

Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilenkaynak olarak ekleyin

ABD ile İran arasında giderek tırmanan gerilim, Washington yönetiminin askerî kapasitesine ilişkin dikkat çekici bir iddiayı gündeme taşıdı. Washington Post’a konuşan ve yönetim içindeki görüşmelere hâkim olduğu belirtilen bir ABD’li yetkili, Amerikan ordusunun İran’a karşı uzun süreli veya topyekûn bir savaşı sürdürebilecek düzeyde füze ve mühimmat stokuna sahip olmadığını öne sürdü.
Yetkiliye göre özellikle hava savunma sistemlerinde kullanılan önleme füzeleri ile uzun menzilli hassas güdümlü mühimmat stoklarında yaşanan hızlı azalma, ABD’nin yeni operasyonlarını doğrudan etkileyebilecek seviyeye ulaştı.
“Operasyonları güvenli şekilde sürdürebilecek yeterli kaynağımız yok ve sanırım Beyaz Saray bunun farkında değil” ifadelerini kullanan yetkili, mevcut mühimmat tüketim hızının Pentagon’un planlamalarını zorladığını savundu. İddialar, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran’a karşı daha geniş kapsamlı askerî operasyon seçeneklerini değerlendirdiği bir dönemde gündeme geldi.
PENTAGON’DA MÜHİMMAT ENDİŞESİ
Washington Post’un aktardığına göre ABD Savunma Bakanlığı içinde son haftalarda yürütülen değerlendirmelerde yalnızca İran’a yönelik operasyonların değil, küresel ölçekte devam eden askerî taahhütlerin de mühimmat stokları üzerinde ciddi baskı oluşturduğu belirtiliyor.Özellikle hava savunma sistemlerinde kullanılan önleyici füzelerin ve uzun menzilli hassas mühimmatın yoğun şekilde tüketildiği ifade edilirken, bazı savunma yetkililerinin mevcut stok seviyelerinin uzun süreli yüksek yoğunluklu bir çatışmayı desteklemekte yetersiz kalabileceği yönünde görüş bildirdiği öne sürüldü.
Haberde görüşlerine yer verilen yetkili, mühimmat stoklarındaki azalmanın yalnızca İran’a yönelik olası yeni operasyonları değil, ABD’nin diğer bölgelerdeki askeri caydırıcılığını da etkileyebileceğini savundu. Uzmanlara göre modern savaşlarda hava savunma sistemleri ve hassas güdümlü mühimmat, operasyonların sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle üretim kapasitesinin tüketim hızına yetişememesi halinde operasyonların kapsamı kaçınılmaz olarak daralabiliyor.

BÖLGEDEKİ DİĞER ÜLKELERDEN SEVKİYAT MI YAPILDI?
Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, ABD’nin İran savaşı nedeniyle silah ve mühimmat stoklarında ciddi bir erime yaşadığına dikkat çekerek, Trump’ın önemli sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Başbuğ, “Burada söz konusu olan, yıllar boyunca oluşturulan savaş stokları; yani olası bir çatışma anında kullanılmak üzere hazır tutulan mühimmat ve silah rezervleridir. ABD, İran savaşı dışındaki süreçlerde de İsrail’e sağladığı yoğun askerî destek kapsamında milyarlarca dolar değerindeki silah ve mühimmatı bu stoklardan kullanıma sundu. Özellikle füze stokları konusunda ABD’nin ciddi bir baskı altında olduğu da görülüyor. İran savaşında Washington yönetimi bir dönem bölgedeki üslerinde bulunan mühimmat ve askerî kapasite üzerinden bu açığı kapatma düşüncesindeydi. Hatta bazı bölge ülkelerindeki stoklardan sevkiyat yapıldığı yönünde çeşitli iddialar da gündeme geldi. Ancak genel çerçevede baktığımızda ABD’nin savaş stoklarında ciddi bir azalma yaşandığı gerçeğini kabul etmek gerekiyor” diye konuştu.
Ülkelerin savaş hazırlıkları kapsamında belirli miktarlarda mühimmat ve askerî araç rezervi tuttuğunu hatırlatan Coşkun Başbuğ, mevcut durumun alışılmış savunma planlamalarının dışına çıktığını söyledi ve açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Normal şartlarda her ülkenin olası bir savaş senaryosuna karşı belirlediği kritik stok seviyeleri vardır. Ne kadar mühimmat, kaç adet ağır silah, hangi kapasitede askerî araç ve sistem hazır tutulmalı sorusunun cevabı yıllar öncesinden belirlenir. Hiçbir devlet kolay kolay bu seviyelerin altına inmeyi göze almaz. Çünkü o stoklar ülkenin caydırıcılığının temel unsurlarından biridir. Ancak ABD, İran savaşında bu rezervleri kullanmak zorunda kaldı.”

