Türkiye’de doğum hızının düşmesi ve nüfusun yaşlanması her geçen gün devam ederken Cumhurbaşkanı ve AKP lideri Erdoğan ile iktidar yetkilileri ‘evlilik ve çocuk’ çağrılarında bulunmaya devam ediyor.
İktidarın bu çağrılarını mevcut ekonomik durum üzerinden eleştiren Hatimoğulları, “Nüfus yaşlanıyor, evlenin, çocuk yapın.’ Bunu diyorlar. 6,5 milyon genç işsizken doğmamış çocuğa iş mi vadediyorsunuz, aş mı vadediyorsunuz? Sen neyin kafasını yaşıyorsun ey iktidar? Neyin kafası bu?” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Türkiye’nin tarihinin en kırılgan dönemlerinden birinden geçtiğini vurgulayan Hatimoğulları, “Evet değerli Türkiye yurttaşları, jeopolitik krizlerin kökeninde ekonomi politik çıkar çatışmaları yatar. Doğrudur. Türkiye bu karmaşaya tarihinin en kırılgan dönemlerinden birinde yakalandı” dedi.

Mutfaktaki yangının giderek büyüdüğünü belirten Hatimoğulları, yoksulluk tablosunu ve iktidarın tutumunu şu sözlerle ifade etti:
“Emeğiyle geçinen milyonlar için hayat her gün daha fazla zorlaşıyor. İşsizlik, yoksulluk, geçinememe, barınamama… Sabah markete giden bir emekli emin olalım ki akşam buzdolabının önüne geçiyor, o kapıyı açıyor ve ‘Ben ne aldım ki?
Benim emekli maaşımla bu dolabın zaten yarısı dolmaz.’ diye o dolapta ‘Ben bugün ne yiyebilirim?’ diye düşünüyor. Bakın, emeklilere mikrofon uzatıyorlar değil mi sokakta? ‘Evime haftalardır et girmiyor.’ diyor.
Ama bu iktidar bunları duymuyor, bu iktidar bunları görmüyor. Bakın, sorumlusu değilmiş gibi de davranıyor. Bu konuda çok maharetliler, çok yetenekliler. Ama şu bilinmeli ki bu yoksulluğun, bu işsizliğin en temel nedeni, elbette ki kapitalizmin krizi, sermayenin krizi ama bir o kadar da en temel nedeni AKP iktidarının uyguladığı politikaların ta kendisidir. Enflasyon kalıcı hale geldi Türkiye’de. Alım gücü eriyip gitti.”
İŞKUR’A BAŞVURAN EMEKLİLER VE EVE KAPATILAN GENÇLER
Gelir dağılımındaki bozulmaya İŞKUR verileri üzerinden örnek veren Hatimoğulları, sözlerine şöyle devam etti:
“Gelir dağılımı gittikçe bozuluyor. Bununla ilgili sadece bakın iki, iki örnek vereceğim. Birisi emeklilerden. On yıllarca çalışmış emekli geçinemiyor, bunu bilmeyen yok. Bugün bu salonda da çok sayıda emekli abilerimiz, ablalarımız, kardeşlerimiz var. Geçinemiyorsunuz, bunun hepimiz farkındayız, hepimiz biliyoruz.
Ve şimdi İŞKUR’a başvuran 60 yaş üzerindeki emeklilerdeki oran yüzde 20 oranında artmış. Bakın, bu resmi rakamlara göre. Ama taksicilik yapan, işte bir emlakçıda çalışan, bir esnafta çalışan, 70 küsur yaşında inşaat işçiliği yapan emekliler var. İşte emeklilerin tablosu bu Türkiye’de.”
