İSKİ verileri açıkladı: Barajlar tam dolsa bile İstanbul’a yetmiyor!

İstanbul nisan ayını serin ve yağışlı geçirmesine rağmen barajlardaki doluluk oranları kritik seviyelerde kalmaya devam ediyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından açıklanan son veriler, metrekareye düşen yüzlerce kilogram yağışın devasa rezervleri doldurmaya yetmediğini ortaya koydu. Uzmanlar, megakentin su arzında dış kaynaklara bağımlı hale geldiği konusunda uyarılarda bulunuyor.

VERİLER HAVZALARDAKİ TEHLİKELİ SEYRİ TESCİLLEDİ

İSKİ tarafından paylaşılan güncel rakamlar, barajlardaki artışın oldukça yavaş ilerlediğini gösteriyor. 12 nisan tarihinde yüzde 70,2 olarak kaydedilen doluluk oranı, aradan geçen 14 güne ve etkili yağışlara rağmen ancak yüzde 71,7 seviyesine ulaşabildi.

Yılbaşından bu yana metrekare başına düşen 390 kilogramlık yağış miktarı bile havzalardaki durağan seyri değiştiremedi. 23 nisan günü yüzde 70,9 olan genel doluluk, 24 nisan itibarıyla yüzde 71,03 bandına çıkarken, bugünkü son ölçümlerde hafif bir kıpırdanma gözlendi.

İSTANBUL BARAJ DOLULUK ORANLARI (25 NİSAN 2026)

  • Ömerli Barajı: %93,83
  • Darlık Barajı: %87,7
  • Elmalı Barajı: %92,79
  • Terkos Barajı: %58,03
  • Alibey Barajı: %67,66
  • Büyükçekmece Barajı: %57,02
  • Sazlıdere Barajı: %46,11
  • Istrancalar Barajı: %35,35
  • Kazandere Barajı: %60,86
  • Pabuçdere Barajı: %60,77

SON 10 YILIN EN KÖTÜ İKİNCİ TABLOSU

İstanbul’un su rezervlerini son 10 yıllık veriler ışığında inceleyen İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, mevcut durumun vahametine dikkat çekti. 2023 yılındaki ekstrem kuraklık dönemi dışarıda tutulduğunda, bugün itibarıyla son 10 yılın en düşük ikinci seviyesinde bulunulduğunu belirten Toros, su sıkıntısının ciddi bir tehdit olarak varlığını sürdürdüğünü vurguladı.

MELEN VE YEŞİLÇAY MEGAKENTİ AYAKTA TUTUYOR

Günlük tüketimin 3 milyon metreküp sınırını aştığı İstanbul’da, yerel barajlar talebi karşılamakta yetersiz kalıyor. Şehrin büyük bir su kriziyle karşılaşmasını engelleyen ana unsur, Melen ve Yeşilçay hatlarından yapılan transferler oldu. Bu dış kaynaklar üzerinden sağlanan 267 milyon metreküplük destek, megakentin su arzını sürdürebilmesi için hayati önem taşıyor.

KAPASİTE YILLIK İHTİYACIN ÇOK ALTINDA

Uzman raporlarına göre İstanbul’un bir yıllık su gereksinimi yaklaşık 1,5 milyar metreküp civarında seyrediyor. Mevcut barajların kapasitesi tam doluluğa ulaşsa dahi bu devasa talebin gerisinde kalıyor. Hızlı kentleşmenin havzaları daraltması ve iklim krizinin derinleşen etkileri, İstanbul’un önümüzdeki yaz aylarını oldukça zorlu geçireceğine dair öngörüleri kuvvetlendiriyor.

BARAJ DOLULUK ORANI NEDİR?

Baraj doluluk oranı, bir barajda bulunan su miktarının toplam kapasiteye göre ne seviyede olduğunu gösterir. Bu oran genellikle yüzde (%) olarak ifade edilir. Su kaynaklarının yeterliliğini anlamak için önemli bir göstergedir. İçme suyu, sulama ve enerji üretimi planlamalarında dikkate alınır. Düşük oranlar kuraklık riskine, yüksek oranlar ise taşkın ihtimaline işaret edebilir.

BARAJ DOLULUK ORANI NASIL HESAPLANIR?

Baraj doluluk oranı, mevcut su hacminin toplam depolama kapasitesine bölünmesiyle hesaplanır. Elde edilen sonuç yüzdeye çevrilerek ifade edilir. Örneğin barajın kapasitesi 100 milyon metreküp, mevcut su miktarı 50 milyon metreküpse doluluk oranı yüzde 50 olur. Bu hesaplama düzenli ölçümlerle güncellenir. Böylece su yönetimi ve planlama daha sağlıklı yapılır.

BARAJ DOLULUK ORANLARI NEDEN ÖNEMLİ?

  • İstanbul’da baraj doluluk oranları, kentteki milyonlarca kişinin günlük su ihtiyacını gösterir.

  • Kentin içme ve kullanma suyunun büyük bölümü barajlardan sağlanır.

  • Doluluk seviyelerindeki düşüş, kuraklık riskini ve olası su kesintilerini gündeme getirir.

  • Yaz aylarında artan tüketim ve azalan yağış, rezervlerin hızla azalmasına yol açar.

  • Doluluk oranları, yönetim planlaması için kritik öneme sahiptir.

KURAKLIK RİSKİ NASIL DEĞERLENDİRİLİR?

Kuraklık yalnızca baraj doluluk oranlarına bakılarak belirlenmez. Meteorolojik kuraklık (yağış azlığı), hidrolojik kuraklık (nehir ve göl seviyelerindeki azalma) ve tarımsal kuraklık (topraktaki nem kaybı) birlikte incelenir. Bu nedenle kısa süreli doluluk artışları olumlu bir gösterge olsa da, uzun vadeli yağış verileri ve mevsimsel trendler risk analizinde belirleyici olur. (AA)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir