CHP lideri Özgür Özel, tutuklanan İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile çalışma arkadaşlarına destek olmak için başlatılan ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitinginin bu haftaki adresi Karabük’te konuşuyor.
CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar kapsamında tutuklanan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer CHP’li belediye başkanlarına destek olmak için başlatılan ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitinginin 107’ncisi bu hafta Karabük’te düzenleniyor.
Ekrem İmamoğlu tutuklu bulunduğu Silivri’den Karabüklülere mesaj gönderdi. Mesajı CHP Karabük İl Başkanı Vedat Yaşar okudu. Özgür Özel düzenlenen mitingte konuşuyor. Özel’in konuşmasından satırbaşları şöyle:
”Güzel insanların yiğit insanların cumhuriyete Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkan güzel insanlar hepiniz hoş geldiniz.
Biz adalet ve demokrasi için meydanlardayız. Bugün bu meydanlarda safran çiçeği gibi açan bu ülkenin yiğit evlatlarına selam olsun.
“KUSUR VARSA KENDİMİZDE ARADIK”
1977’den beri Karabük’te birinci parti değiliz. Son seçimlerde, son yerel seçimlerde merkez ilçede 6 bin 700 oy aldık. Ama Karabük’e küsmedik. Umudu kesmedik. Sırt dönmedik. Bu iradeyi küçümsemedik. Kimi seçiyorsa saygı duyduk, kusur varsa kendimizde aradık.
“RENKLERİNİ O BAYRAKTAN ALIR”
Bizi ayakta tutan, ellerinizdeki ay yıldızlı al bayraklardır. Türkiye İttifakı renklerini o bayraktan alır. Türkiye İttifakı; Milli Takım kazanınca sevinen, Filenin Sultanları ile birlikte gözyaşı döken, dünyanın öbür ucundaki güreşçinin zaferiyle ayağa kalkan kim varsa Türkiye İttifakı’ndadır.
“BABA OCAĞININ TAPUSU BİR KİŞİYE KAYITLIDIR…”
Kimi daha büyüğünü arar, kimi daha küçüğüne razı olur. Ama kimin ki huzuru bozulur, bilir orada bir baba ocağı vardır. Kapısı açık, çayı demli, çorbası sıcak, bacası tüten bir baba ocağı. O baba ocağının kapısı sonuna kadar açıktır. Zira o baba ocağının tapusu ne bendedir, ne bizdedir, hiç kimsede de değildir. O baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır; o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.”
“ELİF KÖSE’YE YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM”
CHP lideri Özel, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’nin çalışmalarına değinerek başarılarından dolayı teşekkür etti. Özel şunları söyledi:
”Tüm zorluklara, tüm engellemelere rağmen Safranbolu’da bir Cumhuriyet kadını tarih yazıyor. Onunla gurur duyuyoruz. Partimiz adına Safranbolu’ya hem teşekkür ediyor hem de onun hizmetleriyle gururlanıyoruz.
Önümde 7 yıldır yaptıklarıyla ilgili uzun bir liste var. Buradan canlı yayınlar varken, Türkiye’nin gözü kulağı buradayken, bir Cumhuriyet kadını, bir sosyal demokrat belediye başkanı tüm zorluklara rağmen neler yapabiliyor belli satır başlarını hatırlatmak istiyorum.
Öncelikle Safranbolu Belediyesi’ni ilk kazandığımızda siz biliyorsunuz, borcun gelire oranı yüzde 74’tü. Gelirin yüzde 74’ü kadar borç vardı. Yedi yıl geçti, borcun gelire oranı yüzde 4’e indi. Yüzde 74’ten yüzde 4’e indi. Bu müthiş bir başarı. Hiçbir şey yapmasan bu rakamlar olmaz.
”BAKIN, BORCU YÜZDE 74’TEN YÜZDE 4’E İNDİRİRKEN NE YAPMIŞ ELİF BAŞKAN?”
Ama bakın, borcu yüzde 74’ten yüzde 4’e indirirken ne yapmış Elif Başkan? Kent lokantası açmış, kreş açmış, engelsiz kafe açmış. Kadın dayanışma merkezi, aktif yaş alma merkezi, hanım evlerini şehre kazandırmış. Safranbolu Belediyesi’nin sosyal tesislerinden özel firmaları çıkarmış, kendisi en uygun fiyatlara işletmiş; hem vatandaş hem misafirler memnun kalmış, hem belediye para kazanmış.
Kadın el emeği ve kadın üretici pazarlarını kurmuş. Ata tohumuyla üretim yapıp uygun fiyatlara bu ürünleri satışa sunmuş. Belediyede asfalt üretmiş, 250 milyon lira sadece asfalttan tasarruf etmiş. Peyzaj çiçeklerini belediye bünyesinde üretmeye başlamış, ihaleyle ondan bundan çiçek, fide almamış; burada üretmiş, burada kullanmış.
