CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 38’inci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görüldü. İmamoğlu’nun da katıldığı duruşmada iş insanı Murat Kapki savunma yaptı. Kapki, şunları söyledi:
“24 Haziran günü öğlen saatinde avukatım geldi. Avukat görüşmesi için içeriye girdim (Eşi) Feyza Hanım’ı adliyeye götürdüklerini söyledi. Tabii orada kan beynime sıçradı. Tam avukat bana bunu söylediği sırada arkamdan kapı açıldı. İnfaz memuru, ‘Çağlayan’a gidiyorsun’ dedi. Olaylar dakikası dakikasına oluyor. ‘Savcı bey seni çağırıyor’ dediler. Tekirdağ’dan Çağlayan’a 2,5 saat içerisinde kafamdan eşim tutuklanır mı; oğlum, kızım, çocuklarım ne olacak, neden eşimi aldılar, onun hiçbir suçu yok diye geçirdim. Kendi kendimi yiyorum. Kardeşimi tutuklamışlar, kayınpederimi almışlar.”
“SAVCI, ‘DAVET ETTİK’ DEDİ”
Adliyeye geldiğindeki süreci anlatan Kapki, “Beni savcının odasının önüne getirdiler. Yanımda jandarmalar var, 7’nci kata çıktık. ‘Avukatlarım burada mı? Eşim nerede? Avukatlarımı bulup görüşebilir miyiz’ dedim. Kapıda 3-5 dakika bekledikten sonra beni içeri aldılar. Savcı bey sağ olsun ayağa kalktı, elimi sıktı. Direkt, ‘Sayın savcım eşimi de almışsınız’ dedim. Aynen bu şekilde sordum. O da gülerek ‘Almadık canım, davet ettik’ dedi. ‘Allah razı olsun sayın savcım, beterin beteri var demek ki’ dedim. Artık o esnada eşimin tutuklanma ihtimali dışında hiçbir şey düşünemiyordum. Çocuklarımız ne olacak? Eşim tutuklanırsa neler yaşarız? Bunları düşünerek oturduğum yere gömüldüm” ifadelerini kullandı.
“SAVCI, ‘FEYZA GİTSİN’ DEDİ”
“İstenilenleri söyleyince eşim serbest bırakıldı” diyen Kapki, “Savcı bey bana açık açık her şeyi anlattı. Ben önceki verdiğim ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum; baştan söyledim, şu anda da yine söylüyorum. Savcı bey konuşmamda aynen ‘Konuş’ dedi. Ben de ‘Ne konuşayım sayın savcı, bir şey bilmiyorum. Yemin ediyorum bir şey bilmiyorum’ diyorum. Biraz sohbet ettik, bana bir kahve söyledi. Sonra ‘İfade verecek misin’ dedi, ben de ‘Vereceğim’ dedim. Kahveyi bitirdik, yine sohbet ettik. Savcı bey bana daha önce ifade veren kişilerin ifadelerini okudu. Yani hakkımda verilen ifadeleri okuyor ama kimin olduğunu söylemiyordu. Sonra bir ara durdu, telefon açtı. ‘Feyza Hanım tamam, gitsin’ dedi. Aynen böyle. Yemin ediyorum size ‘Feyza gitsin’ dedi” diye konuştu.
“ASLINDA ETKİN PİŞMANLIK İFADESİ VERMEDİM”
Kapki, 24 Haziran’da verdiği ifadeye dikkati çekerek, “Dosyadaki neredeyse bütün etkin pişmanlık ifadeleri ‘Ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum’ cümlesiyle başlar. Savcı bey bana sordu, ‘Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor musun’ diye. ‘Hayır, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiyorum’ dedim. ‘Peki’ dedi; ifademizi yazdık, yazdık, yazdık… En sonunda bana dedi ki, ‘İleride sana atfedilen bir suç çıkarsa o zaman etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misin’. İstemediğimi söyledim ama ‘Bu ileride senin için iyi bir şey olabilir’ dedi. Ben de avukatıma sordum, ‘Yazabilirsin’ dedi. Oraya o şekilde yazdık. Yani aslında ifadelerime bakarsanız ben etkin pişmanlık ifadesi vermedim” diyerek süreci anlattı.

