Japonya para basma kararı aldı: Piyasalar pazartesi günü sert dalgalanabilir

Finansal sistemde kalıcı bir istikrar ortamı inşa etmeyi hedefleyen Japonya, bir süredir uygulamakta olduğu kantitatif sıkılaştırma (QT) programını resmi bir kararla tamamen sonlandırdığını açıkladı. Ülke ekonomi yönetiminin, tahvil ve bono piyasalarında meydana gelebilecek olası bir sistemik çöküşün önüne geçebilmek adına kantitatif gevşeme (QE), yani yeniden para basma sürecini acil kodla başlatmak mecburiyetinde kaldığı bildirildi. Gelişme, küresel finans çevrelerinde ve para piyasalarında büyük bir şok dalgasıyla karşılandı.

BONO ÇÖKÜŞÜNÜ ÖNLEMEK İÇİN MATBAALAR YENİDEN ÇALIŞACAK

Piyasalardaki genel dengeleri korumak amacıyla alınan bu radikal karar doğrultusunda, Japonya’da yürütülen varlık azaltımı ve sıkılaştırma (QT) programı tamamen askıya alındı. Makroekonomik göstergeler ve güncel piyasa dinamikleri, Japon devlet tahvili (bono) piyasasında yaşanabilecek büyük çaplı ve geri dönülemez bir kırılmayı engellemek adına ekonomi yetkililerinin QE mekanizmasını devreye sokmaya zorlandığını kanıtlıyor. Bu kapsamda, finansal sistemin işlerliğini ve likidite akışını korumak adına para matbaalarının yeniden çalıştırılması resmi olarak gündemdeki yerini aldı.

GEÇMİŞTEKİ YÜZDE 12,5’LİK TARİHİ BORSA ÇÖKÜŞÜ HAFIZALARDA

Japonya’nın bono piyasasını kurtarmak ve faiz baskısını hafifletmek amacıyla tekrar para basma (QE) formülüne sığınması, geçmişte yaşanan büyük piyasa reaksiyonlarını ve travmalarını da yeniden su yüzüne çıkardı.

Resmi finansal kayıtlara göre, Japonya’da daha önce sıkılaşma adımları atılıp faizler yukarı yönlü revize edildiğinde, hisse senedi piyasalarında çok sert bir kırılma yaşanmıştı. Yatırımcıların hafızalarında yer edinen o dönemde, Japon borsası sadece 24 saatlik tek bir seans dilimi içerisinde yüzde 12,5 oranında değer kaybederek modern finans tarihinin en büyük çöküşlerinden birini kaydetmişti. Mevcut şartlarda atılan bu ani geri adımın, tahvil piyasasını kurtarmaya yönelik olsa da finansal sistemin geleceği için uzun vadede yapısal riskler barındırdığı ifade ediliyor.

NEW YORK’TAN BORSA İSTANBUL’A SATIŞ RİSKİ

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) parasal sıkılaşmadan vazgeçip yeniden sisteme taze likidite enjekte etmeye başlaması, uluslararası finans sisteminde kartların yeniden dağıtılmasına neden oluyor. Uzmanlar, bu kararın küresel varlıklar üzerindeki olası zincirleme etkilerini şu başlıklar altında değerlendiriyor:

Carry Trade Pozisyonlarının Kapanması

Yıllardır Japonya’dan sıfır ya da çok düşük faizle yen borçlanıp dünya piyasalarındaki yüksek getirili varlıklara yatırım yapan dev hedge fonlarının, bu ani politika değişikliği karşısında panikle pozisyon kapatması (yen carry trade unwinding) tetiklenebilir.

Küresel Hisse Senedi Piyasalarında Düşüş

Fonların borç riskini yönetebilmek ve yen yükümlülüklerini karşılayabilmek adına ellerindeki hisse senetleri ile riskli varlıkları hızla elden çıkarması, New York borsalarından Londra’ya, oradan da Borsa İstanbul’a kadar tüm küresel endeksleri tepetaklak aşağı indirme riski barındırıyor.

Milyarlarca Dolarlık Satış Dalgası

Yatırımcıların güvenli limanlara kaçma güdüsüyle hareket etmesi, dünya genelinde milyarlarca dolarlık tarihi bir sermaye çıkışını ve satış dalgasını tetikleyebilir.

DEV MERKEZ BANKALARI ACİL FAİZ İNDİRİMİNE GİDEBİLİR

Japonya kaynaklı bu küresel finansal belirsizlik ve olası likidite şoku karşısında, Amerikan Merkez Bankası (FED) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) gibi küresel ekonomiye yön veren dev kurumların tüm mevcut ekonomik planlarını askıya alarak acil durum politikalarına yönelebileceği öngörülüyor.

Uluslararası finansal analizlere göre; Japonya’nın geri adımı sonrası küresel piyasalarda yaşanabilecek zincirleme bir reaksiyonu veya olası bir borsa çöküşünü önlemek isteyecek olan FED ve ECB, piyasaları sakinleştirmek ve fonlama maliyetlerini düşürmek amacıyla acil faiz indirimlerini ve taze dolar/euro likidite enjeksiyonlarını takvim dışı bir şekilde devreye sokabilir. Gözler, pazartesi sabahı Asya seansının açılışıyla birlikte ilk fiyatlamaların nasıl şekilleneceğine çevrilmiş durumda.

Author: Yusuf Arslan