1990’lı yılların ortasında ülkenin kuzeybatısındaki Guanacaste Koruma Alanı içinde yer alan aşırı otlatma, ağaç kesimi ve erozyon nedeniyle zarar görmüş yaklaşık 3 hektarlık bir arazi için sıra dışı bir proje başlatıldı. Del Oro adlı meyve suyu şirketi ile çevre bilimciler arasında yapılan anlaşma kapsamında, fabrikada ortaya çıkan portakal kabukları ve posaları bölgeye taşındı. Yaklaşık 1.000 kamyon seferiyle toplam 12 bin ton organik atık araziye bırakıldı.
UNUTULAN PROJE YILLAR SONRA YENİDEN KEŞFEDİLDİ
Proje başladıktan kısa süre sonra rakip bir şirket tarafından açılan dava nedeniyle durduruldu. Mahkeme sürecinin ardından çalışmalar sona erdi ve alan uzun yıllar boyunca kaderine terk edildi.
Aradan yaklaşık 15 yıl geçtikten sonra bölgeyi yeniden inceleyen araştırmacılar, karşılarında tamamen farklı bir manzara buldu. Bir zamanlar çıplak ve kurak olan arazinin yerinde yoğun ağaçlarla kaplı, sarmaşıkların yayıldığı sık bir orman oluşmuştu. Araştırmacılar, alanı işaretleyen büyük tabelayı bile bitki örtüsü nedeniyle bulmakta zorlandı.

ORMAN BİYOKÜTLESİ YÜZDE 176 ARTTI
Bilim insanları, portakal atıklarıyla kaplanan alanı yakındaki müdahale edilmeyen bir bölgeyle karşılaştırdı. Sonuçlar dikkat çekiciydi. Portakal kabuklarının döküldüğü bölgede ağaç yoğunluğu ve biyolojik çeşitlilik önemli ölçüde artarken, yer üstü biyokütlesinde yüzde 176’lık yükseliş tespit edildi. Toprağın daha fazla besin içerdiği ve ağaç türlerinin sayısının belirgin şekilde arttığı görüldü.
Araştırmacılara göre portakal kabukları zamanla parçalanarak toprağa organik madde kazandırdı, nem tutulumunu artırdı ve yerli ağaçların büyümesini engelleyen istilacı otların yayılmasını bastırdı. Böylece doğa, herhangi bir ek müdahaleye ihtiyaç duymadan kendi kendini yeniden inşa etmeye başladı.
Aradan geçen yaklaşık 30 yıla rağmen bölge bugün de ormanlık yapısını koruyor. 2026 itibarıyla Guanacaste Koruma Alanı’nın bir parçası olan arazi, doğal ekosistem restorasyonunun en başarılı örneklerinden biri olarak gösterilmeye devam ediyor. Araştırmacılar, portakal atıkları sayesinde başlayan dönüşümün kalıcı hale geldiğini ve alanın yeniden sağlıklı bir tropikal orman ekosistemine kavuştuğunu belirtiyor.
Uzmanlar bu örneğin her organik atığın doğaya rastgele bırakılabileceği anlamına gelmediğini vurguluyor. Ancak doğru koşullarda kullanılan tarımsal atıkların, bozulmuş ekosistemlerin yeniden canlandırılmasında önemli bir araç olabileceğini belirtiyorlar. Kosta Rika’daki bu deney ise bugün hâlâ dünyanın en dikkat çekici ekolojik restorasyon örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