Taş ocağı açmış, ilçenin parasını taş ocaklarına ödememiş. Mobilya atölyesini açmış, kent mobilyalarını kendi üretmiş. 22 kilometre su, 8 kilometre kanalizasyon, 3 kilometre yağmur suyu hattını baştan aşağıya yenilemiş. 8 tane halk otobüsü almış, hibrit otobüslerle hem çevreci hem halkçı bir hizmeti başlatmış. Dikim evi kurmuş, ne için? Belediyenin çalışanlarının personel kıyafetleri için. Sonra başka belediyelere de yapmaya başlamış, sonra özel şirketler sipariş vermiş onları yapmaya başlamış.
”YAPILMADIK BİR ŞEY BIRAKMAMIŞ”
Yani 7 yılda borcu yüzde 74’ten 4’e indirirken Safranbolu’da yapılmadık bir şey bırakmamış. İşte Cumhuriyet kadınına, Atatürk’ün evladına, bu partinin gururu Elif Köse’ye yürekten teşekkür ediyorum. Yürekten teşekkür ediyorum.”
Özel konuşmasına şöyle devam etti:
“HIZLI TRENLERİN YAYINI İNGİLİZ FİRMASINDAN ALAN BİR AKIL YÖNETİYOR ÜLKEYİ”
Karabük’ten kepçeyle toplayıp, çay kaşığıyla veriyorlar. 11,5 milyar vergi toplayacaksın, 10 milyarına kapkaç yapacaksın! Karabük’ün emeği, üretimi, hakkına kapkaç yapmışlar, alıp da kaçmışlar. Bu Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk çok önem verdi bu şehre. Onun talimatıyla rahmetli İnönü 1937’de Kardemir’in temelini attı, 1939’da Kardemir çalışmaya başladı. Karabük, ‘fabrikalar kuran fabrika’ olarak kuruldu. Çok basit bir örnek, ben bunu Cevdet Bey’den Meclis’te duydum. Ve aklım almadı, inanamadım, ‘Doğru mu?’ dedim, ‘Bir yanlışlık olmasın?’ dedim. Karabük Demir Çelik Fabrikası (Kardemir) dünyanın en kaliteli çeliğini, dünyanın en kaliteli tren yaylarını üretiyor. Doğru mu? Türkiye çok gecikmeli olarak hızlı trenler yapıyor. Hızlı tren ihaleleri veriyor. Verilen ihalelerde hızlı trenlerin rayları Karabük’ten değil, İngiliz firması British Steel’den, İngiliz çelik firmasından alınıyor. Öyle yazıyorlar. Bu British Steel dedikleri firma zordaydı, batıyordu; bizimkilerin gayretiyle ayağa kaldırdılar. Kardemir dünyanın en iyi tren yaylarını üretecek durumda ama hızlı trenlerin yayını İngiliz firmasından alan bir akıl yönetiyor ülkeyi.
“CUMHURİYET HALK PARTİSİ BÜTÜN İŞÇİLERİMİZE KADRO VERECEK”
Ve maalesef Kardemir’de vagon işçileri var. Burada mı vagon işçileri? Bak, vagon işçileri var orada. Kardemir’de iki tür işçi var: Bir kadroda olan işçiler, bir de taşeronda olan işçiler. Güya taşerona kadro verildi ama vagon işi ağır iş, zor iş. Bu işleri taşerona vermişler. Orada zor şartlarda, ağır işlerde emekleri sömürülen arkadaşlarımız var. Buradan, Karabük’ten, bu meydandan 3 Mayıs 2024 günü kayda geçiriyorum: O sandık gelecek, bu iktidar değişecek, Cumhuriyet Halk Partisi bütün işçilerimize kadro verecek! Söz veriyoruz! Türkiye’de kamuda çalışan ve taşeron marifetiyle emeği sömrülen kim varsa, geçtiğimiz seçimlerde söz verilip de kandırılan kamudaki tüm taşeronlara sesleniyorum: Sandığı bekleyin, sandığı isteyin, iktidarı değiştirin, kadroyu bileğinizin hakkıyla siz alın.
”İNANILMAZ BİR TALANA AÇILMIŞ DURUMDA”
Tabii Karabük’ün sorunu, derdi deyince… Bir yandan Türkiye’de yüzde 65’lik orman oranıyla, yüzölçümü olarak, yüzdesel olarak en fazla ormanı olan ikinci şehri. Ama maalesef Eflani’de, Ovacık’ta ve Safranbolu’da 5 maden ruhsatıyla ve 7200 futbol sahası büyüklüğünde yeri madenlere açarak hem büyük bir çevre katliamı yapılıyor hem de Karabük gibi bir yerde ormanlar katlediliyor. Bu konuya dikkat çekiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak özellikle Karadeniz’e sesleniyorum.
Bu iktidarın son iki yılına girmişken -en fazla yani kaçsa kaçsa, 2 yıl sonra, 15 gün kalmış oluyor seçime. Bugün 3 Mayıs, seçimler 2 yıl sonra en geç 14 Mayıs’ın olduğu hafta yapılmak zorunda- ve birileri giderayak Karadeniz’i, özellikle Ordu’yu, Giresun’u ve Karabük’ü inanılmaz bir madencilerin talanına açmış durumda.
