Yapay zeka yatırımları dünya çapında devasa boyutlara ulaşırken, şirketlerin teknoloji altyapılarında yıllardır biriken yapısal sorunlar büyük bir engel teşkil ediyor. Morgan Stanley’nin verilerine göre 2028’e kadar veri merkezlerine 2,9 trilyon dolar harcanması bekleniyor ancak bu parıltılı tablo madalyonun sadece bir yüzü. Birçok kurum, “dijital borç” olarak tanımlanan ve inovasyon hızını yavaşlatan gizli yüklerle mücadele etmek zorunda kalıyor.
Yıllar içinde biriken hatalı kodlar, birbirine entegre edilemeyen platformlar ve düzensiz veri akışları, bugün “teknik borç” adıyla bilançoların yüzde 40’ına kadar dayandı. Industrial Application Software (IAS) CTO’su Bahtiyar Tan, sadece yeni teknolojilere yönelmenin yeterli olmadığını, asıl meselenin bu sistemlerin üzerine kurulduğu zemin olduğunu belirtiyor. Tan, sağlam bir dijital omurga oluşturulmadan eklenen yapay zeka katmanının, dışarıdan güçlü görünse de içeriden dayanıksız bir yapı oluşturacağı uyarısını paylaşıyor.
Veri kalitesinin düşük olması ve sistemlerin birbiriyle konuşamaması, kurumlar için sadece operasyonel bir sorun değil, aynı zamanda ciddi bir finansal yük. Araştırmalar, bu tarz kopuk yapıların şirketlere yıllık ortalama 12,9 milyon dolar maliyet çıkardığını gösteriyor. CEO’ların büyük bir kısmı kısa vadede somut sonuç alamasalar dahi yapay zeka yatırımlarına devam etme kararlılığında olsa da, altyapı hazırlığı yapılmadan atılan her adım dijital borcun daha da büyümesine yol açıyor.

Sürdürülebilir başarı için planlı dönüşüm gerekiyor
Yapay zekanın tek başına bir kurtarıcı olarak görülmemesi gerektiğini savunan uzmanlar, başarının bütünsel bir dijital stratejiden geçtiğini vurguluyor. Bahtiyar Tan, ani ve plansız müdahalelerin mevcut yapıyı daha kırılgan hale getirebileceğini ifade ediyor. Şirketlerin öncelikle veri bütünlüğünü sağlaması ve sistemler arası entegrasyonu tamamlaması, yapay zekanın sunduğu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için kritik önem taşıyor. Planlı bir dönüşüm rotası izlenmediği takdirde, bugün yapılan büyük yatırımların gelecekte yönetilmesi zor birer teknolojik yüke dönüşme ihtimali bulunuyor.