Enflasyonun hızla yükseldiği dönemlerde neden hala 2-3 yıl öncesinin fiyatlarını ‘normal’ kabul ederiz? İşte tam olarak buna odaklanan çıpalama yanılgısını ve enflasyonist ortamdaki etkisini inceleyelim!
Öncelikle zihinsel çıpa kavramına bakalım.
Zihnimiz bir ürünle ilgili karşılaştığı ilk veya en uzun süreli fiyatı gerçek değer olarak kabul eder. Bu rakam zihne bir çıpa gibi çakılır. Fiyatlar değişse de beyin her yeni rakamı bu eski çıpaya olan uzaklığına göre ölçer, bu yüzden yeni fiyatlar hep bize hatalı gelir.
Referans noktası kayar.
Normalde fiyat algımız bir denge üzerine kuruludur. Ancak enflasyon bu dengeyi hızla bozduğunda, beynimiz yeni referans noktaları oluşturmakta yavaş kalır. Yazılımın güncellenmemesi gibi, biz hala eski sürüm fiyatlarla piyasayı değerlendirmeye çalışır ve bu şekilde düşünürüz.
Adil fiyat yanılgısı hayatımıza girer.
Fiyat algısı sadece matematikle ilgili değildir, içinde gizli bir adalet duygusu barındırır. Zihnimiz geçmişteki fiyatı ‘adil’, yeni ve yüksek fiyatı ise ‘haksız kazanç’ veya ‘fırsatçılık’ olarak kodlar. Bu duygusal tepki de mantıklı olan ekonomik değişimi kabul etmemizi zorlaştırır.
Bilişsel tasarruf mekanizması devreye girer.
Beynimiz her alışverişte yeniden maliyet-fayda analizi yapmak istemez. Eski fiyatları hatırlamak, yeni piyasa koşullarını öğrenip sindirmekten çok daha az enerji gerektirir. Bu bilişsel tembellik bizi farkında olmadan eski rakamlara hapseder.
Nominal değer yanılgısı zihnimizi şoka uğratır.
Paranın satın alma gücündeki düşüşü hesaplamak yerine, sadece üzerindeki rakama odaklanırız. Bir ürünün fiyatının 10 birimden 50 birime çıkması, gelirimiz de aynı oranda artsa bile zihnimizde 5 kat pahalılaşma şoku yaratmaya devam eder.
Kayıptan kaçınma güdüsü oluşur
Psikolojik olarak 100 TL kazanmanın mutluluğu, 100 TL kaybetmenin acısından daha azdır. Artan fiyatlar beyin tarafından cüzdandaki paranın kaybı olarak algılandığı için, zihin bu acıdan kaçmak amacıyla eski fiyatların geçerli olduğu günleri referans almaya devam eder.
Karşılaştırma zemini kaybolur.
Enflasyon her ürünün fiyatını aynı hızda değiştirmez. Bazı fiyatlar hızla artarken bazıları geriden gelir. Bu tutarsızlık, zihnimizin neyin ucuz neyin pahalı olduğunu anlamasını sağlayan kıyas yeteneğini bozar. Bu noktada biz de tutunacak tek dal olarak eski bildiğimiz rakamları seçer ve onlarla devam ederiz.
Eski dönem fiyatları yaşam kalitemizin sembolüdür.
Eski fiyatlar sadece birer rakam değil, aynı zamanda o dönemdeki hayat kolaylığımızın birer sembolüdür. Fiyat algımızın geçmişe takılı kalması, aslında o fiyatlarla ulaştığımız yaşam standardını kaybetmek istemeyişimizin dışavurumudur…
