CHP’nin seçilmiş sözcüsü Zeynel Emre’nin açıklamalarından öne çıkanalar şu şekilde:
Bugün 11.00 itibarıyla burada Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in liderliğinde seçilmiş Parti Meclisi üyelerimizle buluştuk.
Ve Parti Meclisi üyelerimizle bugüne kadarki yapılan hazırlıkları, bundan sonraki planlanan süreçleri görüştük, konuştuk, anlattık ve kendilerinin değerlendirmelerini aldık, görüş, önerilerini aldık. Biliyorsunuz dün Genel Başkanımız içinde bulunduğumuz durum karşısında yeni bir yol açacağımızı, bu yöndeki hazırlıklarımızı tamamladığımızı ifade etmişti. Bu konudaki son hazırlıkları yapıyoruz.
Bu kapsamda bugünkü toplantıda da görüş alışverişinde bulunduk. Parti Meclisi toplantısı bittikten sonra da yine seçilmiş Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz ve Cumhurbaşkanı Aday Ofisi’ndeki görevli arkadaşlarla birlikte bir toplantı daha gerçekleştirdik. Bu toplantı devam ediyor, bitmek üzere. Bu kapsamda da sizleri bilgilendireceğim değerli arkadaşlar.
Şimdi, esasında meseleyi biraz şöyle almak lazım; Türkiye’de seçimler olur. Seçimlere gideriz; yerel seçimler, genel seçimler… Bizim siyasete bakış açımızda, Cumhuriyet Halk Partililer olarak, bu partinin öz evlatları olarak, biz seçme-seçilme iradesine de, sandıkla iktidar değişimine de saygı duyan bir gelenekten geliyoruz.
Bu ülkedeki çok partili siyasal yaşamı gerçekleştiren, bugüne kadarki gerek Cumhuriyetin kurulması, gerek çok partili siyasal yaşamın gerçekleşmesi ve demokratik seçimlerin bugüne kadar, son iktidar dönemine kadar gerçekleşmesinin esas itibarıyla asıl mimarı olan bir partide siyaset yapıyoruz.
Bu kapsamda da dikkat ederseniz iktidarın, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının özellikle son yerel seçimden sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin 413 belediyeyi kazanması, ülkedeki yaşayan yurttaşların nüfusunun neredeyse %70’ini yönetecek bir alanda söz sahibi olması yerelde, önümüzdeki dönemde iktidarın sandıkla değişeceğinin birçok araştırma tarafından görülmesi karşısında bunu tanımama, seçilen iradeye yönelik tanımama, seçilmiş belediye başkanlarını haksız bir şekilde tutuklama, operasyon yapma, kanunla kurulmuş belediye organizasyon şemalarını suç örgütü organizasyon şeması olarak gösterme…
Çok sayıdaki belediye başkanımız, belediye başkan yardımcısı ve görevli arkadaşları sürekli Türk Ceza Kanunu anlamında örgüt kuran, bu kapsamda suç işleyen ve sürekli ihaleye fesat, rüşvet ve benzeri suçlamalarla temelsiz, delilsiz bir şekilde suçlayan bir süreci gördük.
Şimdi bizim siyasal yaşamımıza baktığımız zaman, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi üç büyükşehri elinde bulunduran, ilk seçimde kazanan, ilk yerel seçimde kazanan partiler siyasal yaşamımıza baktığımızda devam eden genel seçimde de ya iktidar olmuştur ya koalisyon ortağı olmuştur. Bunun tek istisnası 2023 yılında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimidir.
Bakın tek istisnası budur. Bunun dışında elinde İstanbul, Ankara, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığını bulunduran tüm siyasi partiler devam eden ilk genel seçimde ya iktidar ya iktidarın ortağı olmuştur. Sayın Erdoğan şu sözü boşuna söylememiştir: “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder.” derdi.
Dikkat ederseniz bizim 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleşen kurultayımızdan sonra 31 Mart 2024 tarihine kadar partimizin kurultayına yönelik ne bir ciddi suçlama olmuştur, ne televizyon programlarında bu tartışılmıştır, ne bununla ilgili bir dava açılmıştır. Ne zaman ki 31 Mart 2024 seçimlerindeki sonuçlar görülmüş, şaibeli iddia ettiği yönetim tarafından aday gösterilen bir büyükşehir belediye başkanı, seç- adayı seçimi kaybettikten sonra böyle saçma sapan bir davayı onunla getirmiş.
