sesi yasak, görüntüsü yasak, sosyal medyaları yasak. Ekrem İmamoğlu’ndan öyle bir korkuluyor ki Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapması da yasak. Böyle bir korku rejiminden bahsediyoruz.

Ama hiç kimse kusura bakmasın. Herkes şunu çok iyi bilsin ki milyonların umudunu bir siyasi partiyi lidersiz bırakarak, bir siyasi partiyi bölmek için yargıyı araç olarak kullanarak, bir siyasi partiyi adaysız bırakmaya çalışarak ortadan kaldıramayacaksınız. Çünkü milyonların umudu, Türkiye’nin güzel günlerine, güzel geleceğine dair bir umut ve bu halkın kendi yarattığı bir umut. Halkın kendi yarattığı umudun ne yaparsanız yapın önüne geçemezsiniz, önüne geçemeyeceksiniz.”

yok

Author: Yusuf Arslan