KRİZ AVRUPA’NIN DEPOLARINDA DA BÜYÜYOR
Benzer sorunun Avrupa ülkelerinde de olduğunu söyleyen Coşkun Başbuğ, “Avrupa ülkeleri Ukrayna’ya verdikleri destekle birlikte kendi savunma kapasitelerini sorgulamaya başladı. Bu konu NATO ülkeleri arasında da yüksek sesle dile getiriliyor. Özellikle Almanya’nın bu durumdan kaynaklanan ciddi rahatsızlıklar var” dedi ve şöyle devam etti:
“Öte yandan Rusya, savaş boyunca kullandığı mühimmat ve askerî ekipmanların yerine yenilerini koymaya başladı. Üretim kapasitesini artırdı ve kayıplarını telafi etme sürecine girdi. Buna karşılık Avrupa’nın bugün üretimi artırma kararı alması halinde bile eski seviyelere dönmesi yıllar alacak. Bu süre 8-10 yıl gibi uzun bir zaman dilimini bulabilir. Dolayısıyla sadece ABD değil, Avrupa açısından ortaya çıkan tablo sadece bugünün değil, önümüzdeki yılların da güvenlik dengelerini etkileyebilecek bir tablo.”
TRUMP YÖNETİMİ YENİ SALDIRI SEÇENEKLERİNİ DEĞERLENDİRİYOR
Mühimmat stoklarına ilişkin tartışmalar sürerken Trump yönetiminin Orta Doğu’daki askerî varlığını artırmaya devam ettiği de bildiriliyor. New York Times’ın ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre Washington, Avrupa’daki üslerinden ilave savaş uçaklarını Orta Doğu’ya sevk etme kararı aldı.
Haberde Almanya’dan Amerikan yapımı F-16 savaş uçaklarının, İngiltere’den ise F-35 savaş uçaklarının bölgeye konuşlandırıldığı belirtilirken, havadan yakıt ikmal uçaklarının da sevkiyat kapsamında olduğu aktarıldı.
Habere göre söz konusu askerî hazırlıkların önemli bölümü, İran’ın Ürdün’deki ABD üssüne düzenlediği saldırıdan önce planlanmıştı. Trump yönetiminin daha önce İran’daki köprüler, enerji altyapıları ve stratejik askerî tesisleri kapsayabilecek daha geniş çaplı operasyon seçeneklerini değerlendirdiği de iddialar arasında yer aldı.

ABD’nin mühimmat stoklarında yaşanan baskı, İran karşısındaki askerî stratejisini nasıl etkiler? Washington daha sınırlı hava operasyonlarına mı yönelmek zorunda kalır?
Coşkun Başbuğ, ABD’nin mevcut şartlarda tamamen geri çekilmesinin beklenmediğini belirterek, “ABD sınırlı adımlar atacaktır. Bir taraftan İran’a yönelik gözdağı vermeye, caydırıcılık mesajları vermeye ve kendi gücünü göstermeye devam edecektir. Ancak diğer taraftan savaşı tamamen sonlandırmak yerine, kendi stratejik hedefleri doğrultusunda bu süreci devam ettirme isteği de olacaktır” ifadelerini kullandı.
İRAN’DAN BÖLGE GENELİNDE MİSİLLEME
İran ise ABD saldırılarına yeni füze ve insansız hava aracı operasyonlarıyla karşılık veriyor. İran Devrim Muhafızları, Bahreyn ve Ürdün’deki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediklerini açıkladı. Bahreyn yönetimi ise İran’ın ülkenin hava seyrüsefer sistemlerini hedef aldığını duyurdu.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da yaptığı açıklamada ülkesinin ABD ile yeniden “tam ölçekli bir savaş” içinde olduğunu belirterek Washington’ın bunun sonuçlarını üstlenmesi gerektiğini söyledi. Buna karşın hem Washington hem de Tahran cephesinden diplomasi kapısının tamamen kapanmadığı yönünde mesajlar verildi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, çeşitli arabulucular üzerinden yeni öneriler aldıklarını belirterek, “Diplomasi görevini biliyor ve hiçbir çabadan kaçınmıyor” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran ile müzakereye açık olduklarını belirterek, “İran ile defalarca denedik ve denemeye devam edeceğiz. Eğer o kapı açılırsa bunu memnuniyetle karşılarız” ifadelerini kullandı.

