Hepimiz oradayız. Sabahın köründe içilen o tatsız ofis kahvesinin buharında, “Acaba bugün istifa etsem ne olur?” sorusunun ağırlığıyla bilgisayar ekranına bakıyoruz. Beatriz Serrano’nun Domingo Yayınevi etiketiyle raflarda yerini alan romanı Hoşnutsuz, tam olarak bu noktadan, o mide bulantısının başladığı yerden yakalıyor bizi.
PLAZA IŞIKLARI ALTINDA BİR “SESSİZ İSTİFA” GÜNLÜĞÜ
Kitabın kahramanı Marisa, bir reklam ajansında otuzlu yaşlarının ortasında, “başarılı” olması beklenen ama aslında sadece “hayatta kalmaya” çalışan bir kadın. Marisa’nın dünyası; anlamsız sunum dosyaları, birbirinin kuyusunu kazan iş arkadaşları ve her şey yolundaymış gibi davranan bir kurumsal mekanizma arasında sıkışmış durumda. Serrano, Marisa’nın bu anlamsızlık içindeki hayatta kalma çabasını (ilaçlar, YouTube videoları ve içsel sabotajlar) öyle bir dürüstlükle anlatıyor ki, okurken “Bunu nasıl bildi?” demekten kendinizi alamıyorsunuz.
KURUMSAL JARGONUN ABSÜRTLÜĞÜ VE VARLIK SANCISI
“Hoşnutsuz”u benzer ofis romanlarından ayıran en güçlü yanı, dilindeki o sinik ve keskin zekâ. Kitap, kurumsal dünyanın o kendine has, içi boş jargonunu adeta bir cerrah titizliğiyle parçalara ayırıyor. “Sinerji yaratmak”, “ekip ruhunu güçlendirmek” gibi kalıpların altında yatan o korkunç yalnızlığı ve yabancılaşmayı yüzümüze çarpıyor. Ancak bunu yaparken sizi ağlak bir hüzne boğmuyor; aksine, durumun absürtlüğüne kahkahalarla (bazen de acı bir tebessümle) eşlik etmenizi sağlıyor.
OFİS MASANIZDA BİR İSYAN BAŞLATMAYA HAZIR MISINIZ?
Eğer siz de LinkedIn bildirimlerinden yorulduysanız, hafta sonunun gelmesini bir kurtuluş değil de sadece “bir sonraki pazartesiye hazırlık” olarak görüyorsanız bu kitap sizin için yazılmış. Beatriz Serrano, sadece bir plaza hikâyesi anlatmıyor; modern insanın “mutlu görünme” zorunluluğu altında nasıl ufalandığını gösteriyor.
Hoşnutsuz, sistemin dışına çıkmaya cesareti olmayan ama sistemin içinde de ruhu nefes alamayan herkesin sesi olmaya aday. Belki de bu kitabı bitirdiğinizde, o her sabah zorla gittiğiniz ofise bir daha asla eskisi gibi bakmayacaksınız.

