Hindistan’a öğrenci gitti, girişimci olarak döndü! ‘En büyük risk, heyecanlandırmayan hayatta kalmak’

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Ezgi Yücer, 1988’de Ankara’da doğdu. Çocukluk yılların büyük bölümünü çalışan ebeveynleri nedeniyle kreşlerde, etütlerde, okulda ve kurslarda geçirdi. “Belki de bugün hâlâ öğrenmeye ve eğitim almaya bu kadar düşkün olmamın sebebi budur” diyen Ezgi, yeni şeyler denemeyi seven ve ailesi tarafından desteklenen bir çocuktum. Sanırım bugün yeni şeyler öğrenmekten ve öğrendiklerimi başkalarıyla paylaşmaktan bu kadar keyif almamın temeli o yıllarda atıldı” dedi. Gazi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Ezgi, yine aynı üniversitede yüksek lisans eğitimini tamamladı. Uzun yıllar bankacılık sektöründe kurumsal hayatta çalışan Ezgi, bugün yoga, yüz yogası ve bütünsel iyi yaşam alanında eğitimler vermesinin yanı sıra, kendi markasını kurmuş bir girişimci olarak yoluna devam ediyor. Ezgi, bu dönüşümün nasıl başladığını şu sözlerle anlatıyor:

“Aslında bu karar bir günde verilmedi. Uzun yıllar bankacılık yaptım ve işimi severek sürdürdüğüm dönemler de oldu. Ancak zamanla, insanın yalnızca geçimini sağlayan değil, aynı zamanda ruhunu besleyen bir iş yapması gerektiğini fark ettim. Yoga ve yüz yogası hayatıma önce kendi ihtiyaçlarım doğrultusunda girdi. Kendimde gözlemlediğim değişim ve öğrencilerimin yaşadığı dönüşümler, bu alanda üretme ve daha fazla insana dokunma isteğimi güçlendirdi. Bir gün kendime, ‘Bu işi hayatım boyunca yapabilir miyim?’ diye sordum. Cevabım hiç tereddütsüz ‘Evet’ oldu.”

‘EĞİTİMİN YAŞI YOK’

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

İşte o an Ezgi, yıllardır içinde bulunduğu kurumsal hayata veda etmeye karar verdi. Tüm cesaretini toplayarak kendi markası Ezolitha’yı kurdu. “Bugün yaptığım işin bana hem anlam hem de mutluluk kattığını hissediyorum” diyen Ezgi, öğrenmenin hayatındaki yerini ise şu sözlerle anlattı: “Annem banka emeklisi, babam ise sağlık sektöründe çalışıyor. Hayatımla ilgili küçük bir espri yapmayı seviyorum; önce annemin izinden giderek bankacı oldum, şimdi ise babamın mesleğine göz kırparak sağlık alanında ilerliyorum. Eğitimin yaşı olduğuna inanmıyorum. Şu anda 38 yaşındayım ve Medipol Üniversitesi Fizyoterapi Bölümü’nde eğitimime devam ediyorum. Bunun yanı sıra yoga, yüz yogası, refleksoloji, nefes çalışmaları, aromaterapi ve manuel yüz masajı gibi birçok alanda eğitim aldım. Benim için öğrenmek hiç bitmeyen bir yolculuk. Kendimi geliştirdikçe hem mesleğime hem de insanlara daha fazla katkı sağlayabildiğimi düşünüyorum.”

‘HİÇ KORKMADIM’ DESEM YALAN OLUR’

Kurumsal hayattan ayrılma kararı sonrasında çevresinden, “İşini bırakma”, “Garanti iş varken bilinmeyen bir yolda başarılı olamazsın” gibi birçok yorum aldığını söyleyen Ezgi, en sık duyduğu cümlenin bu olduğunu belirtti. “İnsanlar çoğu zaman sizi sevdikleri için risk almamanızı istiyor” diyen Ezgi, “Oysa ben bazen en büyük riskin, sizi heyecanlandırmayan bir hayatın içinde kalmaya devam etmek olduğuna inanıyorum. Ancak bu süreçte ‘Hiç korkmadım’ desem yalan olur. Çok korktum hatta zaman zaman hâlâ korkuyorum. Ama içimde hep çok güçlü bir ses vardı. O ses bana, ‘Denemezsen bunu ömür boyu merak edeceksin’ diyordu. Ben de o sesi dinlemeyi seçtim. Bugün geriye dönüp baktığımda ise iyi ki dinlemişim diyorum” ifadelerini kullandı.

