Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hareketlendirdiği Gülistan Doku soruşturmasında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in adının karışması üzerine İçişleri Bakanlığı da devreye girdi. Bakanlık, olayın “etraflıca” araştırılması için iki Mülkiye başmüfettişi ve iki polis başmüfettişinden oluşan bir heyet görevlendirdi.
HEYETİN BAŞINDA “TANIDIK” BİR İSİM
Tolga Şardan’ın T24’teki yazısına göre heyette dikkat çeken isim, kıdemli Mülkiye Başmüfettişi Arif Yıldırım oldu. Yıldırım, halen Silivri’de yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki soruşturmalarda görev almıştı. Ayrıca 2015 genel seçimlerinde AKP’nin Mersin’den altıncı sıra milletvekili adayıydı. Seçimleri kazanamayınca yeniden bakanlıktaki görevine dönmüştü. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “güvendiği” müfettiş olarak bilinen Yıldırım, İBB’de “teröristlerin işe alındığı” iddiasını ortaya atan soruşturmaları da yürütmüştü.
ÖZEL SEKTÖRDEN DÖNÜŞ VE İLK GÖREV
Yıldırım, hakkındaki iddiaların ardından bir süre özel sektöre geçiş yapmış, ancak kısa süre önce İçişleri Bakanlığı’ndaki görevine geri dönmüştü. Dönüş sonrasındaki ilk önemli görevi ise Gülistan Doku dosyası oldu.
“NİYET ÖNEMLİ”
Şardan, konuya ilişkin kaleme aldığı yazıda şu ifadeleri kullandı:
“Müfettiş heyetinin başında “kıdemli” konumundaki Mülkiye başmüfettişi, yakın zamanda kamuoyunun çok yakından bildiği bir dizi olayda da görev yapmıştı. Bu isim, Mülkiye Başmüfettişi Arif Yıldırım. Halen Silivri’de yargılanan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun içinde yer aldığı soruşturmalara imza atan Yıldırım, 2015 genel seçimlerinde AKP’nin Mersin’den altıncı sıra milletvekili adayıydı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde “teröristlerin işe alındığı” iddiasını ortaya atan dönemin İçişleri Bakanı Soylu’nun “güvendiği” müfettiş olan Yıldırım, söz konusu iddiaların yanı sıra İBB’de başka soruşturmaları da yürüttü.
Tunceli’de Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili yürütülen adli soruşturma, elde edilen yeni deliller ve bilgilerle çok önemli noktaya geldi.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel başta olmak üzere, “dokunulmayacak” konumdaki isimlere dokunulmaya başlandı.
Sonel’in Kadıköy Kaymakamlığı’ndan Tunceli Valiliği’ne yükseldiği Haziran 2017’deki kararnameyi hazırlayıp Cumhurbaşkanı Erdoğan’a onaylatan, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun tutuklanan vali hakkında TBMM’deki sözleri gündeme geldi.
Bakanlığı bırakmasına karşın geçmişteki icraatlarıyla halen tartışılan ve eleştiri oklarının hedefindeki Soylu, Doku konusunda yöneltilen bir soru önergesine verdiği yanıtta Sonel hakkındaki iddiaların “asılsız” olduğunu vurguladı.
Ülke gündeminde son iki haftadır devam eden Gülistan Doku dosyasındaki gelişmeler, hemen her köşe başında Soylu’nun ve ekibinin “kulaklarının çınlamasına” sebep oluyor doğal olarak.
Onlarca müfettiş içinden seçilen dikkat çekici isim!
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hareketlendirdiği Gülistan Doku soruşturmasında dönemin valisi Tuncay Sonel’in adının karışması ve Sonel’in halen merkez valisi olarak aktif kamu görevinde bulunması, İçişleri Bakanlığı’nı da “zorunlu” olarak devreye soktu.
Zorunlu dedim, zira Ali Yerlikaya’nın görevden aldığı Sonel, “Yerlikaya mağduru” konumuyla, mevcut Bakan Mustafa Çiftçi tarafından hazırlandığı rivayet edilen valiler kararnamesinde yeniden eylemli valiliğe dönüş yapacaktı. Şimdi işler karıştı tabii. Sonel’in referansı olarak arkasında duranlar pek de hoşlanmadı ortaya çıkan tablodan.
İçişleri Bakanlığı, Doku olayının “etraflıca” araştırılması amacıyla ikisi Mülkiye Teftiş Kurulu’ndan Mülkiye başmüfettişi, ikisi de Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu’ndan polis başmüfettişi olmak üzere dört müfettiş görevlendirdi. Müfettişler kente gidip çalışmaya başladılar.
Ancak bu noktada ilginç bir durum karşımıza çıktı.
Söz konusu müfettiş heyetinin başında “kıdemli” konumundaki Mülkiye başmüfettişi, yakın zamanda kamuoyunun çok yakından bildiği bir dizi olayda da görev yapmıştı.
Bu isim, Mülkiye Başmüfettişi Arif Yıldırım.
İnternetteki arama motorlarında kısa bir gezinmeyle Yıldırım hakkında epeyce “siyasi içerikli” bilgiye ulaşmak mümkün.
