Milyarderlerin düellosu: Henri Matisse’in başyapıtı 10 dakikada rekor fiyata satıldı

Kültür ve sanat dünyası, son dönemin en heyecan verici ve yüksek bütçeli açık artırmalarından birine tanıklık etti. Spor müsabakalarını aratmayan bir heyecanın yaşandığı müzayede salonunda, modern sanatın dâhisi Henri Matisse’in fırçasından çıkan bir başyapıt için adeta servetler savaştı. Gazeteci Feramuz Erdin’in özel haberine göre, Barbier-Mueller koleksiyonunun en seçkin parçalarından biri olan “La Chaise Lorraine” isimli tablo podyuma çıktığı an salondaki tüm tansiyon yükseldi.

Kanvas üzerine yağlı boya ile işlenen 129.5 x 89.2 santimetre boyutlarındaki bu dev eser için başlangıç bedeli 21 milyon dolar olarak belirlenmişti. Ancak bu rakam, küresel koleksiyonerlerin radarına girmesiyle birlikte yalnızca birkaç dakika içinde geçerliliğini yitirdi.

10 DAKİKALIK FİNANSAL SAVAŞ

Uluslararası telefon hatlarının ardındaki gizemli milyarderler, salondaki temsilciler ve büyük yatırımcılar arasında tam bir psikolojik savaş yaşandı. Feramuz Erdin’in aktardığı detaylara göre, sanat piyasasının uzun süre hafızalarından silinmeyecek olan bu amansız rekabet toplamda sadece 10 dakika sürdü. Açık artırma çekici, ilk teklifin tam iki katına tekabül eden 41.5 milyon dolarda masaya indi. Dünyanın en değerli tablolarından birini koleksiyonuna katan alıcının ismi ise gizli tutuldu.

BU ESERİ BU KADAR DEĞERLİ KILAN NE?

Peki, koleksiyonerlerin bu tablo için adeta birbirleriyle yarışmasının arkasında ne yatıyor? Şüphesiz ki bu eser, sıradan bir tablonun çok ötesinde anlamlar barındırıyor. Pablo Picasso ile birlikte 20. yüzyıl modern sanat akımının iki büyük mimarından biri olan Henri Matisse, renk teorisinde devrim yaratmış bir isim. Sanat felsefesini “Renk duygunun kendisidir” sözüyle özetleyen usta ressamın bu eseri, taşıdığı tarihi misyonla da öne çıkıyor.

1919 yılına ait olan tablo, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından küllerinden doğan Avrupa’nın ruh halini yansıtıyor. Savaşın karanlık, kasvetli ve katı klasik kalıplarından uzaklaşmak isteyen sanat dünyası, Matisse önderliğinde daha özgür, duygusal ve yenilikçi bir dile yönelmişti. “La Chaise Lorraine”, işte bu büyük zihniyet değişiminin en somut manifestolarından biri. Sanat otoriteleri; tablodaki dingin iç mekan kurgusunu, kusursuz renk geçişlerini ve dengeli kompozisyonunu, Matisse’in sanatsal olgunluk döneminin en kıymetli örneği olarak kabul ediyor.

GÖKDELENLERDEN DAHA PRESTİJLİ BİR YATIRIM

Son yıllarda özellikle Körfez ülkelerindeki hanedanlıklar, Asyalı finans devleri ve Amerikalı hedge fon yöneticileri, modern sanat eserlerini en güvenli ve en prestijli yatırım aracı olarak görüyor. Günümüz dünyasında elit tabaka için bir Matisse tablosuna sahip olmak, New York’ta bir gökdelene ya da Londra’nın merkezinde lüks bir malikaneye sahip olmaktan çok daha büyük bir statü sembolü anlamına geliyor.

Yaşamının son yıllarını geçirdiği ağır bir ameliyat sonrasında yatağa bağımlı olarak tamamlayan (1869 – 1954) Fransız ressamın geride bıraktığı bu miras, estetik değerinin yanı sıra küresel finansın da en güçlü aktörlerinden biri olmaya devam edeceğini bir kez daha kanıtladı.

Author: Yusuf Arslan