“BİZ NEDEN BURADAYIZ”
Savunmasına devam eden iş insanı Murat Kapki, şöyle konuştu:
“İlbaklar iddianamede yok, neden? 19 Mart’ta benimle beraber alındı, aynı otobüste Silivri’ye getirildik, aynı otobüsteydik, yan yana oturuyorduk. Sonra dendi ki ‘etkin pişmanlık’, o da değilmiş. Etkin pişman da değillermiş. Benim suçlu, onların suçsuz sayılmasının kriteri nedir? Bunu soruyorum size. Cevap veremeyeceğinizi biliyorum ama şu an beyninizden geçenleri gerçekten öğrenmek isterdim. Benim suç işlediğime kanaat getirenlerin kriterlerini çok merak ediyorum. Benimle benzer işleri yapanların yargılanmıyor olup benim tutuklu olmamın hiçbir açıklaması olamaz. Onları yargılayın demiyorum bu arada, sakın yanlış anlamayın, ‘İlbaklar suçludur’ diye de bir şey söylemiyorum bu arada ama ben neden buradayım, biz neden buradayız diyorum. Bu arada İlbakların Büyük Baskı Merkezi adlı bir firması da vardı. Kültür AŞ’nin bütün baskı işlerini yapıyordu.
“PARA VEREN TARAFIZ”
Üstüne basa basa söylemek istiyorum. Biz Kültür AŞ’den para alan taraf değiliz, para veren tarafız. Bunu devamlı söylememdeki sebep, televizyonlarda üstüne basa basa bizim para aldığımızın söylenmesidir. O kadar şey yazdılar ki bir ara Ekrem İmamoğlu’na yurt dışından gelen kredileri bile bizim aldığımızı, bizim dağıttığımızı iddia ettiler. Kira ödediğimiz bir yeri ne yaparak dolandırabiliriz? Reklam ünitesi olarak aldığımız yeri başka bir amaçla kullansak anlayacağım ancak şartnameye uygun kullanmışız, hile yapmamışız, ödemelerimizi yapmışız. Burada dolandırıcılıktan da kamu zararından da kim, neden söz edebilir? Her şeyi uygun yapmışım, kirasını zamanında ödemişim. Reklam amaçlı aldığım yeri, reklam alanı olarak kullanmışım, söylenen paraları ödemişim ve fazla yer kullanmamışım. Nesini dolandırdım ben devletin?”
“CEM KÜÇÜK, KÖFTECİ OLDUĞUMU SÖYLEDİ”
“İhaleleri Ekrem İmamoğlu aracılığıyla aldığı” iddialarını da reddeden Kapki, “Benim reklam sektöründeki varlığım sanki Ekrem İmamoğlu’yla başlamış gibi gösteriliyor. Oysa ben Ekrem İmamoğlu’ndan önce de İBB’den reklam alanları alıp satan bir kişiyim. Yakın zamanda bir televizyon programında Cem Küçük, benim 2020’den önce köfteci olduğumu söyledi. Köftecileri küçümsemiyorum bu arada da yani ne alaka? Bunu söyleyenler aslında ne iş yaptığımı gayet iyi biliyorlar ama 2020’den önceki ticari hayatımı yok saymaları gerekiyor çünkü örgüte girdikten sonra zengin oldum ya! Benim 2020’den önce ne mal varlığım ne param varmış ne de reklamcıymışım gibi yansıtılıyor” dedi.
“REKLAM SÖZLEŞMESİNİ İBB’DEN ALDIM, BAŞKANLIĞA ALİ YERLİKAYA GÖREVLİYDİ”
Şirketinin, İBB’den ihale almak için kurulmuş bir şirket olmadığının anlaşılması için birkaç somut örnek vereceğini belirten Kapki, şunları kaydetti:
“Murat Abbas benimle ilgili bir ifade vermiş. Kadıköy ve Karaköy İskelelerindeki reklam alanlarını Murat Ongun, sözde ‘Bunu Murat Kapki’ye ver’ diyerek ona talimat vermiş, o da bu talimata uymamış sözde. Kadıköy ve Karaköy İskelelerindeki reklam bütçelerini ben 20 Haziran 2019 tarihli sözleşmeyle İBB’den aldım. Bu tarih önemli çünkü bu tarih, Ekrem İmamoğlu’nun seçiminin iptal edildiği ve tekrarlanacağı haftaydı. Seçimden 3-4 gün önceydi. Belediye başkanına vekaleten Ali Yerlikaya görevliydi.
“HANİ İMAMOĞLU’NUN ORTAĞIYDIM, SEÇİLDİKTEN SONRA ELİMDEN ALINDI”
Sözleşmem Şehir Hatları ile Kadıköy ve Karaköy ihalesi üzerineydi. Ben bunları seçime 3-4 gün kala alınca böyle bir kiralama yapıldığı için o dönemde bir sürü laf çıktı. ‘CHP seçimi kazanacak, CHP gelmeden önce kendi adamlarına yer verdiler’ denildi. Daha sonra ben bu yerleri işletirken daha 1 yılım dolmadan sözleşmem feshedildi. Hani ben Ekrem İmamoğlu’nun ortağıydım? Bu alan Ekrem İmamoğlu seçildikten sonra benim elimden alındı. O hâlde şimdi soruyorum. İddianameye göre Murat Ongun benim yöneticimse, ben onun altındaysam, bütün bu reklam işleri ona bağlıysa ve beni kolluyorsa neden buraları benim elimden aldı? Ben AK Parti zamanında aldığım yerleri onun sayesinde koruyamaz mıydım? Murat Abbas, maalesef çıkarlar için böyle bir iftira atmış çünkü yalanı bu kadar bariz. İstanbul’da bir bina duvarını reklam alanı olarak işletseniz bile bunun yolu İBB’den geçiyor. Nerede reklam yapmak istiyorsanız reklam alanlarıyla ilgili her türlü İBB’ye başvurmak zorundasınız. Kendi ihale yerleri değilse bile izinleri oradan alırsınız. Reklam yeri izinleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınır.

“KAYSERİ’DE DE Mİ FESAT KARIŞTIRDIM”
Bu sadece CHP döneminde olan bir şey değil, devamlı böyle olan bir usuldür. Sadece BVA olarak İBB’den ihale aldığımı zannediyorlar. Oysa BVA olarak Zeytinburnu Belediyesi’nden de reklam ihalesi aldım. Zeytinburnu Belediyesi, AK Parti’dedir. Onu da 2023 yılında almıştım. Bu arada Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin tramvay hattı reklam alanları ihalesine de girdim. Burada 2’nci oldum ve kazanamadım. Kayseri Belediyesi, AK Partili. İhale 15 milyon liradan açılmıştı. 3 kişi katıldık, ben, İlbaklar ve Kayserili bir firma. Ben 34 milyon lira fiyat verdim, diğer firma 36 milyon lira vererek ihaleyi aldı. 15 milyon liraya açılan ihalede fiyatı 36 milyon liraya çıkartarak Kayseri Belediyesi’ne bayağı bir para kazandırdım. Burada da mı ihaleye fesat karıştırdım?”
MAHKEME BAŞKANINDAN “MİTİNG DEĞİL” UYARISI
Savunmasının ardından Kapki’nin hakim sorgusuna geçildi. Mahkeme Başkanı, Kapki’ye “Çıkamayacağınızı anlayınca mı ifadenizi değiştirdiniz” sorusunu yöneltti. Bu sırada Ekrem İmamoğlu araya girerek, soruya itiraz etti. Mahkeme Başkanı, “Ekrem Bey sesinizi yükseltmeyin. Burası miting alanı değil, araya giremezsiniz. Burası mahkeme salonu” dedi. İmamoğlu, “Bu soruyu sormanız gereken ilk kişi Kapki değildi. Birçok etkin pişmanlıkçı konuştu. Bu insanların can ve mal güvenliği size emanet” diye konuştu.
Tartışmalar üzerine Mahkeme Başkanı, duruşmayı bitirdi. Duruşmaya pazartesi günü devam edilecek.
Ayrıca Kapki, “Ben ne itirafçıyım ne etkinim ne de pişmanım. Ben, suçsuz yere iftira atılmış, kardeşi tutuklanmış, karısı gözaltına alınmış, tahliye umuduyla savcılara güvenmiş, tüm malvarlığına el konulmuş ve kandırılmış bir insanım. Artık yetti” ifadelerini kullandı.
İMAMOĞLU, KAPKİ’NİN EŞİNE SESLENDİ
İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken tutuksuz sanıklar arasında yer alan Kapki’nin eşi Feyza Kapki’ye, “Size ve evlatlarınıza yapılanları duyunca kanım dondu. Evlatlarınızın hakkını savundum” diye seslendi.