Kortta azmi ona son olarak Roland Garros’taki başarıyı getirdi. Şimdi 29 Haziran’da başlayacak Wimbledon’a hazırlanıyor. Wimbledon’ın çim kokusunu, beyaz kıyafetlerini atmosferini anlatırken heyecanı sesine yansıyor. Bir yanda dünya 1 numarası olma hedefi, diğer yanda Türkiye’de bir tekerlekli sandalye tenis akademisi kurup yeni sporcuların hayatına dokunma hayali var. Geçen yıl “Tarihin bir parçası olmak çok özel” diyen Kaplan, bugün o tarihin önemli karakterlerinden biri.
◊ Geçen yıl “Tarihin bir parçası olmak çok özel” demiştin. Sence hikâyenin en güzel bölümü
yazıldı mı, yoksa yeni mi başlıyor?
Yeni başlıyoruz (gülerek). Daha önümüzde birçok Grand Slam var, genciz, güzeliz! İnanıyorum ilerleyen yıllarda daha güzel başarılarla gündem olacağız Türk tenisinde. Şimdiye kadar Avustralya Açık’ta, Wimbledon’da yarı final yaptım. Roland Garros’ta geçen sene çiftlerde, bu sene teklerde final oynadım. Çok daha güzel sonuçlar elde edeceğiz.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
◊ Küçükken bu finalleri hayal ediyor muydun?
Herkesin hayali Grand Slam oynayabilmek. Tenisin zirvesi, şampiyonlar ligi gibi. Burada olmanın hayalini hep kuruyordum ama sürekli finaller oynayabileceğimi çok beklemiyordum. Kariyerim üç yıl öncesine kadar dünya sıralamasında 20’lerdeydi, üç yılın sonunda 4 numaraya geldi.

◊ Antrenörün Türk mü?
Slovak iki antrenörüm var (Zuzana Zlochova ve Jozef Kraus), turnuvalarda sürekli birlikteyiz. Turnuvalara fizyoterapist, diyetisyen, psikolog götürmüyoruz. Gittiğimiz birçok turnuvada, özellikle Grand Slam’de fizyoterapist, doktor kolay bulabiliyoruz.
◊ Ülkemizde birçok tenis turnuvası hatta padel turnuvaları var. Sokaklarda kortlar çok yaygın. Grand Slam’lerde Türk izleyici kitlesi fazla. Ancak başarılı tenisçi çok çıkaramıyoruz, sence neden?
Uzun bir süreç istiyor tenis. Ben kısa sürede başarılı olsam da ayaktaki teniste çok küçük yaşlarda başlayıp, uzun süre oynayıp yetişkin kategoriye geçiyorlar. Sert bir geçiş olabilir bu durum. Ekonomik sebepler olabilir, tenis yapılanması, kulüpler, okullar… Hepsi bağlantılı.
◊ Antrenörü de buna bağlıyor musun? Zeynep’in de (Sönmez) antrenörü yabancıydı…?
Çok değerli hocalarımız var elbet, tenise çok emek harcamış… Benim belki kanım uyuşmadı. Başarıyı tamamen Türk antrenör yetersizliğine bağlamamak lazım, uyum çok önemli. Başarının yabancı antrenörle geldiğini savunmam ama benim ekibim gerçekten iyi.
◊ Fransa Açık, toprak kort en sevdiğin kort… Nasıl geçti turnuva?
Güzeldi, çok yoğundu. Türk tenisi adına çok ses getirdi. Tenise başladığımdan beri en çok oynamak istediğim Grand Slam’di.
◊ Finalde şampiyonluğu kıl payı kaçırdın, neler hissettin?
Üzüldüm elbet. Yarı finalde inanılmaz bir performans sergiledik. Kariyerimin ilk Grand Slam finali. Bir daha hiçbir zaman ilk finalim olmayacak. Onu kendime hatırlattım maçtan önce. Şampiyonluklar küçük detaylarda saklı. Önümüzde Wimbledon var.