Türk hukuk tarihinde olmayan bir uygulamayla karşı karşıya bırakılmıştır Cumhuriyet Halk Partisi. 3 yıl sonrasında, bir kurultaydan 3 yıl sonrasında yaklaşık olarak bir butlan kararı… Çok açık bir şekilde sarayla iş birliği içerisinde olan bir üslup, bir dil, bir yaklaşımla karşı karşıya bırakıldık.
Bakın değerli arkadaşlar, önceki yönetimi hakim oldukları medyayla, televizyon kanallarıyla; aynı isimler, aynı kişiler o zaman FETÖ’cü, PKK’lı vesaire diye terör örgütleriyle ilişkili olarak gösterenlerin bugün geldiğimiz noktada bu butlan yönetimine yönelik algı oluşturmak açısından övgüleri, destekleri hakikaten ibretliktir.
Görmek isteyen gözlere durumu göstermektedir, duymak isteyen kulaklara da aslında çok açık bir şekilde durumu duyurmaktadır. Biz bu butlan kararı geldikten sonra bütün süreci şeffafça yürüttük ve sizlerle paylaştık. Dedik ki vatandaşımızın bizden beklentisine öncelikle partiyi geri almak için yapılması gereken her şeyi yapmak…
Biz bu kapsamda imza topladık kurultay delegelerimizden. Kanunen yapılması lazım, kurultay yapılmadı. Parti Meclisi sayısı itibarıyla düşmüş olduğu çok açıktır. 28 istifayla 40’ın altına düştüğünde tüzük gereği Parti Meclisi ortadan kalkmıştır, kurultay yapılmalıdır; o karar dinlenmemiştir.
Gelinen noktada 50’den fazla il başkanı arkadaşımız çok haksız bir şekilde görevden alınmıştır. Ki bunların önemli bir kısmı yine önceki dönem zamanında, şimdiki butlanciları da destekleyen insanlardır. Ama geldiğimiz noktada tercihini ülke sevdasından, millet sevdasından alan ve bu milleti hak ettiği iktidar için buluşturmak için gece gündüz çalışan, kendi illerinde başarılı olmuş ve buna karşın görevden alındığı gibi haksız bir şekilde disiplin uygulamasına maruz bırakılmış, gerekçesiz bir şekilde ihraç edilmiş il başkanlarımız, örgüt emekçileri…
Bütün bunlarla birlikte süreci sonuna kadar işlettik. Geldiğimiz noktada başka bir çıkış noktası kalmadı ve biz evet, yeni bir yola çıkıyoruz. Bu kapsamdaki hazırlıklarımız tamamlanmak üzere. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde İçişleri Bakanlığına başvuruyu yapıyoruz.
Bizim dünkü tarihi grup toplantımıza 84 milletvekili arkadaşımız katılmıştı. Grup kurarken milletvekillerinden Kurucular Kurulu oluşturmaya karar verdik ve bu kapsamda da başvurumuzda dünkü sayının daha da üzerinde bir sayı ile başvuru yaptığımızı göreceksiniz.
Evet, biz Altı Ok’a sıkı sıkıya bağlıyız. Atatürk’ün bize bıraktığı mirasa, bize çizdiği, bize verdiği ödeve sıkı sıkıya bağlıyız. Bu kapsamda yolumuzda yürümeye devam edeceğiz. Biz yerel seçimde Türkiye İttifakı söylemini kullanmıştık. Bu gerçekten Türkiye’de demokrasiye inanan, bu ülkenin Cumhuriyetle devam etmesini isteyen, bu ülkenin bir zümrenin, bir kesimin, bir ailenin ülkesi değil; 85 milyonun ortak ülkesi ve devleti olduğunu bilen, buna inanan tüm yurttaşlarımızla birlikte çıktığımız bu yolda yürümeye devam edeceğiz.
Ayrıntılar geliyor…