Halen Silivri’de yargılanan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun içinde yer aldığı soruşturmalara imza atan Yıldırım, 2015 genel seçimlerinde AKP’nin Mersin’den altıncı sıra milletvekili adayıydı.
Seçimlerde TBMM’ye girmeyince yeniden bakanlıktaki görevine döndü.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde “teröristlerin işe alındığı” iddiasını ortaya atan dönemin İçişleri Bakanı Soylu’nun “güvendiği” müfettiş olan Yıldırım, söz konusu iddiaların yanı sıra İBB’de başka soruşturmaları da yürüttü.
Soruşturmalardaki “siyasi yaklaşımı” iddiasıyla İmamoğlu tarafından eleştirildi.
İBB soruşturmaları sırasında Yıldırım’ı konu alan iki yazıyı kaleme aldım Büyüteç’te. Her ikisinin linklerini bıraktım. Okuyanlara bir görüş vereceği kanaatindeyim.
Yıldırım, özellikle Soylu döneminde CHP’li belediyelerin soruşturmalarında görev yaptı. Soylu’nun gıyabında “abi” diye hitap ettiği bakanlıkta bilinen Yıldırım, bir süredir Mülkiye Teftiş Kurulu kadrosunda değildi.
Hakkında ortaya atılan iddialar ve yaşananların ardından aldığı yöneticilik teklifi sonrasında özel sektöre geçiş yaptı. Ancak kısa süre önce, özel sektörü bırakıp bir kez daha İçişleri Bakanlığı’ndaki görevine döndü.
Dönüş sonrasındaki ilk önemli görevi, Gülistan Doku dosyası oldu!
Böylesi önemli bir dosyada görevlendirildi “tartışılan” başmüfettiş.
İçişleri Bakanlığı’nı yakından takip eden bir gazeteci olarak, böylesi dosyanın altından kalkabilecek, siyasi açıdan tartışılmayacak onlarca Mülkiye Başmüfettişi bulunduğunu söyleyebilirim.
Ayrıca “devlette ve siyasette bilhassa iktidar partisi çatısı altında özel konumu bulunduğu” anlaşılan bir valinin adının geçtiği” dosyaya AKP’den siyasi kimliği bulunan bir müfettişin atanmasının bir anlamı olsa gerek!
Yıldırım’ın atanmasına “valiliklere yönelik devam eden planlı denetlemelerde çok sayıda müfettişin görev alması” gerekçe gösterilebilir belki. Ama bilinenler için, bu durum bakanın imzalayacağı bir görev onayına bakar. Denetlemede de olsa bir müfettiş pekâlâ Tunceli’ye kısa süreli görevlendirilir. Geçmişte böylesi bir tasarrufun onlarca, yüzlerce örneği var.
Uzun lafın kısası, niyet önemli.
Doku olayının araştırılması onayına imza atan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Yıldırım’ın özel atanmasından haberi veya etkisi var mı?
Zira haberi veya etkisi varsa; aynı zamanda kamuoyunda tartışılmaya açık bu atamaya herhangi bir müdahalede bulunmadıysa bu durum, kendisinin “iyi bir (!) İçişleri Bakanı olma” yolunda hızlı ve emin adımlarla ilerlediğini gösterir!
Eğer haberi yoksa -ki bu vahim bir durum olmakla birlikte- “kendisine bakanlık bürokrasisinden operasyon mu çekiliyor?” ve “neden haberi yok?” soruları tartışılmaya başlanır.
Açıkçası, “haberi ol(a)mayacağı” görüşünde değilim.
Sonuç olarak ortaya şöyle bir tablo çıktı; iktidar medyasının yanı sıra AKP hükümetinin en güçlü bakanlarından Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “tam destek” verdiği adli soruşturmaya konu olan ve icraatlarıyla tartışılan eski İçişleri Bakanı’nın “suç bulunamadığı” açıklamasına mazhar olmuş valinin idari araştırılmasına, AKP’den siyaseti denemiş ve bürokrasiyi iki kez bırakıp dönmüş bir müfettiş görevlendirildi.
Kaldı ki Sonel’in sadece Doku’yla ilgili süreci değil, Tunceli ve Ordu’daki görevi sırasında yaşandığı iddia edilen ihaleler ve akçeli konuları da incelenmesi lazım. Yetmedi, her iki kentte kimlere hangi şartlarda “taşıma silah ruhsatı” verdiğinin araştırılması lazım.
Tabii Bakan Çiftçi ve iki yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı ile Ali Çelik, il valiliğinden geldikleri için detaylı inceleme gereken bu konulara ait süreçlerinin nasıl yürütüldüğünü ve yönetildiğini gayet iyi bilirler.
Fakat bildiğim kadarıyla görev onayı Gülistan Doku dosyasıyla sınırlı. Diğer konulara pek bakılacak gibi yaklaşım gözükmüyor.
Bakalım; Başmüfettiş Yıldırım, İmamoğlu dosyalarında gösterdiği performansı Gülistan Doku dosyasında da ortaya koyabilecek mi?”