KÜRESEL SAVAŞIN ACISI MUTFAKTA HİSSEDİLECEK
Ekonomi gazetecisi Erdal Sağlam, Orta Doğu’daki savaşın Türkiye’deki enflasyona yansımasının olası boyutlarını değerlendirdi. 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail ve İran eksenli çatışmalar, sadece bölge jeopolitiğini değil, Türkiye’nin enflasyon sepetini de vurdu. Hürmüz Boğazı’nın iki aydır fiilen kapalı olması, dünya enerji koridorunda büyük bir tıkanıklığa yol açtı.
Brent petrolün 105 ile 120 dolar arasında seyretmesi, uygulanmakta olan ekonomi programının üzerine kara bir bulut gibi çöktü. Pazartesi günü TÜİK tarafından açıklanacak verilerle birlikte, uzun süredir hedeflenen düşüş trendinin yerini yeniden tırmanışa bırakması bekleniyor.
YÜZDE 31 SINIRI GEÇİLİYOR: 3 AY SÜRECEK YÜKSELİŞ DALGASI
2025 Mart’ta yüzde 1,94 enflasyon açıklayan TÜİK, yıllık enflasyonu yüzde 30,87 ilan etti. Sağlam’ın tahminlerine göre pazartesi açıklanacak nisan verisiyle, yıllık enflasyonun yeniden yüzde 31’in üzerine çıkması kesinleşecek. Piyasa anketleri yüzde 3,2’lik bir artışa işaret etse de, Merkez Bankası kulislerinde konuşulan rakam yüzde 3,4 civarında. Uzmanlar uyarıyor: Bu sadece bir aylık bir sıçrama değil.
Geçen yılın mayıs ve haziran aylarındaki düşük rakamlar nedeniyle oluşacak “baz etkisi”, yıllık enflasyonun önümüzdeki üç ay boyunca yukarı yönlü seyretmesine neden olabilir.
MERKEZ BANKASI’NIN “SAVAŞ POZİSYONU”
Savaşın başlamasıyla birlikte fonlama faizini 3 puan artıran Merkez Bankası, nisan ayı toplantısında mevcut pozisyonunu koruma kararı aldı. Banka yönetiminin en büyük çekincesi, yerli yatırımcının yeniden dövize yönelmesi.
Bu nedenle faizlerin yüksek tutulması ve Türk Lirası’nın değerli kalması stratejisinden taviz verilmiyor. Ancak bu “sıkı” duruş, üretim çarklarının yavaşlamasına ve iş dünyasından yükselen feryatların artmasına neden oluyor.
EKONOMİ YÖNETİMİNİN İKİLEMİ: BÜTÇE Mİ, İHRACATÇI MI?
İş dünyasından gelen şikayetleri dindirmek isteyen ekonomi yönetimi, bir yandan kur baskısını sürdürürken diğer yandan vergi kolaylıkları ve ihracat kredileriyle nefes aldırmaya çalışıyor. Ancak bu durum yeni bir tehlikeyi beraberinde getiriyor:
Bütçe disiplininin bozulması. Vergi gelirlerinden feragat edilmesi, cari açığın yönetilebilir seviyelerde tutulması hedefini zora sokabilir.
YENİ HEDEFLER VE BELİRSİZ GELECEK
Merkez Bankası’nın bu ay yayınlayacağı Enflasyon Raporu’nda, yıl sonu hedefini yüzde 19-24 bandına revize etmesi bekleniyor.
Ancak piyasa beklentileri şimdiden yüzde 28’lere demir atmış durumda. Savaşın ne zaman biteceği, Hürmüz Boğazı’nın ne zaman açılacağı ve içerideki siyasi atmosferin erken seçim tartışmalarına evrilip evrilmeyeceği, ekonominin önündeki en büyük bilinmezler olarak duruyor.