ÜRDÜN’DEKİ SALDIRI GERİLİMİ ZİRVEYE TAŞIDI
ABD’nin son hava saldırılarının temel gerekçesini, geçen hafta Ürdün’deki Amerikan üssüne düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden ABD askerleri oluşturdu. Pentagon, saldırıda yaşamını yitiren askerlerden ikisinin kimliklerini açıkladı. Hayatını kaybeden askerlerin Hawaii eyaletinin Ewa Beach kentinden 25 yaşındaki Teğmen Tyler James Feehan ile Texas eyaletinin Carrollton kentinden 19 yaşındaki Er Isabella Gonzales olduğu bildirildi.
Wall Street Journal’ın haberine göre İran’a ait üç füze, Ürdün’deki ABD üssünün hava savunma sistemlerini aşarak askerlerin bulunduğu prefabrik yaşam alanlarını, spor salonunu ve boş bir uçak hangarını vurdu. Haberde, füzelerin üs savunmasını aşmasının Pentagon içinde ayrıca sorgulandığı aktarıldı.
İRAN’IN ÜRDÜN’E YÖNELİK SALDIRILARININ ARKASINDA TAM OLARAK NE VAR?
Peki, İran’ın Ürdün’deki ABD üslerini hedef alması, doğrudan Washington’a yönelik sınırlı bir mesaj verme stratejisi mi, yoksa bölgesel çapta daha geniş bir çatışmanın habercisi olarak mı değerlendirilmeli?
Bu soruma İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Dr. Çağatay Balcı, “Açıkçası bunun doğrudan ABD’ye yönelik bir mesaj olduğunu düşünmüyorum” cevabını verdi ve şöyle devam etti:
“Çünkü İran, hâlihazırda Körfez’deki ABD üslerini doğrudan hedef alabilecek bir aşamaya geçmiş durumda. Dolayısıyla Ürdün’e yönelik saldırılarla ABD’ye sembolik bir mesaj verme amacını taşımadığını düşünüyorum. Bunun yerine İran, Ürdün’e gerçekleştirdiği saldırılarla, çatışmaların büyümesi ve daha fazla saldırıya maruz kalması durumunda savaşı bölgeselleştireceğine dair daha önce söylemsel olarak ortaya koyduğu stratejiye yöneleceğini ilan ediyor.”
KARA HAREKÂTI İHTİMALİ GÜNDEMDE Mİ?
ABD’nin İran içinde kara operasyonu düzenleyip düzenlemeyeceği de Washington’daki tartışmalar arasında yer alıyor. Trump geçtiğimiz günlerde kara harekâtı ihtimalini tamamen dışlamazken, Pentagon kaynakları böyle bir operasyonun son derece kapsamlı askerî hazırlık gerektireceğine dikkat çekiyor.
Savunma uzmanları, ABD’nin hava operasyonlarında güçlü kapasiteye sahip olduğunu ancak İran topraklarında uzun süreli bir kara operasyonunun çok daha büyük askerî ve siyasi maliyetleri beraberinde getirebileceğini belirtiyor.
Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri
Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.
Bülten Seçimleri
Keşfetmeye Devam et
Ayrıca ABD’nin mevcut mühimmat stoklarıyla hem İran operasyonlarını hem de dünyanın diğer bölgelerindeki askeri yükümlülüklerini aynı anda sürdürüp sürdüremeyeceği sorusu da gündemde kalmaya devam ediyor.

‘BİR AMFİBİ HAREKÂT GÖREBİLİRİZ’
Gerçekten de ABD, İran içinde kara operasyonu düzenleyebilir mi?
Dr. Çağatay Balcı, “Açıkçası ilerleyen süreçte Hürmüz-Basra Körfezi merkezli bir amfibi harekât beklentisi içerisindeyim” dedi ve şu yorumda bulundu:
“ABD’nin son saldırılarında ortaya çıkan örüntüye baktığınızda bu saldırıların, olası bir amfibi harekâtın ön hazırlığın çağrıştırdığı görülebiliyor. Huzistan’dan Çabahar kıyılarına kadar geniş bir alanda, adaları da kapsayacak biçimde bir amfibi harekât görebiliriz. Tabi bu ABD açısından inanılmaz düzeyde maliyetli olur ve başarı olasılığı da son derece muğlak. Ancak ABD Hürmüz krizini kalıcı olarak çözmek istiyorsa bunun yalnızca abluka ve hava saldırılarıyla mümkün olmadığının da bilincinde.”
