Rubio’dan UCM’ye savaş ilanı: Amerikan egemenliğini tehdit ediyor

Rubiodan ucmye savas ilani amerikan egemenligini tehdit ediyor lRVf678r.jpg

Rubio, Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan makalesinde UCM’nin ABD askerleri, sınır güvenliği görevlileri, savcılar ve seçilmiş yöneticiler üzerinde yargı yetkisi kurmaya çalıştığını ileri sürdü.

Sosyal medya hesabından yayımladığı videoda ABD’li görevlilerin “ülkelerini savunma suçu” nedeniyle yabancı yargıçların karşısına çıkarılabileceğini savunan Rubio, Washington yönetiminin buna izin vermeyeceğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, kampanyanın UCM’nin faaliyetlerini sistematik biçimde engellemeyi amaçlayan, bütün devlet kurumlarının katılacağı bir çalışma olacağını duyurdu. Açıklamada, mahkemeye karşı yürütülecek kampanyada “hiçbir diplomatik seçeneğin devre dışı bırakılmayacağı” belirtildi.

UCM’Yİ DESTEKLEYEN ÜLKELERE BASKI

ABD yönetiminin, diğer ülkeleri Roma Statüsü’nden çekilmeye veya UCM’nin Amerikalılar üzerindeki yetkisini reddetmeye zorlamayı planladığı bildirildi.

Dışişleri Bakanlığından ismi açıklanmayan bir yetkiliye göre değerlendirilen seçenekler arasında UCM yetkililerine ve mahkemeyle bağlantılı kuruluşlara yönelik yeni yaptırımlar, seyahat yasakları ve vize iptalleri bulunuyor.

ABD’nin askerî varlığına ev sahipliği yapan, Amerikan güvenlik şemsiyesinden yararlanan veya Washington’dan mali yardım alan ülkelerin de UCM ile ilişkileri nedeniyle daha yakından incelenebileceği belirtildi.

Yetkili, ABD’den destek almasına rağmen UCM’nin faaliyetlerini savunmayı sürdüren ülkelerin “artan bir denetimle” karşılaşabileceğini söyledi.

Rubio, UCM’nin kuruluş amacından uzaklaştığını ve “çok daha radikal ve aşırı” bir yapıya dönüştüğünü savundu.

Mahkemeyi ABD’ye karşı uluslararası hukuku araç olarak kullanmakla suçlayan Rubio, Amerikan sınır güvenliği görevlilerinin, deniz piyadelerinin ve terör soruşturmalarında görev yapan savcıların yargılanabileceğini ileri sürdü.

Rubio, ABD yönetiminin hareketsiz kalması durumunda bu kişilerin binlerce kilometre uzaktaki yabancı yargıçların kararlarına bağlı hale gelebileceğini söyledi.

Ancak UCM’nin son yıllarda ABD personeline ilişkin yeni bir soruşturma başlatmadığı belirtiliyor. Mahkeme, 2020’de Afganistan’daki olası suçlarla ilgili başlattığı soruşturmada ABD askerlerinin eylemlerini de inceleme kapsamına almış, 2021’den itibaren ise çalışmalarını ağırlıklı olarak Taliban ve eski Afganistan hükümetine bağlı güçlerin eylemlerine yöneltmişti.

ABD, UCM’yi kuran Roma Statüsü’nü onaylamadığı için mahkemenin üyesi değil. Ancak Roma Statüsü, üye olmayan bir ülkenin vatandaşlarının üye devletlerin topraklarında işlediği iddia edilen savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçlarının belirli koşullar altında soruşturulmasına olanak tanıyor.

UCM ayrıca yalnızca ilgili ülkenin gerçek ve yeterli bir soruşturma yürütmediği veya bunu yapmaya istekli olmadığı durumlarda devreye girdiğini belirten “tamamlayıcılık” ilkesine göre faaliyet gösteriyor.

NETANYAHU KARARI GERİLİMİ ARTIRDI

ABD ile UCM arasındaki gerilim, mahkemenin Kasım 2024’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmasının ardından daha da arttı.

UCM, Netanyahu ve Gallant’ın Gazze’deki savaş sırasında işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu olduklarına inanmak için makul gerekçeler bulunduğunu açıklamıştı.

İsrail ve ABD suçlamaları reddederken Washington, İsrail’in Roma Statüsü’ne taraf olmaması nedeniyle mahkemenin İsrailli yetkililer üzerinde yargı yetkisi bulunmadığını savunuyor.

UCM ise Filistin’in Roma Statüsü’ne taraf olması nedeniyle Filistin topraklarında işlendiği iddia edilen suçları, şüphelilerin milliyetine bakılmaksızın soruşturabileceği görüşünde.

TRUMP “ULUSAL ACİL DURUM” İLAN ETMİŞTİ

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk haftalarında imzaladığı 6 Şubat 2025 tarihli kararnameyle UCM’nin faaliyetlerini “ABD’nin ulusal güvenliği ve dış politikasına yönelik olağanüstü tehdit” olarak tanımlamıştı.

Kararnamede UCM’nin ABD ve İsrail’e yönelik eylemlerinin “gayrimeşru ve temelsiz” olduğu savunulmuş; mahkeme yetkilileri, çalışanları ve soruşturmalara destek veren kişiler hakkında mal varlığı dondurma ve ülkeye giriş yasağı uygulanmasının önü açılmıştı.

Kararname, ABD veya Washington’ın müttefiklerine mensup kişileri soruşturan, tutuklamaya çalışan ya da yargılayan UCM yetkililerine mali yaptırım uygulanmasına izin veriyor. UCM çalışanlarına maddi, teknolojik veya lojistik destek sağlayan kişiler de yaptırım kapsamına alınabiliyor.

Trump yönetimi daha sonra UCM savcıları ve yargıçlarının yanı sıra Filistin’de işlendiği iddia edilen suçlara ilişkin kanıt toplayan bazı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlarını genişletti.

UCM ise ABD yaptırımlarını bağımsız ve tarafsız yargı çalışmalarına müdahale olarak nitelendirerek kınadı.

MAHKEMENİN TAMAMI YAPTIRIM KAPSAMINA ALINABİLİR

Washington yönetiminin bir sonraki aşamada UCM’yi kurum olarak yaptırım listesine almayı değerlendirdiği öne sürüldü.

Böyle bir karar alınması halinde ABD vatandaşlarının ve şirketlerinin mahkemeyle çalışması önemli ölçüde zorlaşabilir. Amerikan bankaları ve teknoloji şirketleri de UCM’ye hizmet sağlamaları halinde mali yaptırım riskiyle karşılaşabilir.

Eski bir ABD yaptırım yetkilisi, diplomatik baskının sonuç vermemesi durumunda ekonomik yaptırımların devreye sokulabileceğini belirtti. Söz konusu kampanyanın UCM’nin Venezuela veya başka ülkelerdeki ABD operasyonlarına yönelik olası girişimlerini önceden engellemeyi amaçladığı da ileri sürüldü.

ABD yönetimi ise hedefinin UCM’yi tamamen ortadan kaldırmak değil, mahkemenin ABD vatandaşları ve Amerikan müttefikleri üzerinde yetki kullanmasını engellemek olduğunu savunuyor.

İnsan hakları örgütleri, Rubio’nun açıkladığı kampanyanın yalnızca UCM’yi değil, Ukrayna’dan Sudan’a kadar birçok ülkedeki savaş suçu soruşturmalarını da olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.

yok

Author: Yusuf Arslan