GİDEREK BÜYÜYEN GRUP: EV GENÇLERİ
Gençlerin üretimden koparıldığını aktaran Hatimoğulları, “Bir diğeri ev gençleri. Eve kapatılan bir kuşak. Ve işte inanın, inanın değerli Türkiye halkları, bu tablo o kadar vahim ki bu Türkiye’nin, Türkiye’yi yönetenlerin yemeyip içmeyip oturup üzerinde düşünmeleri gereken bir konu. Ama umursayan kim? Bakın, 6,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda. Eve kapatılmış, üretimden koparılmış, hayatın dışına itilmiş durumda. Ve Türkiye, genç bir kuşağın yitirilişini izliyor. Evet, Türkiye genç bir kuşağın yitirilişini izliyor” şeklinde konuştu.
“SEN NEYİN KAFASINI YAŞIYORSUN EY İKTİDAR? NEYİN KAFASI BU?”
İktidarın nüfus ve istihdam politikalarındaki çelişkiyi eleştiren Hatimoğulları, beyin göçüne de dikkat çekerek şu soruları yöneltti:
“Bakın, şöyle düşünün: Bu gençler, bu 6,5 milyon gençten bahsediyorum, sabah uyandıklarında gidecekleri okulu yok, gidecekleri işleri yok. Ama o gençlerin çok büyük hayalleri var, bunu hepimiz biliyoruz. Enerjileri var, gelecekten beklentileri var ve bu ülke onlara hiçbirini sunmuyor. Ve birçoğu yurt dışı hayali kurmaya çalışıyor. Türkiye’de en yetenekli gençler, en iyi üniversiteleri bitirmiş olan gençler, Avrupa’nın yolunu tutmak durumunda kalıyor.
e bunun önünü açan, buna salık veren bu iktidarın kendisidir, politikalarıdır. Bakın Cumhurbaşkanı birçok konuşmasında söyledi, kimi bakanlar sıklıkla ifade ediyor ve diyorlar ki: ‘Nüfus yaşlanıyor, evlenin, çocuk yapın.’ Bunu diyorlar. 6,5 milyon genç işsizken doğmamış çocuğa iş mi vadediyorsunuz, aş mı vadediyorsunuz?
Sen neyin kafasını yaşıyorsun ey iktidar? Neyin kafası bu? Bakın, herkes devlet aklından söz eder. Ben şimdi devlet mevlet aklı bilmiyorum. Ama şundan eminim ki, eminiz ki akıllı bir devlet, 6,5 milyon gencin yurt dışına gitmesini engellemek için, onları istihdama katmak için, onları üretime katmak için çaba harcar ve bununla ilgili politikalar geliştirir.”
“GEÇİNEMEYEN POLİSE, MAAŞ İSTEYEN ÖĞRETMENİ DÖVDÜRTÜYORLAR”
Meclis yakınlarında açlık grevi yapan özel okul ve mülakat mağduru öğretmenlerin eylemini hatırlatan Hatimoğulları, güvenlik güçleri ile öğretmenler arasındaki durumu şu sözlerle anlattı:
“Bakın, özel okul öğretmenleri, mülakat mağduru öğretmenler günlerdir Meclis’e birkaç yüz adım ötede eylemdeler, açlık grevindeler. Onları ziyaret ettik, taleplerini dinledik. Ve talepleri çok net, çok basit, çok insani talepler. Şunu istiyorlar: Taban maaş uygulaması yapılsın, belirsiz süreli iş sözleşmeleri, özlük haklarının kamuda çalışan öğretmenlerle eşitlenmesi, liyakatsizliğin önünü açan torpilli mülakatların son bulması; atanmak istiyorlar ve çalışmak istiyorlar. Bundan daha doğal bir talep olabilir mi? Ama bu taleplerinin karşısında öğretmenler neyle karşılaşıyor? Öncelikle muhatap alınmıyorlar. Umarız ki bugün bir görüşme vardı, gerçekleşmiştir. Demokratik zeminde taleplerini dile getirirken polis tarafından joplanıyor, gaz sıkılıyor, gözaltına alınıyorlar. Ama hepimiz şunu çok iyi biliyoruz ki öğretmen olarak yani eğitim fakültelerinden mezun, başka fakültelerden mezun birçok genç, iş bulamadığı için gitmiş polis olmuş. Şimdi o polisler o öğretmenleri joplayor. Polislerin aldığı maaşa bakın, polisler çocuklarını geçindirebiliyor mu? Maaşları onlara yetiyor mu? Hayır. Ama geçinemeyen polis, kamu emekçileri insani maaş talep ettikleri için aynı polislere bu iktidar bu talebi gerçekleştirenleri dövdürtüyor, gaz sıktırıyor. Adaletsizliğin, insanlık dışılığın geldiği boyut bu.”
“ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞI 60.000 TL’YE YÜKSELTİLMELİ”
DEM Parti’nin ekonomik çözüm önerilerini sıralayan ve iktidarın “kaynak yok” savunmasına yanıt veren Hatimoğulları, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Ve değerli yurttaşlarımız, bizler DEM Parti olarak emeği merkezine alan, eşitlikçi ve demokratik bir ekonomik anlayışı savunuyoruz. Kamusal hizmetler parasız, ana dilinde ve erişilebilir olmalıdır. Temel hizmetleri kamusal ve parasız yapmak, hem enflasyonist baskıyı önemli oranda azaltır hem de milyonlarca insana az da olsa bir nefes aldırır. Kreşleri ücretsiz yapmak mesela.
Mesela sadece belli bir yaş üstü değil, bütün emeklileri ve gençlere ulaşımı parasız sağlamak. Mesela okullardaki öğrencilere bir öğün yemeği devletin karşılaması, kamunun karşılaması; yani aileler için bunu ücretsiz hale getirmek. Bunlar çok şey değil.
Ama bunlar aileleri az da olsa rahatlatabilecek, yurttaşlarımızı az da olsa rahatlatabilecek somut adımlar. Bunun için kaynak yok diyorlar, külliyen yalan, külliyen yalan. Türkiye öyle kaynaksız bir ülke falan değil. Sağlıklı bir kaynak üretimi ve adil bir ekonomik dağılım ve paylaşımla pekala bunun altından rahatlıkla kalkılabilir. Gençler için eğitim ve istihdam güvencesi, ulaşım, barınma, temel gıdaya erişim sağlanamaz mı? Sağlayabilir. Emekliler bu anlamıyla atılacak adımlarla onurlu bir yaşam süremez mi? Sürebilir.”
“Ve ben burada sizlerin huzurunda soruyorum: Kamu niye var, devlet neden var? Yurttaşı aç, işsiz bırakmak için mi var? Hayır, tam tersi. Yurttaşın karnını doyurmak için devlet var. Barınma sorununu çözmek için kamu olmalı, bunun için olmalı. Ama ne yazık ki mevcut olan iktidar şu anda beşli çetesini ve yandaşlarını beslemekle meşgul olduğu için öğretmenlerimizle, işçiyle, emekçiyle, emekliyle, gençlerle ilgilenmeyi değil, başka şeyleri tercih etmiş durumdalar.
Ve yine çok sıklıkla ifade ettik, burada tekrar etmek istiyorum: Temel yurttaşlık geliri acilen hayata geçirilmeli. Ve bir de değerli Türkiye halkları, değerli işçi emekçi kardeşlerim, biliyorsunuz geçmiş dönemlerde Temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılırdı.
Bir süre önce bunu kaldırmış durumdalar. Ve Temmuz’da emekli maaşları, asgari ücrete mutlaka ama mutlaka zam yapılmalı, emekli maaşı ve asgari ücret 60.000 TL’ye yükseltilmeli. Ve değerli arkadaşlar, değerli Türkiye halkları, bakın Ankara’da açlık grevinde bulunan ve şimdi direnişlerini devam ettiren değerli öğretmen arkadaşlarımız bugün aramızdalar. Ben bir kez daha sizlere hoş geldiniz diyorum ve mücadeleniz zafere ulaşana dek DEM Parti olarak yanınızdayız, ortak mücadeledeyiz.”