Peki bu devasa yatırım, iddia edildiği gibi Çinli rakiplere karşı bir savunma kalesi mi olacak, yoksa hızla değişen pazarda riskli bir kumara mı dönüşecek? İşte milyarlık stratejinin perde arkası…
STELLANTİS’TEN FRANSA’YA DEV YATIRIM
Otomotiv devi Stellantis, yeni nesil STLA One platformunu geliştirmek ve üç yeni elektrikli/hibrit Peugeot modeli üretmek amacıyla Fransa’ya 1 milyar eurodan fazla yatırım yapacağını açıkladığı dev bir hamleye imza attı.

Yatırım, Stellantis grubunun CEO’su Antonio Filosa tarafından, grubun Alsace bölgesindeki tarihi Mulhouse fabrikasını ziyareti sırasında resmileştirildi.
MİLYAR EUROLUK PLANIN DETAYLARI: NELER DEĞİŞİYOR?
Yeni Mimari (STLA One): Stellantis’in geleceğini şekillendirecek olan yeni modüler platform, esnek yapısıyla farklı boyutlardaki araçlara ve hem hibrit hem de tamamen elektrikli motor seçeneklerine olanak tanıyacak.

Yeni platformun mimarisi, farklı boyutlardaki araçlar için farklı güç aktarma sistemlerine olanak tanıdığı için, üç yeni model de hibrit veya tamamen elektrikli güç aktarma sistemi seçenekleriyle sunulacak .
Hedef C Segmenti: Mulhouse fabrikasında 2029 yılından itibaren üretilecek olan üç yeni Peugeot modeli, Avrupa otomobil pazarının yaklaşık %30’unu oluşturan, rekabetin en yoğun olduğu C segmentinde yer alacak.
Maliyetlerde %20 Düşüş: Bu yatırım, grubun geçtiğimiz günlerde (21 Mayıs’ta) açıkladığı “FaSTLAne 2030” stratejik planının en önemli temel taşlarından birini oluşturuyor. Temel amaç, üretim süreçlerini basitleştirerek maliyetleri %20 oranında düşürmek ve Çinli üreticilerle fiyat rekabetine girebilmek.
TARİHİ FABRİKADA ELEKTRİKLİ DÖNÜŞÜM
Yaklaşık 4.500 kişinin istihdam edildiği Mulhouse tesisi, Stellantis’in Fransa’daki en köklü ve tarihi üretim merkezlerinden biri. 2029’da başlayacak yeni üretim dalgası, fabrikanın geleceğini uzun vadeli güvence altına alırken, şirketin “Fransa’da üretimi artırma” ve “elektrifikasyon” stratejilerini de bir araya getiriyor.
CEO Antonio Filosa’ya göre, Avrupa genelinde düşük emisyonlu araçlara verilen destek programları ve “Avrupa’da Üretilmiştir” (Made-in-Europe) konseptini teşvik eden girişimler, bu kadar büyük ve radikal bir yatırım kararının alınmasında en elverişli ortamı hazırladı.
