Sağımı robotlara emanet etti! Çiftliğini dünyanın en iyi teknolojileriyle donattı

Sagimi robotlara emanet etti ciftligini dunyanin en iyi teknolojileriyle donatti 2mFmJOB5.jpg

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Hüseyin Cüneyt Menkü, 1982 yılında Balıkesir’in Bigadiç ilçesinde, ticaretle uğraşan baba ve ev hanımı annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İki yaşındayken, bugün İstanbul’da özel bir şirkette elektrik mühendisi olarak çalışan kardeşi dünyaya geldi. İlkokul eğitimini Bigadiç Atatürk İlkokulu’nda, ortaokul ve lise eğitimini ise Balıkesir Sırrı Yırcalı Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Ardından Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nde eğitim gördükten sonra 2005 yılında mezun oldu. Hüseyin’in çocukluk yıllarından itibaren hayvanlara karşı büyük bir ilgi ve sevgisi vardı.  Müstakil bir evde büyümemin de etkisiyle güvercin, ördek, köpek, kaz, bıldırcın ve tavşan gibi birçok hayvanı bahçelerinde besleyerek büyüdü. Bu deneyimler, doğaya ve hayvanlara olan bağını her geçen gün daha da güçlendirdi. Üniversite yıllarında en büyük hayallerinden biri kendi çiftliğine sahip olmaktı. Bu hayalini sık sık arkadaşlarına anlatıyor, bir gün gerçekleştireceğine yürekten inanıyordu. Ancak annesi oğlunun kurumsal hayatta başarılı ve sağlam bir kariyer inşa etmesini istiyordu. Hüseyin o günleri şöyle anlatıyor:

“Annem, aldığım bunca eğitimin ardından çok uluslu bir özel şirkette çalışmamın geleceğim açısından daha doğru olacağını düşünüyordu. Yani her anne gibi o da benim güvenli bir mesleğe ve güçlü bir kariyere sahip olmamı istiyordu. Ben de bunu deneyimlemek amacıyla mezun olduktan sonra bir süre özel sektörde, yurt dışı ihracat pozisyonunda görev yaptım. Ancak kısa zamanda kurumsal hayatın benim hayata bakışıma ve yaşam tarzıma uygun olmadığını fark ettim. Bunun üzerine 2006 yılında doğup büyüdüğüm Bigadiç’e geri dönme kararı aldım.”

İŞE MÜTEVAZI BİR AHIRLA BAŞLADI

Balıkesir’e dönüp babasının yanında çalışmaya başlayan Hüseyin, bir yandan da hayvancılık yapmak için kolları sıvadı. Yaptığı araştırmalarla aynı yıl, kiraladığı bir arazi üzerine galvanizli borular kullanarak yaklaşık 40 büyükbaş hayvan kapasiteli mütevazı bir ahır inşa etti. Yaklaşık iki yıl boyunca besi hayvancılığıyla uğraştıktan sonra 2008 yılında ise bir arkadaşıyla ortak olarak süt sığırcılığına başladı. “Her birimiz 10’ar adet gebe düve alarak işletmemizi kurduk. Ancak 2011 yılında ortaklığımız sona erdi” diyen Hüseyin, “Tam da bu dönemde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), IPARD Programı kapsamında süt hayvancılığı yatırımlarına hibe desteği vermeye başlamıştı. Ben de kurumla iletişime geçerek projemi kendi imkânlarımla hazırladım ve başvuruda bulundum. Başvurumun kabul edilmesiyle 2012 yılında bugün faaliyetlerini sürdüren işletmemi kurdum” bilgilerini paylaştı.

‘150 HAYVANIN TÜM SORUMLULUĞUNU TEK BAŞIMA ÜSTLENDİM’

Hüseyin, 2013 yılında ise yeniden TKDK’ya başvurarak çevre düzenlemesi, jeneratör alımı ve işletmede eksik kalan yatırımların tamamlanması için ikinci kez hibe desteği almaya hak kazandı. 2013-2015 yılları arasında sektörün en büyük sorunlarından biri olan kalifiye ve sürekli çalışacak personel bulma sıkıntısıyla mücadele ettiğini söyleyen Hüseyin, “Yaşanan personel eksikliği nedeniyle kendimi yaklaşık 150 hayvanın tüm sorumluluğunu tek başıma üstlenmiş, sabah 05.00’ten gece 22.00’ye kadar çiftlikten ayrılamayan bir çalışma temposunun içinde buldum. Sosyal hayatım neredeyse tamamen ortadan kalkarken, yoğun fiziksel çalışma nedeniyle sağlık sorunları da yaşamaya başladım. Bu sorunlara kalıcı bir çözüm bulmak amacıyla 2015 yılında yeniden Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’na (TKDK) başvurdum. Başvurumun kabul edilmesiyle işletmeme sağım robotlarını kazandırdım. Süt hayvancılığında en fazla emek ve zaman gerektiren süreçlerden biri olan sağımı robotlarla otomatik hale getirerek iş gücü ihtiyacını en aza indirdim ve işletmemin daha verimli çalışmasını sağladım” diye konuştu.

“2019 yılına geldiğimizde, Tarım ve Orman Bakanlığının Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) kapsamında işletmemin en önemli süreçlerinden biri olan besleme sistemini de otomatik hale getirdim. Hayvanların yem dağıtımını robotlarla gerçekleştirilen bir sisteme dönüştürerek işletmedeki verimliliği önemli ölçüde artırdım. 2020 yılında ise Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek bireysel buzağı besleme robotunu devreye aldım. Bu yatırımla birlikte çiftliğimdeki tüm temel operasyonları büyük ölçüde otonom hale getirmiş oldum. Aynı yıl yeniden Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’na (TKDK) başvurarak güneş enerji sistemi projemi hayata geçirdim. Böylece işletmemde kullanılan tüm otomasyon sistemlerinin enerji ihtiyacını yenilenebilir enerjiyle karşılayarak hem sürdürülebilir hem de daha kârlı bir üretim modeli oluşturmayı başardım.”

‘SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ÜRETİM MODELİ OLUŞTURDUM’

Hüseyin’in yaptığı tüm bu yatırımlar ve hayata geçirdiği teknolojik dönüşüm, yıllar boyunca karşılaştığı sorunlara çözüm arayışımın bir sonucuydu. “İşletmemde yaşanan insan kaynaklı hatalarını en aza indirmenin, süreçleri teknolojiyle desteklemenin ve elde edilen verileri ölçülebilir, analiz edilebilir ve raporlanabilir hale getirmenin sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturduğuna inandım” diyen Hüseyin, “Bu anlayışı zamanla bir iş yapış biçimi ve hayat felsefesi haline getirdim. Teknolojiyi yalnızca iş gücünü azaltan bir araç olarak değil, aynı zamanda doğru karar almayı sağlayan en önemli unsur olarak gördüm. Bu nedenle işletmemi en son teknolojiye sahip ekipmanlarla donatarak verimliliğin yüksek, hata oranının düşük ve sürdürülebilirliğin ön planda olduğu modern bir üretim tesisi haline getirdim” şeklinde konuştu.

“İşletmem, süt hayvancılığının temel unsurları olan hayvan refahı, sağlık ve üreme yönetiminde teknolojinin sunduğu ölçüm ve veri analizinden yararlanarak daha yüksek bir verimlilik ve sürdürülebilirlik seviyesine ulaşmanın mümkün olduğunun somut bir kanıtıdır. Veriye dayalı yönetim anlayışı sayesinde sorunları yalnızca ortaya çıktıktan sonra çözmek yerine, önceden tespit edip doğru kararlar alarak işletmenin performansını sürekli geliştirmek mümkündür. 2026 yılında, dünyanın en ileri teknolojiye sahip süt hayvancılığı işletmelerinden biri konumuna ulaştık. Hayvanlarımızda kullanılan yapay zekâ destekli akıllı kulak küpeleri sayesinde olası sağlık sorunlarını daha klinik belirtiler ortaya çıkmadan tespit edebiliyoruz. Böylece beslenme ve bakım yönetiminde zamanında müdahaleler yaparak birçok sağlık problemini hastalık oluşmadan önce önleyebiliyor, hayvan refahını ve işletmemizin verimliliğini en üst seviyeye taşıyabiliyoruz.”

‘HAYVANCILIK, DEĞİŞKENİ ÇOK FAZLA OLAN BİR ALAN’

Son zamanlarda herkesin özellikler çiftlik sahibi olma hayali kurduğunu söyleyen Hüseyin, gençlere bu konuda şu tavsiyelerde bulundu: “Hayvancılık sadece bir yatırım alanı değil, yaşam tarzını da belirleyen bir sektör. Bu nedenle bu işe yatırım yapmadan önce mutlaka bir çiftlikte çalışarak sektörün gerçeklerini yerinde deneyimlemelerini öneririm. Hayvancılık, değişkeni çok fazla olan bir alan olduğu için başlangıçta fark edilmeyen sorunlar, ilerleyen süreçte ciddi maddi ve manevi kayıplara neden olabilir. Bu nedenle bol bol araştırma yapmak, işi sahada öğrenmek ve tecrübe kazanmak büyük önem taşır. Bir şirkette sabah 08.00 ile akşam 17.00 arasında belirli mesai saatleriyle çalışabilirsiniz. Ancak hayvancılıkta mesai kavramı yoktur; hayvanların ihtiyaçları saat ve gün gözetmez. Bu gerçeği bilerek, isteyerek ve severek bu sektöre adım atanların başarılı olmalarının önünde hiçbir engel olmadığını düşünüyorum.”

yok

Author: Yusuf Arslan