Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikler eğitim alanında yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Eğitim-İş Sendikası, özellikle yönetmeliğin 21. maddesinde yer alan “farklı program uygulayan ilkokullar” ifadesinin eğitimde birlik ilkesini zedeleyeceğini belirterek düzenlemeye tepki gösterdi. Sendika, yönetmeliğin hukuka aykırı hükümlerinin iptali için yargıya başvuracaklarını açıkladı.
TEPKİNİN ODAĞINDA 21. MADDE VAR
Eğitim-İş’in açıklamasında, yönetmeliğin 21. maddesinde yer alan “İlkokullarda Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve farklı program uygulayan ilkokullarda” hükmünün önemli bir kırılma yarattığı savunuldu. Açıklamada, zorunlu eğitimin ilk basamağında “farklı program uygulayan ilkokullar” anlayışının yönetmeliğe girmesinin, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun öngördüğü ortak, laik ve bilimsel eğitim sistemiyle bağdaşmadığı ifade edildi. Sendika, söz konusu düzenlemede bu okulların hangi ölçütlere göre belirleneceğinin ve hangi programların uygulanacağının açıklanmadığına dikkat çekerek, bunun ilerleyen süreçte farklı eğitim modellerinin yaygınlaştırılmasına zemin hazırlayabileceği değerlendirmesinde bulundu.
‘TEMEL SORUNLAR ÇÖZÜMSÜZ BIRAKILDI’
Eğitim-İş, yönetmeliğin öğretmen açığı, kalabalık sınıflar, rehber öğretmen ve yardımcı personel eksikliği, okul öncesi eğitimde kontenjan yetersizliği ve okul güvenliği gibi temel sorunlara çözüm üretmediğini belirtti. Açıklamada, “Okul güvenliğini sağlamak devletin sorumluluğudur. Son dönemde okullarda artan şiddet olayları etkili ve kalıcı önlemleri zorunlu kılmaktadır. Ancak güvenlik yalnızca arama tedbirleriyle sağlanamaz. Şiddetin nedenlerini ortadan kaldıracak eğitim politikaları hayata geçirilmeden; okullara yeterli rehber öğretmen, psikolojik danışman, kapı giriş ve çıkışlarını denetleyecek kadrolu güvenlik personeli ile temizlik ve destek hizmetlerini yürütecek güvenceli kadrolu personel görevlendirilmeden kalıcı çözüm üretilemez” denildi.
Sendika yaptığı açıklamada, öğretmenlerin yükünü azaltacak adımlar yerine yeni bürokratik sorumluluklar getirildiği, birçok düzenlemenin ise “Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslara” bırakılarak belirsizlik yaratıldığı ifade edildi. Seçmeli ders uygulamalarına ilişkin değişiklikler de eleştirilen açıklamada, öğrencilerin tercih etmediği derslerin okul yönetimlerince belirlenebilmesinin gerçek anlamda seçme hakkını ortadan kaldırabileceği kaydedildi.
‘LAİK EĞİTİMDEN VAZGEÇİLEMEZ’
Eğitim-İş, Millî Eğitim Bakanlığı’nın önceliğinin yeni yönetmeliklerle okul işleyişini düzenlemek değil, eğitim sisteminin yapısal sorunlarını çözmek olması gerektiğini belirtti. Açıklamada, “Eğitimin niteliğini artıracak olan; çocukları farklı programlarla ayrıştırmak değil, her çocuğun eşit eğitim hakkını güvence altına alan laik, bilimsel ve kamusal eğitim politikalarını hayata geçirmektir” ifadelerini kullandı.
DAVA AÇILACAK
Eğitim-İş, yönetmeliğin hukuka aykırı hükümlerine karşı yargı yoluna başvuracaklarını belirterek şu açıklamayı yaptı “Bu yönetmeliğin hukuka aykırı hükümlerinin iptali için gerekli davaları açacak, çocuklarımızın eşit, kamusal ve bilimsel eğitim hakkını zedeleyen hiçbir uygulamanın karşısında sessiz kalmayacağız.”
