Megakent İstanbul nisan ayını yağışlı geçirmesine rağmen barajlardaki doluluk oranı beklenen seviyeye ulaşamadı. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından açıklanan son veriler baraj havzalarındaki su miktarının gerilemeye başladığını ortaya koyuyor.
Nisan ayının ortasında yüzde 70 seviyelerinde seyreden doluluk oranı ay sonu itibarıyla düşüş eğilimine girdi. Uzmanlar mevcut tablonun yaz ayları öncesinde ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını belirtiyor.

BARAJLARDAKİ DOLULUK ORANI DÜŞÜŞE GEÇTİ
İSKİ tarafından paylaşılan güncel istatistikler rezervuarlardaki su seviyesinin nisan ayı sonu itibarıyla durağan yapısını kaybettiğini gösteriyor. 17 Nisan tarihinde yüzde 70,36 olarak ölçülen doluluk miktarının 28 Nisan günü yüzde 71,7 seviyesine yükseldiği ancak bu artışın kalıcı olmadığı görülüyor.

29 Nisan verilerinde yüzde 70,99 olan doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 70,93 seviyesine kadar geriledi. Yağışlara rağmen yaşanan bu düşüş su kullanımının kaynak besleme kapasitesinden daha yüksek olduğunu kanıtlıyor.

İSTANBUL BARAJ DOLULUK ORANLARI (30 NİSAN 2026)
- Ömerli Barajı: %94,09
- Darlık Barajı: %87,92
- Elmalı Barajı: %91,79
- Terkos Barajı: %58,03
- Alibey Barajı: %66,82
- Büyükçekmece Barajı: %56,65
- Sazlıdere Barajı: %45,79
- Istrancalar Barajı: %36,16
- Kazandere Barajı: %60,62
- Pabuçdere Barajı: %60,63
SON 10 YILIN EN DÜŞÜK İKİNCİ SEVİYESİ
İklim bilimciler barajlardaki tabloyu son 10 yıllık veri setleriyle karşılaştırarak durumun vahametine dikkat çekiyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros tarafından yapılan incelemeye göre kent son 10 yılın en kötü ikinci su seviyesiyle karşı karşıya bulunuyor.
Geçen yıl yaşanan aşırı kuraklık dönemi bir kenara bırakıldığında İstanbul’un mevcut su rezervlerinin tarihsel ortalamaların oldukça altında kaldığı vurgulanıyor. Bilim insanları su sıkıntısının kentsel yaşam için stratejik bir tehdit olmaya devam ettiği görüşünde birleşiyor.
DIŞ HATLARDAN GELEN SU DESTEĞİ KESİNTİSİZ SÜRÜYOR
İstanbul genelinde günlük su sarfiyatı 3 milyon metreküp sınırını aşmış durumda. Şehirdeki barajların tek başına bu talebi karşılama gücü bulunmadığı için Melen ve Yeşilçay hatlarından yapılan aktarımlar kentin su ihtiyacını dengeliyor.
Bu dış kaynaklardan sağlanan 267 milyon metreküplük su desteği şehrin susuz kalmasını engelleyen en önemli faktör olarak öne çıkıyor. Megakentin yıllık toplam su ihtiyacı ise yaklaşık 1,5 milyar metreküp seviyesinde bulunuyor.
YAPILAŞMA VE İKLİM KRİZİ HAVZALARI TEHDİT EDİYOR
Uzman raporlarına göre İstanbul’daki barajların tamamı dolu olsa dahi kentin devasa büyüklükteki su gereksinimini karşılamaya yetmiyor. Kontrolsüz kentsel yapılaşmanın su toplama havzalarını daraltması ve derinleşen iklim krizi su yönetimini her geçen gün daha zor bir hale getiriyor.
Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte artacak olan talep karşısında mevcut kaynakların nasıl korunacağı sorusu güncelliğini koruyor.
BARAJ DOLULUK ORANI NEDİR?
Baraj doluluk oranı, devasa su rezervuarlarında o an bulunan su miktarının havzanın toplam su tutma kapasitesine olan oranını temsil eder. Teknik literatürde yüzde üzerinden ifade edilen bu veri, bir kentin su güvenliğini ölçen en temel birim olarak kabul edilir.
Sadece içme suyu değil, aynı zamanda tarımsal sulama ve hidroelektrik enerji üretimi gibi stratejik alanların planlanması da doğrudan bu verinin takibiyle yürütülür. Oranların kritik sınırların altına inmesi su kıtlığı riskini, aşırı yükselmesi ise baraj güvenliğini ve taşkın riskini gündeme getirir.
BARAJ DOLULUK ORANI NASIL HESAPLANIR?
Havzalardaki doluluk seviyesi, mevcut su hacminin barajın maksimum depolama sınırına bölünmesiyle ortaya çıkar. Ortaya çıkan katsayının 100 ile çarpılması sonucunda doluluk yüzdesi saptanır. Örneğin, 500 milyon metreküp su kapasitesine sahip bir barajda 100 milyon metreküp su bulunması, doluluk oranının yüzde 20 olduğunu gösterir.
BARAJ DOLULUK ORANLARI NEDEN ÖNEMLİ
İstanbul gibi günlük su tüketiminin milyonlarca metreküpe ulaştığı megakentlerde baraj doluluk oranları, toplumsal yaşamın sürdürülebilirliği için hayati önem taşır.
- Kentsel yaşamın devamlılığı için gereken içme ve kullanma suyunun ana kaynağını bu havzalar oluşturur.
- Rezervlerdeki her düşüş, kuraklık tehlikesini ve buna bağlı olarak gelişebilecek su kısıtlamalarını tetikler.
- Buharlaşmanın arttığı ve yağışın azaldığı yaz aylarında, barajlardaki mevcut suyun ne kadar süre yeteceği bu oranlar üzerinden hesaplanır.
- Yüksek doluluk oranları, yönetim birimlerinin acil durum senaryoları yerine uzun vadeli su politikalarına odaklanmasına olanak tanır. (AA)