◊ Geçen yıl dünya 4 numarası olmana rağmen sponsor zorluğundan bahsettin. Bu hâlâ bu şekilde mi devam ediyor?
Koluman sponsorum, çok destekliyorlar, aile gibi olduk. Kulübüm Mega Saray Tenis Akademi, onlar da destek oluyorlar.
◊ Sırada 29 Haziran-12 Temmuz’daki Wimbledon var. Hedefin neler??
Final ve şampiyonluk. Toprakta daha rahat hissediyorum ama çimde de birkaç yıl öncesine kıyasla daha iyiyim. Top kayıyor, yön değiştiriyor, eğlenceli bir kort. Mümkün olduğunca eğlenerek ve savaşarak gözümü kupaya dikmek istiyorum. Beyaz kıyafetler, şampanyalar, çilekler! Güzel bir havası var. Çim kokusuyla tenis tutkumun peşinden koşmak istiyorum.
◊ Tenisteki favorin kim?
Rafael Nadal. O da toprakçıydı, ben de toprakçıyım.
◊ Ailen Mersin’de. Onların desteği nasıl?
Maç önü, maç sonu benden daha çok heyecanlanıyorlar. Hep destekleri oldu. Dört kardeşiz.
◊ Dönünce nasıl tepkiler aldın?
Roland Garros sükse yarattı. Çok mesaj aldım. Fransa’dan dönerken uçakta dizi izliyordum tabletten. Biri geldi; “Maçınızı izledim, çok tebrikler” dedi. Güzel bir andı.
◊ Futbolu yakından takip ediyorsun. Dünya Kupası için neler düşünüyorsun?
Fransa güçlü görünüyor, İngiltere kâğıt üzerinde güçlü ama bir şey yapamıyorlar. İlk kez canlı izleyeceğim. Sabahın köründe ayaktayız. Milli takımda güzel kadro var, uyumlular birbirleriyle, oynarken keyif alıyorlar.
‘Tenis akademisi kurmak istiyorum’
◊ En büyük hayalin nedir?
Kısa vadede Grand Slam kazanmak, uzun vadede dünya 1 numarası olmak ve Paralimpik olimpiyat madalyasını almak istiyorum. Tekerlekli sandalye tenis akademisi kurmayı da istiyorum. Yeni sporculara destek olmak, engelli sporcuların hayatına dokunmak…
‘Engelliliğe artık çok takılmıyorum, goygoya döndü artık’
◊ 8 yaşında geçirdin kazayı… Şu anki enerjin, sohbetin o zor zamanları atlattığını hissettiriyor…
Erken kabullendim. Çocukken çok etkiledi tabii ki. İnanılmaz bir acıyla karşı karşıyasın küçücük bir çocukken, 6 aya yakın hastane geçmişi, yüzlerce ameliyat… Normal hayatıma, okuluma döndüm. Ailemin, arkadaşlarımın desteğiyle… Onlarla birlikte geçirdiğim zamanlarla aştım. Artık çok takılmıyorum, engelliyim de, şöyleyim de falan… Goygoya döndü artık.
◊ Tekerlekli sandalye tenisi ve ‘normal tenis’ ayrımı rahatsızlık veriyor mu?
Türkçenin zaafı. Biri wheelchair tenis (tekerlekli sandalye tenisi) diğeri able-tennis (yapabilen) tenis diye Türkçeye çeviriyor. Ben de bazen normal tenis diyorum, kızıyor herkes. Rahatsız olmuyorum, umurumda değil. Karşımdakinin alınacağını düşünüyorsam koşan tenis, yürüyen tenis diyorum. Türk Dil Kurumu (TDK) bir kelime bulsa, kullansak (gülerek).
◊ Boş zamanlarında neler yapıyorsun?
Yeni yerler keşfetmeyi, yeni yemekler ve kültürleri keşfetmeyi seviyorum. Evde olduğumda da konsol oyunu oynuyorum. Dizi çok izlerim. Biraz kafayı boşaltmaya çalışıyorum.