Fed ve ECB takipçi faizi piyasa belirler

Emre ERGÜL

Makroekonomi üzerine çalışmalarıyla 2011 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Amerikalı iktisatçı Thomas Sargent, geçtiğimiz hafta İstanbul’daydı. 80 yaşındaki makroekonomist, İş Bankası’nın düzenlediği “Atatürk’ün Vizyonuyla Gelecek Yüzyıla Bakış Konferansı”nda “Endüstriyel Politikaların Etkileri” başlıklı bir sunum yaptı.

Amerika’nın son iki yönetiminin küresel politikalardan vazgeçtiğini belirten Sargent, sunumunu “ABD, 1945’ten 2017’ye kadar teşvik ettiği iyi küresel politikaları terk ediyor ve itibarını kaybetmiş bir politikayı benimsiyor” eleştirisiyle başlattı. Fiyatları “görünmez el” diye nitelediği piyasaların belirlediğine dikkat çeken Sagent, sözü tekelleşmeye getirdi.

Tekelciliğin neden kötü olduğunu “Tekelci fiyatları yükseltir, üretimi azaltır, tekel sahiplerine yardım eder ve müşterilere zarar verir” başlıklarıyla anlatan Sagent, “Ekonominin babası” olarak bilinen ünlü ekonomist Adam Smith’in “Tekelcileri hükümetler korur” yorumunu hatırlattı.

Teşvik konusuna da değinen Sagent, şu an dünyada bir teşvik savaşı olduğunun altını çizdi. Ekonomist Anne Krueger’in “Teşvik, rantçılığı doğurur” sözlerini hatırlatan Sagent, teşvik politikalarını şöyle eleştirdi: “Bu ekonomik açıdan kayıp. Kötü sonuç vermis bir reçetedir.

Bunun simgesi de Arjantin’dir. 100 yıl önce Arjantin’de kişi başına gelir, ABD ve Avustralya’yla yakındı. Şimdi ise 3’te 1’i. Bunu görmek çok üzücü.” Nobel ödüllü ekonomist, sunumunun “Verimlilik artırımını artıran ne?” başlıklı bölümde de “Kaynakların verimsiz şekilde tahsis edilmesi verimliliği etkiler” dedi.

Ardından da ülkelerin verimliliği artırabilmesi için 4 konuya eğilmesi tavsiyesinde bulundu: “Eğitim, her çeşit fikrin tartışılması, taklit ve inovasyon.” Sagent, konuşmasını “Atatürk de çok iyi biliyordu” dediği şu Çin atasözüyle bitirdi: “Uzun vadeli bir planınız yoksa kısa vadede mutlaka başınız belaya girer.

Faizleri kim belirliyor?

Sargent ile sunumunun ardıdan özel bir röportaj yaptık. Sargent son dönemde ABD ve Avrupa merkez bankalarının aldığı kararlara dair DÜNYA’ya şu yorumu yaptı: “Bugünlerde ECB ya da Fed’in çok güçlü olduğu ve çok güçlü kararlar aldığına dair düşünmek çok moda.

Ama bir nokta var ki, her şeyi alt üst ediyor. Onlar lider değil, takipçiler. Faizleri gerçekten onlar mı belirliyor, yoksa kontrol edemedikleri güçlere karşı bir tepki olarak mı belirleniyor? Milton Friedman yıllar önce “Aptal olmayın.

Onların faizler üzerinde limitli güçleri var. Faiz piyasanın gücüyle belirlenir. Hükümetler politikayı belirler ve Fed ve ECB de onlara uyar” demişti. Bence bu, bugün çok önemli. Çünkü ‘İngiltere Merkez Bankası, Fed ya da diğerleri neden faiz artırdı?’ diye sorarsanız bana, ben de ‘Kendi iradeleri dışında’ derim.”

“Onlar takipçiler…”

“Nedenini de yaptıkları açıklamalardaki kodlarda görürsünüz. ‘Faizleri artırdık, çünkü enflasyon arttı. Enflasyon yoktu, sonra 4, 5, 6 oldu. Enflasyonu öngöremedik’ gibi… İyi de, ders kitabında ne yazar? Kitapta “Fed bir şey yapmazsa, enflasyon artar. O zaman da faizler artar” der.

O zaman niye oluyor? Borç alanlar ve alacaklılar, gerçek faiz oranlarına önem verirler. Gerçek bir faiz oranı da, enflasyon yükselirse, nominal faiz oranları da yükselmesi gerekir, ki bu zaman belirlenir. İşte güç budur. Friednman’ın çıkarımını anlattım ki, ben de bunu kabul ediyorum. Bu bir sonuç… Onlar (ECB, Fed vb.) takipçiler, lider değiller.”

