Güneş Sistemi’nin sınırları dışında neler olup bittiğini anlamaya çalışan gökyüzü meraklıları, bugünlerde oldukça heyecan verici bir eşiğin kıyısında duruyor. Evrende yalnızlık hissiyle geçen uzun yılların ardından, teknoloji sayesinde artık “orada bir yerlerde” binlerce farklı dünya olduğunu biliyoruz.
Son gelen haberler, bildiklerimizin sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu kanıtladı. NASA’nın TESS görevine ait verileri inceleyen araştırmacılar, bir anda listeye binlerce yeni aday ekleyerek dengeleri değiştirdi. Yapılan derinlemesine analizler sonucunda tam 11 bin 554 yeni gezegen adayı gün yüzüne çıkarıldı. Eğer bu adayların büyük bir kısmı doğrulanırsa, insanlığın şimdiye kadar keşfettiği yaklaşık 6 bin ötegezegen sayısı bir anda iki katına çıkmış olacak.
Princeton Üniversitesi’nden Joshua Roth ve ekibi, bu devasa veri yığınını anlamlı hale getirmek için klasik yöntemlerin dışına çıktı. Daha önceki taramalarda genellikle gökyüzünün en parlak ve dikkat çekici yıldızlarına odaklanılıyordu. Bu yeni çalışmada ise devreye giren makine öğrenmesi algoritmaları, sönük kalmış yıldızları da radarına aldı. Geliştirilen yarı otomatik sistem, devasa veri setlerini bir madenci titizliğiyle tarayarak yaklaşık 10 bin yeni dünyayı fark etmeyi başardı. Bilim dünyası için bu adım, artık tek tek yıldızları inceleme döneminin kapandığını ve evrenin genel nüfus haritasını çıkarma sürecinin başladığını simgeliyor.
Gök cisimlerini tespit etmek için “transit yöntemi” adı verilen hassas bir teknik kullanılıyor. Bir gezegen, yörüngesinde olduğu yıldızın önünden geçtiği an, yıldızdan gelen ışık seviyesinde çok küçük bir azalma meydana gelir. TESS işte bu milimetrik değişimleri takip ederek uzaktaki dünyaların izini sürüyor. Tabi her ışık azalması doğrudan bir keşif anlamına gelmiyor; bu adayların bağımsız gözlemlerle onaylanması şart. Araştırmacılar, sistemin ne kadar iyi çalıştığını göstermek için “sıcak Jüpiter” olarak tanımlanan dev bir gaz gezegenini tespit ederek yöntemlerini şimdiden tescilledi.
Yaşanabilir gezegenler için yeni bir umut
Ekibin şimdiki hedefi ise TESS’in ikinci yılında topladığı verileri masaya yatırmak. Bu yeni aşamada, yıldızına daha uzak mesafede dönen ve bir yılını daha uzun sürede tamamlayan gezegenlerin bulunması hedefleniyor. Bu yaklaşım stratejik bir öneme sahip. Çünkü sadece dev kütleli gaz kütlelerini değil, Dünya gibi kayaç yapıda olan ve yaşama imkan tanıyan küçük dünyaları bulma ihtimalini artırıyor. Henüz gökyüzünün sadece yarısından gelen veriler bile astronomi dünyasında büyük bir fırtına koparmış durumda, yakın gelecekte neler olacağı ise merakla bekleniyor.