Çin’in nadir toprak gücüne İsveç’ten yeşil hamle

Cinin nadir toprak gucune isvecten yesil hamle gt36MzNq.jpg

Başak Nur GÖKÇAM

Dünya ekonomisi, kar­bonsuzlaşma hedef­leri doğrultusunda ta­rihinin en büyük endüstriyel dönüşümlerinden birini yaşı­yor. Küresel temiz enerji ya­tırımlarının 1,8 trilyon dolar seviyesine ulaşması, elektrik­li araçlardan rüzgâr türbinle­rine kadar pek çok kritik tek­nolojide kullanılan hammad­delere olan talebi eşi benzeri görülmemiş bir hızla artırdı.

Ancak yeşil teknolojilerin bel kemiğini oluşturan nadir top­rak elementleri (REE) ve bu elementlerden üretilen yük­sek performanslı mıknatıs­lar, bugün sürdürülebilirli­ğin en büyük çelişkilerinden birini barındırıyor. Bir yanda küresel karbon emisyonları­nı azaltma vaadi dururken, di­ğer yanda bu metallerin çıka­rılması ve işlenmesi sırasında ortaya çıkan devasa çevresel tahribat bulunuyor.

Geleneksel madencilik yön­temleri, tek bir hedef metalin elde edilmesi uğruna tonlar­ca mineral kaynağının ve top­rağın heba edilmesine yol açı­yor. Nadir toprak elementleri­nin cevherden ayrıştırılması ve yüksek saflıkta mıknatısla­ra dönüştürülmesi süreci son derece ağır kimyasal reaktif­ler, asit banyoları ve yüksek enerji tüketimi gerektiriyor.

Üstelik bu elementlerin yer al­dığı jeolojik oluşumlarda sık­lıkla uranyum ve toryum gibi radyoaktif maddelerin bulun­ması, üretim süreçlerini çevre ve insan sağlığı açısından cid­di bir tehdit haline getiriyor. Küresel nadir toprak mıkna­tısı üretiminin büyük ölçüde Çin’de gerçekleşmesi ve bura­daki çevresel kurallar ile en­düstriyel standartların İsveç ve Avrupa standartlarından farklı olması ise küresel risk­leri daha da büyütüyor.

Tedarikte jeopolitik kriz

Kritik hammaddeler, gü­nümüzde sadece birer sanayi girdisi olmaktan çıkıp küresel güç rekabetinin en keskin je­opolitik enstrümanlarından birine dönüştü. Konuyla ilgi­li değerlendirmede bulunan Uppsala Üniversitesi Mal­zeme Kimyası Bölümü’nden Prof. Dr. Martin Sahlberg, kü­resel tedarik zincirindeki bu kırılganlığa dikkat çekerek, “Bu jeopolitik bir sorun” dedi.

Çin’in uluslararası ticaret­teki hamlelerini ve küresel pa­zardaki baskınlığını hatırla­tan Prof. Dr. Martin Sahlberg, “Geçtiğimiz yıl ticaret sava­şı ve ABD gümrük vergileriy­le birlikte Çin’in nadir toprak elementleri ihracatını dur­durduğunu gördük. Ayrıca Trump’ın Grönland’a yönelik hamlesini ve Ukrayna-ABD Maden Kaynakları Anlaşma­sını da jeopolitik çatışmaların diğer örnekleri olarak göstere­biliriz” ifadelerinde bulundu.

Söz konusu kırılganlık, Av­rupa Birliği başta olmak üze­re gelişmiş ekonomileri ham­madde güvenliği konusunda acil önlemler almaya zorlu­yor. Temiz teknoloji üretimin­de dışa bağımlılığın getirdiği riskler, alternatif ve sürdürü­lebilir çözümleri zorunlu kı­lıyor. Mevcut üretim ekosis­teminin doğaya verdiği zararı net bir dille vurgulayan Sahl­berg, “Bugün bu iş oldukça kir­li bir iş” diyerek mevcut en­düstriyel standartların acilen dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Doğal kombinasyon hamlesi

