Edwards Hava Üssü’nün müze parkında bugünlerde oldukça sıra dışı görünüme sahip iki uçak sergileniyor. Havacılık meraklılarının yakından tanıdığı F-16 ailesine ait olan bu modeller, alışılmış tasarımların dışındaki devasa kıvrımlı delta kanatlarıyla hemen dikkat çekiyor.
Gökyüzüyle sadece iki prototip olarak buluşabilen bu özel seri, literatürde F-16XL olarak biliniyor. Projenin askeri kanadı zamanında rafa kalkmış olsa da bu uçakların mühendislik dünyasına katkısı oldukça büyük oldu.
General Dynamics tarafından geliştirilen standart F-16 modelleri, 1979’dan beri hava kuvvetlerinin en önemli unsurları arasında. Ancak ABD Hava Kuvvetleri’nin 1981 yılındaki avcı uçağı programı yarışmasını kaybeden F-16XL versiyonu, askeri bir kariyer yerine bilimsel bir yolculuğa çıktı. 1988 yılında NASA’ya devredilen prototipler, yüksek hızlı aerodinamik araştırmaların merkezine yerleşti.
NASA envanterindeki ilk prototip, havacılık dünyasının en hızlı jeti SR-71 Blackbird ile yan yana getirilerek çok özel testlerde görev aldı. Süpersonik hızlarda oluşan sonik patlamaları inceleyen uçak, saatte 1381 mil hıza ulaşarak Mach 1.8 seviyesini gördü. Mühendisler bu uçuşlar sayesinde yüksek hızlı sivil taşımacılığın çevresel etkilerine dair kritik veriler elde etti.
Standart modellerden daha ağır ve fütüristik
Dönemin Havacılık Sistemleri Komutanı Korgeneral Lawrence A. Skantze, bu jeti ilk gördüğünde tasarımı “Bir ayağı bugünde, diğer ayağı ise gelecekte” diyerek tanımlamıştı. Uçak, gövde modifikasyonları ve üzerine eklenen çok sayıda silah istasyonuyla gerçekten de döneminin ötesinde bir yapı sunuyordu. 16 metre gövde uzunluğuna ve 10.5 metre kanat açıklığına sahip olan jetler, normal bir F-16’dan yaklaşık 5 ton daha ağır bir yapıyla üretildi. Maksimum kalkış ağırlığı 21 tonu bulan bu devasa yapı, adındaki XL takısını neden aldığını açıkça kanıtlıyor.
Çift koltuklu ikinci prototip ise farklı renk ve donanım kombinasyonuyla hava akımı analizlerinde yoğun bir şekilde koşturuldu. 1999 yılına kadar gökyüzünde aktif kalan ve teorik çalışmaların sınırlarını zorlayan bu iki jet, görev sürelerini tamamladıktan sonra Kaliforniya’da emekliye ayrıldı.