“Hindistan’da yoga eğitimi aldım. Benim için Hindistan yalnızca eğitim aldığım bir ülke değil, aynı zamanda hayatımın en önemli dönüm noktalarından biriydi. Açıkçası bugün geriye dönüp baktığımda, o kararı nasıl verdiğimi ben de tam olarak bilmiyorum. Sanki hayat beni yavaş yavaş oraya çağırdı. İçimde güçlü bir merak vardı ve o sesi dinleyerek tek başıma Hindistan’a gittim. Bir ay boyunca Aşram’da yaşadım. Her gün çok erken saatlerde uyanıyor, yoga yapıyor ve güne meditasyonla başlıyorduk. Son derece sade ama bir o kadar da derin bir yaşamın içinde olmak, bana kendimle yeniden bağ kurma fırsatı verdi. Günlük hayatın koşuşturmasından uzaklaştıkça insanın aslında kendi sesini çok daha net duyabildiğini fark ettim. Bu deneyim, bana sadece yoga öğretmedi; kendime ve hayata bakışımı da derinden değiştirdi.”

HİNDİSTAN SONRASI HAYATININ YÖNÜNÜ BELİRLEDİ

Aslında Ezgi, Hindistan’a yoga ile daha fazla vakit geçirmek ve pratiğini derinleştirmek amacıyla gitmişti. Ancak bu yolculuk, ona yalnızca mesleki değil, kişisel anlamda da önemli farkındalıklar kazandırdı. Hindistan’dan döndüğünde artık bu yolda ilerlemek istediğinden emin olan Ezgi, “O dönem kurumsal hayata devam edip etmemeyi sorguluyordum. Sanırım ilk kez Hindistan’da, tüm kalbimle insanlarla çalışmak, öğretmek ve iyi oluş alanında üretmek istediğime karar verdim. Aslında orada sadece yoga eğitimi almadım; hayatımın bundan sonraki yönünü de belirledim” diye konuştu.

‘YÜZ YOGASI SİHİRLİ BİR DEĞNEK DEĞİL’

“Yüz yogası işe yarıyor ama sihirli bir değnek değil” diyen Ezgi, “Yüzümüzde de vücudumuzdaki gibi kaslar var ve bu kaslar doğru çalıştırıldığında, gevşetildiğinde ve düzenli uygulandığında değişim başlıyor. Kişiden kişiye değişmekle birlikte ilk birkaç haftada ciltte canlılık ve ödemde azalma görülebiliyor. Daha belirgin değişimler ise düzenli pratikle birkaç ay içinde ortaya çıkıyor. Benim en sevdiğim tarafı ise sadece estetik bir uygulama olmaması” diyerek insanların yüzlerine dokunurken aynı zamanda kendileriyle de bağ kurduklarını dile getirdi.

İNSAN İKİNCİ HATTA ÜÇÜNCÜ KEZ YENİDEN BAŞLAYABİLİR’

Bugün hem yüz yüze hem de online yoga ve yüz yogası dersleri veren Ezgi, atölyeler düzenliyor ve yüz masajı uygulamaları gerçekleştiriyor. Yaptığı işi bilimsel temellerle desteklemeyi önemseyen Ezgi, bir yandan da Medipol Üniversitesi Fizyoterapi Bölümü’ndeki eğitimini sürdürüyor. Kendi markası Ezolitha’yı büyütmek için çalışmalarına devam eden Ezgi, geleceğe ilişkin hedeflerini ise şu sözlerle anlattı: “Daha fazla kadının bedeniyle ve kendisiyle yeniden bağ kurmasına destek olmak istiyorum. Eğitimlerimi daha fazla insana ulaştırmayı, yüz yüze ve online çalışmalarımı genişletmeyi hedefliyorum. En büyük hayallerimden biri ise bütünsel sağlık yaklaşımını fizyoterapiyle bir araya getiren bir merkez kurmak. Kendime hep şunu hatırlatıyorum: İnsan hayatında ikinci, hatta üçüncü kez yeniden başlayabilir. Benim hikâyem de bunun mümkün olduğunun bir kanıtı.”

Author: Yusuf Arslan