İsveç’te yürütülen çığır açı­cı araştırmalar, nadir toprak elementleri ve güçlü mıkna­tıs üretiminde köklü bir zih­niyet değişimini temsil ediyor. Araştırmacılar, maden yatak­larından tek bir hedef metal çıkarmak yerine, İsveç mine­ral rezervlerinde bulunan tüm unsurları eksiksiz bir şekilde katalogluyor. Strateji, doğa­da halihazırda bir arada bulu­nan bu doğal mineral kombi­nasyonlarını doğrudan kulla­narak mıknatıslar geliştirmek üzerine kuruluyor. Böylece metalleri ayrıştırmak için ge­reken ağır kimyasal süreçler, zehirli atıklar ve yüksek ener­ji kullanımı en aza indiriliyor. Bu yöntemle hem çevresel kir­liliğin hem de Çin’e olan stra­tejik bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.

Sürdürülebilir malzeme­ler ve malzeme akışları oda­ğında çalışmalarını sürdüren araştırmacılar, ülkenin zen­gin kaynaklarının daha temiz bir üretimi nasıl destekleyebi­leceğini ayrıntılarıyla inceli­yor. Uppsala Üniversitesi Mal­zeme Kimyası Bölümü’nden Prof. Dr. Martin Sahlberg, İs­veç yataklarının daha sürdü­rülebilir bir mıknatıs endüst­risinin temeli olup olamayaca­ğını araştırdıklarını belirtiyor. İsveç’in potansiyeline değinen Prof. Dr. Martin Sahlberg, “İs­veç’te nadir toprak element­leri çıkarma olanaklarımız, uluslararası standartlarla kar­şılaştırıldığında bile, nispeten iyi” diye konuştu.

Zengin rezerv potansiyeli

Nadir toprak elementleri, daha sürdürülebilir bir toplu­ma geçişte kilit rol oynan ek­ranlar, mıknatıslar ve diğer fonksiyonel malzemeler için vazgeçilmez nitelikte. An­cak isimlerine rağmen bu ele­mentlerin kendileri doğada sanıldığı kadar kıt bulunmu­yor. Asıl endüstriyel zorluk, çıkarımını ekonomik ve çev­resel olarak uygulanabilir kı­lacak kadar yüksek konsant­rasyondaki yatakları bulmak­tan geçiyor.

İsveç bu açıdan önemli bir avantaja sahip. Ülkede Kiru­na, Bergslagen ve Gränna ya­kınlarındaki Norra Kärr’de zengin nadir toprak mineral yatakları bulunuyor. Prof. Dr. Martin Sahlberg’in yürüttü­ğü çalışma, bu kaynakları yurt içinde çıkarmak için gerek­li bilimsel temeli oluşturma­yı ve aynı zamanda yeni işlev­sel mıknatıslar geliştirmeyi amaçlıyor.

İsveç’in maden mirası

İsveç, Avrupa Birliği’nin en büyük demir cevheri üreticisi olmasının yanı sıra kıtanın en önemli nadir toprak potansiyeline de ev sahipliği yapıyor. Özellikle Gränna yakınlarında bulunan Norra Kärr yatağı, Avrupa’nın en büyük ağır nadir toprak elementi (HREE) rezervlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu bölgedeki cevher yapısı, neodimyum ve disprosiyum gibi yüksek değerli elementler açısından son derece zengin olurken, AB’nin Kritik Hammaddeler Yasası hedeflerine ulaşmasında kilit bir role sahip.

Yeşil teknolojinin gizli mimarı: REE

Nadir toprak elementleri (REE), periyodik tabloda yer alan 17 kimyasal elementten oluşan bir grup. Neodimyum, disprosiyum ve samaryum gibi elementler, rüzgâr türbinlerinin jeneratörlerinde, elektrikli araç motorlarında, tıbbi görüntüleme cihazlarında ve akıllı telefonlarda kullanılan yüksek performanslı kalıcı mıknatısların yapımında kritik rol oynuyor. Tipik bir 3 MW rüzgâr türbini yaklaşık 2 ton nadir toprak mıknatısı gerektirirken, bir elektrikli otomobil motorunda yaklaşık 1 ila 2 kilogram REE kullanılıyor.

yok

Author: Yusuf Arslan