Katil sürüsü ele başlarından Duran Kalkan, PKK’nın sözde yayın organlarından birine yaptığı değerlendirmede, “Bizim için değişim ve dönüşümün geri dönüşü yok. Değişeceğiz ve de Türkiye’yi demokratik değişime uğratacağız. Buna ayak diretenler sonunda kendileri kaybedecekler. Bu kesin, bu konuda bu düzeyde kararlıyız” şeklinde konuştu.
Eli kanlı katil, terörist Duran Kalkan’ın açıklamalarından bazı bölümler şöyle;
“Sorun biraz iktidardan kaynaklanıyor. Bunu net ifade etmek gerekli. Anlayamadık zaten. Bir diyorlar acele etmeye gerek yok. Bir diyorlar çok acele olmalı. Bir istikrarsızlık var. Belli ki stratejik yaklaşmıyorlar sürece. Günlük taktik, siyasi çıkarlar çerçevesinde yaklaşıyorlar. Tabii böyle bir yaklaşım doğru değil. Doğru da değil, tehlikeli de. Tehlikesi şurada. İşte Ortadoğu’daki gelişmeler ortada. 35 yıldır yaşanan 3. Dünya Savaşı’nın sonuçları ortada. Ulus devlet statükoculuğu ne hale geldi? Ulus devlet sistemleri Saddam Hüseyin yönetiminden başlamak üzere ne duruma düştüler? İşte Hüsnü Mübarek yönetiminden Kaddafi yönetimine. En son Ali Hamaney. Bu sistemin kurucusu, öncüsü TC devletiydi aslında. Şimdi yıkılmakta olan, hegemonyası değiştirilmek istenen ulus devlet sistemi Türkiye üzerinden kuruldu. İlk model Türkiye’dir. Diğerleri onun versiyonları olmuşlardı. İşte İran geldi, Türkiye de geliyor. Türkiye zaten bütün bu olayların içerisinde. Fakat bunu görmemek, böyle nasıl bu çatışmalardan günlük siyasette yarar sağlanacağını sanmak büyük yanılgı. Demek ki çatışma doğru anlaşılmıyor. Bundan dolayı da tehlike görülmüyor. Yeterli bir gelecek şeyi yok.
…
Hukuki adımların atılması gerekiyor. Sürecin ikinci aşamasını ilan etti Önder Apo. O halde ikinci aşamanın gerekleri yerine getirilmeli. Bu konuda biz üzerimize düşeni yaptık, yapıyoruz hep. Ama dikkat edilirse yapılmıyor hep böyle, oyalama var, zamana yayma var, geçiştirme var. Ondan sonra da işte basın üzerinden bir psikolojik savaş yürütülüyor. Teslim olacaklar. Terörsüz Türkiye gelişiyor. Kanun çıkaracağız, hepsi gelecekler. Tek tek mi gelecekler, ne olacak. Birçok şey aslında tahrik edici. Ben onu belirtmek istiyorum. Tahrik edici, böyle olmamalı. Bu durum önlenmelidir. Bu bakımdan da evet, yasalar bekleniliyor. Meclis Başkanı hareketli, komisyonun hazırladığı raporda vardı. Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlayacak yasalar gerekli. Bu işte demokratik siyasetin önünü açacak. Demokratik entegrasyon çözümünü gerçekleştirebilecek. Bu konuda bizim bir şeyimiz yok. Biz değişim dönüşümde kararlıyız. Ama karşı tarafın tutumu, yapacakları var. Bunlar bizim elimizde olan şeyler değil.
…
Taktik yaklaşım Türkiye’ye felaket getirir. Bunu hep ifade ettik. Toplum tabii eylem yapıyor, koyuyor. Kürt toplumu, Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum çağrısına yüzde 100’e yakın bir çoğunlukla katıldığını, bu çağrıyı sahiplendiğini bu Mart ayında net ortaya koydu. 8 Mart’ta kadınlar, Newroz’da bütün Kürt toplumu, dünyanın dört bir yanında, 4 parça Kürdistan’ın her bir yerinde, milyonlarca, on milyonlarca insan Newroz kutladı ve Önder Apo’nun özgürlük Newroz’u olduğunu ilan etti. Bir referandum oldu. Önder Apo’nun kitle desteği, halk desteği nedir, ne değildir herkes gördü. Gerçekten bundan daha büyük bir referandum olamaz. Net açık referandum olamaz. Ve bu sadece bazı kutlamalar için değildi işte. Öncesinde de eylemler vardı. Örneğin ulusal birlik ruhuyla Rojava’ya sahip çıkma temelinde eylemleri vardı. Sonrasında da devam ediyor.”