MHP’deki klikler savaşında kritik detay: Ayşe Ateş’in YENİÇAĞ’daki açıklamasına işaret edildi

MHP’de İzzet Ulvi Yönter’in “ajanlık” çıkışı ile başlayan depremin artçıları teşkilatların görevden alınması ile sürüyor. Şu ana kadar, İstanbul, Kütahya, Eskişehir, Kars, Çanakkale, Bilecik, Muğla, Bolu, Ardahan, Bingöl, Gaziantep olmak üzere onbir teşkilatın görevden alındığı MHP’de sürecin diğer illerle de devam etmesi bekleniyor.

Ortaya çıkan tablo siyasetin gündemindeki yerini korurken, Karar Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren de konuyla ilgili dikkate değer bir yazı kaleme aldı. Taşgetiren, “MHP’deki bu ‘klikler savaşı’ herhangi bir partide yaşanacak olandan daha önemli.” dediği yazısında, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in YENİÇAĞ’da Berna Can’a yaptığı açıklamalarındaki kritik bir detaya işaret etti.

Taşgetiren’in yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

MHP’deki bu “klikler savaşı” herhangi bir partide yaşanacak olandan daha önemli.

MHP, Cumhur İttifakı ortağı. Evet, fiilen bakan vs. olarak yönetime katılmıyor, ama “bakanların MHP’ye yakınlığı – uzaklığı”nın İttifak ilişkilerini etkilediği biliniyor.

Ayrıca bürokratik kadrolaşmada MHP’nin ciddi ağırlığı bulunduğu da biliniyor. Bahçeli’nin elini öpen üst güvenlik görevlilerinin varlığına tanık olunmuştur. Dolayısıyla Yönter sarsıntısının bu kadrolara nasıl yansıyacağını da takip etmek gerekiyor.

Bugüne kadar benim gördüğüm “MHP’deki bu iç sancı”ya ilişkin en çarpıcı değerlendirmeyi, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş yaptı. Ayşe Ateş “Sinan’a da ‘Akademik çalışmalarına ağırlık ver’ denmişti, sonra ne arayan oldu ne soran” dedi.

Ne yazık ki sorulmuştu Sinan Ateş ve geçmişte Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapan bu genç akademisyen, Ankara’nın göbeğinde yine Ülkü Ocaklılar tarafından infaz edilmişti.

Ayşe Ateş, Yeni Çağ gazetesine yaptığı değerlendirmenin bir yerinde “Sinan’ı katledenler özetle şunu söylüyordu” diyerek devam ediyor: “Biz Sinan Ateş’i Külliye’nin dibinde, cuma çıkışında, kameraların önünde katlettik. Katletmeye giderken katillere iki Özel Harekât polisini eskort yaptık. Çukurambar gibi yüksek korunaklı bir bölgeden elimizi kolumuzu sallaya sallaya çıktık. Bu cinayeti hazırlarken emniyet içinden bilgi aldık. Tetikçiyi de çakarlı araçla kaçırdık. Bundan sonraki süreçte bize ses yükseltenin, karşı duranın, itaat etmeyenin sonu bu olur. Ölen de öldüğüyle kalır.”

Sinan Ateş katlediğinde malûm, Bahçeli dahil MHP yönetiminden bir tek baş sağlığı mesajı gelmedi. Ayşe Ateş’in şu yukarıda sıraladığı, cinayete ilişkin kademelerin tamamı “Devletteki nüfuz”la ilgili. Onun için MHP’de iç sancı deyince hafife almamak gerekiyor.

Nitekim “Sinan gibi bir siyasi figürün nasıl, nerede ve ne zaman katledildiğine bakacak olursanız bunun devlete ve millete karşı nasıl bir meydan okuma olduğunu da rahatlıkla görebilirsiniz” ifadesi de işin ciddiyetini devlete ve millete anlatabilme çabası ile ilgili.

Acaba Ayşe hanım bugüne kadar, Cumhurbaşkanı’na ulaşabilmiştir de, derdini meselâ Devlet Bahçeli’ye anlatabilme imkânı bulabilmiş midir? Bazan ülkede iç cephe tahkimi, partide iç cephe sarsıntısını önlemekten daha kolay olabilir. Peynire ulaşma imkânı arttıkça tehlike büyür malûm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir