
Yeni yapılan kapsamlı bir araştırma, düzenli kahve tüketenlerin karaciğer kanserine yakalanma veya karaciğer hastalığı nedeniyle hayatını kaybetme riskinin önemli ölçüde daha düşük olduğunu ortaya koydu.

350.000’den fazla yetişkinin kahve tüketim alışkanlıklarını inceleyen uzmanlar, günde 5 veya daha fazla fincan kahve içenlerin, hiç kahve içmeyenlere kıyasla karaciğer kanserine yakalanma riskinin %50 oranında azaldığını tespit etti.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin

Ayrıca, bu kişilerin karaciğerin ciddi şekilde hasar görmesiyle sonuçlanan ve kırılgan kemikler, sepsis (kan zehirlenmesi) ile organ yetmezliği riskini artıran siroz hastalığına yakalanma ihtimalinin de yaklaşık üçte bir oranında azaldığı görüldü.

Şeker ve kafeinsiz tercihler etkiyi azaltmıyor
Araştırmacılar, kahvenin karaciğer sağlığı üzerindeki bu olumlu etkilerinin, kafeinsiz kahve tercih edenlerde ve hatta kahvesini tatlı sevenlerde bile geçerliliğini koruduğunu keşfetti.

Çalışmanın başyazarı Dr. Hyunseok Kim, elde ettikleri bulgular hakkında şunları söyledi: “Toplu olarak değerlendirildiğinde bu bulgular, kahve tüketiminin henüz klinik bir hastalık ortaya çıkmadan önce bile karaciğer sağlığını iyileştirdiğine dair çok boyutlu kanıtlar sunuyor. Sonuçlarımız, yaygın kahve hazırlama alışkanlıklarının (şeker veya tatlandırıcı kullanımı gibi) kahvenin faydalı biyolojik etkilerini yok etmediğini gösteriyor. Bu çalışma, uzun vadeli kahve tüketimi ve karaciğer sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen bugüne kadarki en kapsamlı değerlendirmedir.”

13 yıllık dev takip ve ileri teknoloji karaciğer taramaları
Çalışma kapsamında, tam 354.957 yetişkinin kahve tüketimi yaklaşık 13 yıl boyunca yakından takip edildi. Katılımcılar, çalışmanın başında ve daha sonra karaciğer taramasından geçtikleri esnada günlük kahve tüketim miktarlarını fincan sayısı olarak beyan ettiler. Ayrıca şeker ve yapay tatlandırıcı kullanıp kullanmadıkları da kayıt altına alındı.

Gelişmiş MRI taramaları, kahve içenlerin karaciğerlerinde ve çevresinde, karaciğer hastalığının en önemli belirtilerinden biri olan yağlanmanın daha az olduğunu gösterdi. Bunun yanı sıra, kahve tüketenlerin iltihaplanma ve yara dokusuyla (fibrozis) ilişkili biyobelirteçlerinin daha düşük, karaciğer protein profillerinin ise daha sağlıklı olduğu saptandı.

Günde 5 fincan ve üzeri kahve içenlerde koruyucu etki zirveye ulaşırken, günde sadece 1-2 fincan kahve tüketenlerin bile hiç içmeyenlere kıyasla siroz ve karaciğere bağlı ölüm riskinin ciddi oranda azaldığı belirlendi.

Araştırmacılar, “Kahvenin geniş çapta bulunabilirliği, güvenliliği ve uygun fiyatı göz önüne alındığında, şekersiz kahve tüketiminin teşvik edilmesi, karaciğer hastalığını önlemede basit ve ölçeklenebilir bir strateji olabilir” sonucuna vardı.

Geçmiş çalışmalar da kahvenin gücünü doğruluyor
2025 yılında yapılan benzer bir başka çalışma da siroz hastalarına günde 400 mg kafein (yaklaşık 4 fincan kahveye eşdeğer) verilmesinin karaciğer fonksiyonlarını iyileştirdiğini ortaya koymuştu.

British Liver Trust (Britanya Karaciğer Vakfı) tarafından geçmişte yapılan bir inceleme de kafeinli veya kafeinsiz fark etmeksizin düzenli ve makul düzeyde kahve tüketiminin karaciğer kanserini önleyebileceğini göstermişti.

Uzmanlar kahvenin karaciğerdeki yara dokusunu azaltma ve önleme konusundaki bu güçlü koruyucu etkisinin ardındaki mekanizmayı henüz tam olarak çözebilmiş değil.
Ancak bu durumun, kahvenin içinde barındırdığı güçlü biyoaktif bileşikler ve antioksidanların iltihap önleyici (anti-inflamatuar) etkilerinden kaynaklandığı düşünülüyor.

Sağlık Bakanlığı uyarıyor: Aşırı tüketime dikkat!
Kahvenin faydalarına rağmen, İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), büyük miktarlarda kafein alımının kan basıncını yani tansiyonu yükseltebileceği gerekçesiyle günde 4 fincandan fazla tüketilmemesi konusunda uyarıda bulunuyor. Ayrıca hamile kadınların, düşük riskini en aza indirmek için günlük kafein alımını 200 mg ile sınırlandırması gerektiği hatırlatılıyor.

Diğer yandan, şekerli ve yapay tatlandırıcılı içeceklerin karaciğer hastalığı riskini artırdığı biliniyor. Araştırmalar, günde fazladan tüketilen her bir şekerli içeceğin, belirli karaciğer kanseri türlerine yakalanma riskini %15 oranında artırdığını gösteriyor.

Karaciğer hastalığı bir ‘sessiz katil’
Karaciğer kanseri, en büyük risk grubunu yoğun alkol tüketenler oluşturuyor. En yaygın karaciğer kanseri türüne yakalanan her 10 hastadan 9’unda halihazırda siroz hastalığı bulunuyor.
Erken evrelerde çok az belirti gösterdiği için ‘sessiz katil’ olarak adlandırılan karaciğer hastalığı, yılda on binlerce ölüme neden oluyor ve çalışma çağındaki insanlar arasında erken ölümün ikinci önde gelen sebebi olarak öne çıkıyor.

Karaciğer hastalığının belirtileri arasında şunlar yer alıyor:
-Sarılık (gözlerde ve ciltte sararma)
-Cilt kaşıntısı
-Soluk renkli dışkı ve koyu renkli idrar
-İştah kaybı ve açıklanamayan kilo kaybı
-Aşırı halsizlik ve yorgunluk
-Karnın sağ tarafında şişlik veya kitle

Bir zamanlar çoğunlukla alkol tüketen kişileri etkileyen bir hastalık olarak bilinen karaciğer yağlanması, son yıllarda hiç alkol almayan veya çok nadir alan kişilerde de hızla tırmanışa geçti.
Metabolik disfonksiyon ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD) olarak bilinen bu tür; alkolden ziyade obezite, tip 2 diyabet ve yüksek tansiyon tarafından tetikleniyor. Önlem alınmadığında karaciğerde biriken yağ; iltihaplanmayı, doku hasarını, sirozu ve nihayetinde karaciğer yetmezliği ile kanseri beraberinde getirebiliyor.
