Okumadan imzayı atan hem evinden oluyor hem de borçlanıyor

Türkiye genelinde deprem riski sebebiyle hız kazanan kentsel dönüşüm süreci, milyonlarca ev sahibi ve kiracıyı doğrudan ilgilendiren hukuki bir dönemece soktu. Bu zorlu süreçte “nasılsa binamız yenileniyor” mantığıyla detaylıca okumadan, aceleyle atılan tek bir imza bile geri dönüşü olmayan mağduriyetlerin kapısını aralıyor.

Gayrimenkul hukuku uzmanları, dönüşüm sürecinde vatandaşı bekleyen en sinsi finansal riskleri ve telafisi mümkün olmayan kritik hataları mercek altına aldı.

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE EN BÜYÜK TUZAK 

Türkiye genelinde deprem riski sebebiyle hız kazanan kentsel dönüşüm süreci, milyonlarca ev sahibi ve kiracıyı doğrudan ilgilendiren hukuki bir dönemece soktu. Bu zorlu süreçte “nasılsa binamız yenileniyor” mantığıyla detaylıca okumadan, aceleyle atılan tek bir imza bile geri dönüşü olmayan mağduriyetlerin kapısını aralıyor.

Gayrimenkul hukuku uzmanları, dönüşüm sürecinde vatandaşı bekleyen en sinsi finansal riskleri ve telafisi mümkün olmayan kritik hataları mercek altına aldı.

MÜTEAHHİR FATURASIYLA BORÇLANABİLİRSİNİZ 

Okunmadan imzalanan metinlerin yarattığı en büyük finansal tehlike ise inşaat tamamlandığında gün yüzüne çıkıyor. Hukukçular, ev sahiplerinin kentsel dönüşümün ardından müteahhitler tarafından kesilecek fahiş faturalarla borç batağına düşebileceğini söylüyor:

“Yasal prosedür gereği müteahhit inşaat bitiminde maliklere fatura kesmek zorundadır. Eğer sözleşmede bu faturanın sınırları net çizilmediyse, yasal boşluklardan faydalanılarak kesilen yüksek tutarlar kat maliklerini sürpriz birer borçlu haline getiriyor. Sözleşmede bu durumu engelleyecek özel maddeler mutlaka yer almalı.”

Kritik Detay: Bakanlığın kentsel dönüşüm projelerinde kestiği %6’lık teminat bedeli kira ödemeleri veya tazminatlar için kullanılamaz; bu bütçe sadece inşaatın tamamlanması içindir. Ev sahiplerinin kira mağduriyeti yaşamaması için müteahhitten mutlaka banka teminat mektubu talep etmesi gerekir.

MÜTEAHHİT SEÇERKEN YÜKSEK VAATLERE KANMAYIN 

Vatandaşların düştüğü bir diğer yanılgı ise şirket seçerken sadece kendisine en yüksek payı, en lüks daireyi veya en fazla nakit desteğini vaat eden müteahhide yönelmesi oluyor.

Uzmanlar, sadece birkaç puan daha yüksek kar elde etmek amacıyla mali gücü yetersiz, güvencesiz şirketlerin tercih edilmesinin inşaatın durmasıyla sonuçlanacağını, bu yüzden firmaların geçmiş projelerinin titizlikle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

KİRACILAR İÇİN GİZLİ TEHLİKE 

Kentsel dönüşümde sadece ev sahipleri değil, kiracılar da doğru bilinen yanlışlar nedeniyle mağduriyet yaşıyor. Kamuoyunda en çok karıştırılan yasal hak sınırları ise şöyle ayrılıyor:

Normal Şartlarda (Borçlar Kanunu): Bir bina normal imar kanununa göre yıkılıp yenilenirse, mülk sahibinin biten yeni daireyi öncelikli olarak eski kiracısına teklif etmesi yasal bir zorunluluktur.

Kentsel Dönüşümde (6306 Sayılı Kanun): Eğer bina riskli yapı raporuyla kentsel dönüşüme girdiyse, çıkan kiracının yeni yapılan binaya geri dönme hakkı tamamen ortadan kalkar.

TEK BİR KOMŞUNUN HAMLESİ EVİNİZİ YIKTIRABİLİR 

Kentsel dönüşümün başlaması için tüm apartmanın ya da çoğunluğun ortak karar almasını beklemek büyük bir yanılgıdır.

Mevcut yasalara göre binadaki tek bir kat maliki bile riskli yapı tespit sürecini tek başına başlatma yetkisine sahiptir. Apartman içindeki iletişimsizlik sebebiyle sürecin aniden resmiyete dökülmesi, hazırlıksız yakalanan diğer komşuların birkaç ay içinde evlerini apar topar tahliye etmek zorunda kalmasıyla sonuçlanabiliyor.

Author: Yusuf Arslan