İstanbul barajlarında Nisan ayı boyunca etkili olan yağışlar, beklenen büyük yükselişi getirmeye yetmedi. Megakent yağmurlu bir ayı geride bıraksa da su seviyeleri istenen noktaya ulaşamadı. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ) 5 Mayıs 2026 tarihli güncel verileri, su kaynaklarındaki durumun hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu.

Bahar yağışlarının devam etmesine rağmen barajlardaki değişim oldukça sınırlı kaldı. 22 Nisan’da yüzde 70,53 olan doluluk oranı, 4 Mayıs’ta yüzde 71,7’ye, bugün açıklanan son verilerle ise ancak yüzde 71,76 seviyesine yükselebildi.

İSTANBUL BARAJ DOLULUK ORANLARI (5 MAYIS 2026)
- Ömerli Barajı: %94,86
- Darlık Barajı: %89,37
- Elmalı Barajı: %94,37
- Terkos Barajı: %58,73
- Alibey Barajı: %67,28
- Büyükçekmece Barajı: %56,83
- Sazlıdere Barajı: %46,11
- Istrancalar Barajı: %46,83
- Kazandere Barajı: %60,08
- Pabuçdere Barajı: %60,34

UZMANLAR UYARIYOR: BEKLENEN SIÇRAMA GERÇEKLEŞMEDİ
İstanbul, Nisan ayını son 10 yılın en düşük ikinci su seviyesiyle kapattı. Uzmanlara göre, geçen yılki olağanüstü kuraklık bir kenara bırakıldığında bile, mevcut oranlar tarihsel ortalamaların oldukça gerisinde seyrediyor. Yağışların baraj havzalarına düşme hızının, kentin devasa tüketim hızıyla yarışamadığı vurgulanıyor.

KENTİ MELEN VE YEŞİLÇAY AYAKTA TUTUYOR
Günlük su tüketimi 3 milyon metreküpü aşan İstanbul’da, uzmanlar yerel barajların bu yükü tek başına taşıyamayacağının altını çiziyor. Yağışlara rağmen barajların yavaş dolması, dış kaynakların önemini artırdı.
Uzmanlar, Melen ve Yeşilçay hatlarından sağlanan milyonlarca metreküplük desteğin hayati önemde olduğunu belirtiyor. Eğer bu hatlardan gelen su akışı olmasaydı, bugün İstanbul’un su tablosunun çok daha karamsar bir noktada olabileceği ifade ediliyor.
BARAJ DOLULUK ORANI NEDİR?
Baraj doluluk oranı, devasa su rezervuarlarında o an bulunan su miktarının havzanın toplam su tutma kapasitesine olan oranını temsil eder. Teknik literatürde yüzde üzerinden ifade edilen bu veri, bir kentin su güvenliğini ölçen en temel birim olarak kabul edilir.
Sadece içme suyu değil, aynı zamanda tarımsal sulama ve hidroelektrik enerji üretimi gibi stratejik alanların planlanması da doğrudan bu verinin takibiyle yürütülür. Oranların kritik sınırların altına inmesi su kıtlığı riskini, aşırı yükselmesi ise baraj güvenliğini ve taşkın riskini gündeme getirir.