“Resesyonu görüyorum diyen sıkça yanlış çıkan hiç kuşkuları olmayan insanlar”

“Kumar oynar mısınız? Hepimiz hayatta bir şekilde kumar oynarız. Evleniriz, bu da bir kumardır. Bunu neden mi söylüyorum? Hayatta, karşılığını almayı umut ettiğiniz bir şeyler yaparsınız. Ama sonunda olasılıklar size bazen yanıt vermez…

İki kez evlenen biri, biten ilk evliliğine baktığında, evliliklerin yüzde 50’i boşanmayla sonuçlanır der! Önemli olan kırılma anlarıdır… Biri size resesyonu gördüğünü söylüyorsa, anlatacaklarını anlamayacağınızı düşündüğünden ya da dürüst olmadıklarından dolayı doğruyu söylemiyordur.

Oysa böyle açıklamarı yaptıklarında ne sık haksız olduklarının farkında değiller! Bu kırılma anlarını öngörmek gerçekten çok zordur. Resesyon olacağını söyleyenlerin düşünme şeklini biliyorum. Dayanakları yok.” “Akademik bir cevap verdim, çünkü bir akademisyenim. Basitleştirilmiş bir cevap yanlış ve yanlış yönlendirici olur.

Doğru mesaj şu: Kırılma anlarını, dönüm noktalarını öngörmek çok zordur. GSYİH’ı gösteren bir çizelge düşünün. Aşağı yukarı bir çizelge. Aşağı inişlerde resesyonlar olsa… Ki bazıları yumuşak, bazıları sert resesyonlar olsa… Kimi 12 yılda bir, 8 yılda bir, 2 yılda bir… Zamanlamaları bile aynı değil. Bu verileri verip, tarihte nadiren ve düzensiz zamanlarda olmuş resesyonları verip, yenisini tahmin etmesini isterseniz…

İşte bu gerçekten çok zor.” “Birçok insan bundan para kazanıyor. Benim gibi teknik adamlara sorarsanız, biz zor deriz. Ama bir de bazı ekonomistler var. ‘Biliyorum, seneye durgunluk olacak’ deyip çok para kazanıyorlar. Bu adamların çalışma modeli ne biliyor musunuz? Ben bunlara ‘Sıkça yanlış çıkan, ama hiç kuşkuları olmayanlar’ diyorum. Bazı şeyleri tahmin etmek çok zordur. Resesyon da onlardan biri…”

“İkinci yüzyılınızda sadece kendinizi dinleyin”

Türkiye, ikinci yüzyılında ekonomik olarak ne yapmalı?

Sakın benim gibi insanların tavsiyelerini dinlemeyin. Spordan örnek verelim… Basketbol nedir diye sorsam… LeBron James ya da başka ünlülerin oynadığı bir oyun diyebilirsiniz. Bir de detaylı kuralları olan bir spor diyebiliriz. Aslında basketbol, kaç kişinin ne kadarlık bir alanda oynanacağını anlatan ve kurallar listesi olan bir şeydir. Ama yine de oyunu değiştirebiliriz. “Sayı attıktan sonra yeniden topa sahip olma” taktiği geliştirirsin.

Her sayıyı yaptıktan sonra topa yeniden sahip ol… İşte oyunu böyle değiştirebilirsiniz. Kuralları hafiften değiştirerek yapabiliriz bunu… Bunu bu şekilde anlatmamın nedeni şu… Mustafa Kemal Atatürk eski şablon içinde yeni bir fikir ortaya atmadı. O bütün şablonu değiştirdi. Bu yüzden inanılmazdı. Eski rejimin yeni veziri ya da başbakanı olmadı. Tüm kuralları ve bünyeyi değiştirdi. Sizin 2023-24’ünüz… Bizim 1789’ımız gibi… Cevabım şudur: Ne beni ne de başka bir Amerikalıyı dinleyin. Kendinizi dinleyin. Samimiyim.”

Thomas J. Sargent kimdir?

19 Temmuz 1943’te Kaliforniya’da doğa Sargent, lisans eğitimini Berkeley’de tamamlayıp, doktorasını Harvard Üniversitesi’nde yapmıi bir iktisatçıdır. 2002’den itibaren günümüze kadar daNew York Üniversitesi’nde İktisat ve İş İdaresi Berkeley Profesörü olarak çalışmakta olan Sargent, 2011’de “makroekonomideneden ve sonuç üzerindeampirik araştırmalar” konusundaki orijinal katkılar dolayısıylaChristopher A. Simsile birlikteNobel Ekonomi Ödülü’nü kazanmıştır. 1976’dan beriEkonometri Derneği’nin akademik üyesi olan makroekonomist, Amerikan sağcı iktisatçıların kurmuş olduğu “Şikago İktisat Ekolü”‘nün baş teoricilerinden biridir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x