”BU ORMANLAR GİDERSE GERİ GELMEZ”
Buradan AK Parti’ye, MHP’ye geçmişte oy vermiş, gönül vermiş bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum: Bu ormanlar giderse geri gelmez! Siyanürlü altın araması, zaten yüksek olan kanser oranlarını iyice yukarıya tırmandırır. ‘Bakır’ diyorlar, altına çeviriyorlar; bakır da olsa altın da olsa fark etmez. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak madenlere karşı değiliz ama vahşi madenciliğe, özellikle orman katliamıyla Karadeniz’de yapılmaya çalışılan vahşi madenciliğe karşıyız. Ve hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm Karabüklüleri vahşi madenciliğe karşı ayağa kalkmaya ve mücadeleye davet ediyorum.”
“DEVLET HASTANESİ YOK”
Karabük’te şu anda… Okudum, inanamadım, sordum; devlet hastanesi yok. Devlet hastanenizi 2012 yılında yıkmışlar. 2015’te de 5.000 Evler’deki Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’ni yıkmışlar. Yıllar geçmiş, yenisi yapılmamış. Kronik hastalıklar, bilhassa kanser hastaları Ankara yollarında helak oluyor.
2017’de Eskipazar’a bir hastane yapmışlar, yanlış zemin etüdü yüzünden 2019’da kullanılamaz hale gelmiş. 154 milyon lira çöpe gitmiş. Yenisi için 311 milyon liralık yeni bir ihale yapılması gündemde.
Ovacık’ta 2020’de 10 milyon liraya hastanenin yapımına başlanmış. Dört yıl içinde ihaleyi yapan firma yapamamış bırakmış, şimdi 85 milyon liraya yeniden hastanenin yapılması için ihale yapılmış.
“İKİNCİ SÖZÜMÜZ DE ORMAN KÖYLÜLERİNE OLSUN”
Karabük için şunu söyleyelim; 2831 kooperatif var Türkiye’de. 278.000 ormancı, orman köylüsü bu orman kooperatifleri birliğine bağlı kooperatiflere üye. 1 milyon 150 bin kişinin yaşamını, geçimini ilgilendiren bir mesele. Ve orman köylüsünün önemi, ormanın sağlığı için, orman yangınlarının önlenmesi için, ülke ekonomisi, şehir ekonomisi için fevkalade.
O yüzden orman köylüleri için yepyeni bir modelle kooperatiflerin desteklenmesi, öyle dışarıdan gelen zengin şirketlere ihaleyle kesim işleri verilip köylünün işçileştirilmesi değil; kendi sorumluluk alanlarında yangınla mücadele etmesi, gençleştirme, budama işlerinin yapılması, her türlü sanayi ormancılığı için görevin üstlenilmesi için orman köylülerine yepyeni bir kanunla yepyeni bir sayfa açacağız. Karabük’ten, Kardemir işçisinden sonra ikinci sözümüz de orman köylülerine olsun. Sizi seviyoruz, değerinizi biliyoruz!
‘AVRUPA BİRİNCİSİYİZ’
Bitmeyen bir ekonomik krizle baş başayız. Eskiden ekonomik krizler yıllarla anılıyordu, o yıl geçiyordu kriz atlatılıyordu, bir sonraki kriz gelince yine yılla anılıyordu. Maalesef 10 yıla yaklaşan ama bitmeyen bir krizle karşı karşıyayız.
Bugün Türkiye’de işsizlikte, yoksullukta, enflasyonda, faizde ve gelir adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Bu utanç verici bir tablodur. Üç tarafı dünyanın en güzel denizleriyle çevrili, toprağın altı ve üstü değerli, genç nüfusuyla, turizmiyle, tarihiyle, jeopolitik üstünlüklerle Avrupa’da Almanya’nın, Fransa’nın rakibi bir ekonomi olacakken bütün Avrupa’nın gerisine düşmek asla kabul edilemez. Bu artık beceriksizlikten ötedir, kötü niyettir!
“VASATI NEDEN KABUL EDELİM?”
Konuşmasına Karabük’te yapılan çalışmalara değinerek başlayan Özel, hemen ardından emeklilerin durumuna değindi. AKP döneminde emeklilerin her geçen daha da yoksullaştığını söyleyen Özel şunları vurguladı.
“İki emekli bir araya gelse açlık sınırını ancak geçiyor. 5 emekli bir araya gelse yoksulluktan kurtulamıyor.
Böyle bir düzen kurdular. Bizim emekliler için en önemli vaadimiz şudur. CHP iktidarında 100 gün içinde en düşük emekli maaşı bir asgari ücrete çıkarılacak.
Bu gerçekleştirilmesi zor bir vaat gibi görünüyor. Hiç öyle değil. Bu ülkede en büyük sorun vasata, kötüye razı edilmek ve bunu kabullenmek. Ne münasebet kabulleniyoruz. Hangisi yaşam koşullarından taviz veriyor da emekli versin? Niçin emekli yaşamından taviz versin?”
AYRINTILAR GELİYOR…