Çinli araştırmacıların geliştirdiği yeni kristal, ultra hassas nükleer saatlerin önünü açabilir. Bu teknoloji; denizaltı, füze ve uzay araçlarında GPS’e ihtiyaç duymadan navigasyon sağlayabilir.
Donanım Haber’in derlediği habere göre, Çin’deki Xinjiang Üniversitesi’nden araştırma ekibi, son derece hassas “nükleer saatlerin” geliştirilmesinde kullanılabilecek, morötesi (UV) ışık üretebilen yeni bir kristal geliştirdiklerini açıkladı. Bu tür saatler, özellikle denizaltılar ve derin uzay araçları gibi GPS sinyallerinin erişemediği ortamlarda navigasyon için kritik bir rol oynayabilir.
Navigasyon sistemlerinin temelinde aslında zaman ölçümü yatıyor. Örneğin bir akıllı telefon, uydulardan gelen sinyallerin ne kadar sürede ulaştığını hesaplayarak konumunu belirliyor. Bu da kullanılan saat ne kadar hassassa, konum belirlemenin de o kadar doğru olacağı anlamına geliyor.
Bu nedenle modern sistemlerde atom saatleri kullanılıyor. Atom saatleri, atomların etrafındaki elektronların titreşimlerini ölçerek zamanı son derece hassas şekilde hesaplayabiliyor.
Ancak bilim insanlarına göre bir sonraki adım olan “nükleer saatler”, bu teknolojiyi çok daha ileri taşıyabilir. Nükleer saatler, elektronlar yerine atom çekirdeğinin titreşimlerini baz alıyor.
Çekirdekler, elektronlara kıyasla çevresel faktörlerden çok daha az etkileniyor; sıcaklık değişimleri, manyetik alanlar ya da titreşimler bu sistemleri daha az bozuyor. Bu da teorik olarak nükleer saatlerin atom saatlerinden 10 ila 1000 kat daha hassas olabileceği anlamına geliyor.
Eğer bu teknoloji tamamen olgunlaşırsa hız, yön ve geçen süreye bakarak konum hesaplayan sistemler çok daha hassas hâle gelebilir. Bu da özellikle denizaltılar için büyük bir avantaj sağlar.
Günümüzde denizaltılar GPS kullanmak için yüzeye çıkmak zorunda kalıyor ve bu da onları savunmasız bırakıyor. Nükleer saat tabanlı bir sistem ise su altında kesintisiz ve güvenli navigasyon imkânı sunabilir.
Bununla birlikte bu teknolojinin etkisi sadece denizaltılarla sınırlı kalmayabilir. GPS sinyallerine bağımlı olmayan füze sistemleri, karıştırma girişimlerine karşı çok daha dayanıklı hâle gelebilir.
Uzay araştırmaları tarafında ise derin uzay görevlerinde, Dünya’dan gelen sinyallere ihtiyaç duymadan otonom navigasyon mümkün olabilir. Hatta teorik olarak yıldızlar, pulsarlar ya da radyo sinyalleri gibi doğal referans noktaları da bu sistemlerle birlikte kullanılabilir.