Metropol gürültüsünden kaçış noktası! Longoz Ormanları’ndan hırçın dalgalara, İğneada’nın iki yüzü

Metropol gurultusunden kacis noktasi longoz ormanlarindan hircin dalgalara igneadanin iki yuzu SaDuyuOq.jpg

Şehir hayatının yoğun koşturmacasından, beton yığınlarından ve günlük streslerden uzaklaşarak ruhunu doğayla temize çekmek isteyenler için İstanbul’a sadece üç saat mesafede bulunan İğneada, benzersiz bir seçenek olarak öne çıkıyor. Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı bu saklı cennet; yaz tatili anlayışını yalnızca güney kıyılarına inmekten ibaret gören kalıpları yıkarak, ziyaretçilerine yeşil ile mavinin bir arada olduğu dingin ve bir o kadar da macera dolu bir atmosfer vadediyor.

DOĞANIN BÜYÜLÜ BAHÇESİ: LONGOZ ORMANLARI

İğneada denildiğinde akla ilk gelen ve bölgenin en büyük çekim merkezi olan yer, kuşkusuz doğanın büyülü bahçesi Longoz Ormanları oluyor. Avrupa’nın en büyük subasar ormanı unvanına sahip olan bu yer, kış aylarında tamamen sular altında kalırken, yaz aylarında suların çekilmesiyle adeta tropikal bir cennete dönüşüyor. Yüzlerce kuş türünün cıvıltısı eşliğinde yürüyüş yapmaya olanak tanıyan bu vahşi coğrafyada, ormanın içinde yükselen kuş gözlem kulesi ziyaretçilere belgesel karesini andıran nefes kesici manzaralar sunuyor.

Longozun sunduğu tek etkinlik yürüyüşle sınırlı değil. Adrenalin tutkunları için engebeli toprak yollarda ve asırlık ağaçların arasında ATV ile UTV turları düzenlenirken; Mert Gölü’nde kano kiralamak bölgenin olmazsa olmaz deneyimleri arasında yer alıyor. Devasa ağaçların suya yansıyan gölgeleri ve sazlıkların arasından kanoyla süzülme deneyimi, kuşların üreme dönemi olan 15 Nisan – 30 Haziran tarihleri dışındaki tüm yaz döneminde gerçekleştirilebiliyor.

ANTİK THYNİAS’TAN TARİHİ FRANSIZ FENERİ’NE

Doğal güzelliklerinin yanı sıra köklü bir geçmişe de sahip olan İğneada, antik çağlarda Trakların yurdu olan ve tarihte “Thynias” burnu olarak adlandırılan stratejik bir bölge. Karadeniz’in fırtınalı ve hırçın sularında yolculuk yapan eski çağ denizcileri için en güvenli sığınaklardan biri olan bu koy, yüzyıllar sonra estetik bir mimariyle taçlandırılmış. Limanköy’de yer alan ve İğneada Feneri olarak da bilinen tarihi Fransız Feneri, 1866 yılında Sultan Abdülmecid döneminde Karadeniz’de yönünü bulmaya çalışan gemilere kılavuzluk etmesi amacıyla Fransızlara inşa ettirilmiş ve günümüze kadar ulaşmış en somut miraslardan biri.

KARADENİZ’DE EGE ESİNTİSİ VE SINIR KIYISI

Genel kanının aksine İğneada, “Karadeniz hırçındır, denize girilmez” algısını tamamen ortadan kaldıran bir deniz turizmi potansiyeline sahip. Ege kıyılarını aratmayan berraklıkta, temiz ve yaz aylarında oldukça sıcak bir suya sahip olan İğneada sahilleri sabahları sakin bir deniz sunarken akşamüzeri dalgalanmaya başlıyor. Deniz her ne kadar sığ olsa da bu bölgede yüzeceklerin hayati önem taşıyan rip (çeken) akıntısına karşı dikkatli olması gerekiyor.

Rotayı biraz daha kuzeye, Türkiye’nin Karadeniz kıyısındaki en batı ucu olan Beğendik Köyü’ne çevirdiğimizde ise bizi sınırın coğrafi etkisi karşılıyor. Mutludere’nin Karadeniz’e döküldüğü bu noktada incecik bir nehir sınırı oluşturuyor; sahilde yürürken karşı kıyıdaki Bulgar köyü Rezovo çıplak gözle net bir şekilde izlenebiliyor.

TRAKYA LEZZETLERİ VE SEYAHAT İPUÇLARI

Trakya’nın mutfak kültürü İğneada’da da kendini gösteriyor. Merkezde lezzetli yerel hamur işleri, manda sütünden yapılan meşhur yoğurt ve sütlü tatlılar denenmesi gerekenlerin başında gelirken; akşam yemekleri için Limanköy’de denize karşı konumlanmış salaş balık restoranları taze deniz ürünleriyle öne çıkıyor.

Konaklama açısından oteller ve pansiyonlardan, doğayla tamamen baş başa kalmak isteyenler için çadır ve kamp alanlarına kadar geniş bir yelpaze sunan İğneada’yı ziyaret etmek için en ideal dönem, hem longozun rahatça keşfedilebildiği hem de deniz mevsiminin açıldığı temmuz ayı. Son olarak, longoz ormanlarının serin yeşilliğine dalmadan önce bölgenin minik sakinlerinden korunmak adına yanınıza mutlaka etkili bir sinek kovucu losyon almanız keyifli bir tatil geçirmeniz için bıraktığımız ipuçlarından biri…

Bir sonraki şehirde, bir başka hikayede buluşmak üzere…

yok

Author: Yusuf Arslan