Bulgaristan’da yaşayan 47 yaşındaki iki çocuk annesi Ivanka Yordanova, sosyal medyada karşılaştığı bir reklam üzerine Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. S.Y. ile iletişime geçti. 1 yıldır karaciğer kanseri tedavisi gören Yordanova, eşi Kaloyan Mihaylov ile birlikte tüm tıbbi geçmişini de yanına alarak İstanbul’daki muayeneye gitti. Hekim tarafından önce 3 aylık bir ilaç tedavisi planlanan Yordanova, ardından 29 Temmuz 2025’te İstanbul’daki özel bir hastanede ameliyata alındı. Tam 13 saat süren ağır cerrahi operasyonun ardından yoğun bakıma kaldırılan talihsiz kadın, aynı gün yaşamını yitirdi. Ailenin talebine rağmen otopsi yapılmazken, cenaze Bulgaristan’da toprağa verildi. Aile avukatı Şermin Tankut’un yanlış ilaç tedavisi ve ihmal şüphesiyle suç duyurusunda bulunmasının ardından Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulunca inceleme başlatıldı.
Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu kapsamında Genel Cerrahi Uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti, hastanın ölümüne ilişkin çarpıcı tespitlerin yer aldığı raporunu tamamladı. Raporda, ileri evre karaciğer kanseri olan bir hasta için cerrahi öncesi ve sonrasında eksiklikler bulunduğu vurgulandı. İncelemede, vaka için bir konsey kararının alınmadığı, ön hazırlığın tam olarak yapılmadığı ve ameliyat sürecinde amatörce işlemler uygulandığı tespiti yapıldı.
Cerrahi işlemi gerçekleştiren Prof. Dr. S.Y.’nin “dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı” kanaatine varan heyet, hekimin eylemlerinin adli ve idari olarak daha ileri seviyede araştırılması gerektiğini belirtti. Bu doğrultuda 4483 Sayılı Kanun gereğince doktor hakkında soruşturma izni verilmesi yönünde görüş bildirildi.
Hakkındaki iddialara karşı ön incelemede ifadesine başvurulan Prof. Dr. S.Y., suçlamaları kabul etmedi. Hastanın 3’üncü evrede olduğunu, gerekli bilgilendirmenin ardından ameliyatın gerçekleştiğini belirten doktor; genişletilmiş sağ hemihepatektomi, segmental sol portal ven rezeksiyonu ve rekonstrüksiyonu gibi bir dizi ağır cerrahi işlem yapıldığını ifade etti. Hastanın yoğun bakımda gelişen DIC sendromu (yaygın damar içi pıhtılaşması) nedeniyle vefat ettiğini savundu.
Hastanenin Başhekimi Prof. Dr. F.Y. ise kurum bünyesinde hiçbir eksiklik bulunmadığını ileri sürdü. Ameliyatı yapan Prof. Dr. S.Y.’nin kendi kadrolarında olmadığını, “misafir hekim” statüsüyle dışarıdan gelip özel hastalarını kurumda ameliyat ettiğini söyleyen Başhekim, hastaya gereken tüm müdahalelerin eksiksiz uygulandığını savundu.
Bilirkişi raporunda, hastane yönetiminin böyle komplike bir vakada konsey oluşturulmadan ameliyat yapılmasına göz yumduğu ve önlem almadığı altı çizilerek şu ifadelere yer verildi:
“Böyle komplike bir vakanın daha profesyonelce yaklaşılması gerektiği aksi takdirde mortalite ile sonuçlanabilecek komplikasyonlarla sonuçlandığı görüldüğü, ilgili hastanenin ve idari yönetiminin bu tür vakalarda konsey oluşturmadan ameliyat yapılmasına müsaade ettiği ve önlem almadığı için cerrahi işlemi yapan Prof. Dr. S.Y.’nin dikkatsiz ve tedbirsiz davranması, gerekli ön hazırlığı tam yapmadığından idari, mali ve adli işlem yapılması görüşü hasıl olduğu…”
Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulu, Başhekim Prof. Dr. F.Y. ve Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. F.M. hakkında doğrudan soruşturma izni vermedi; ancak konsey kararı olmadan ameliyat yapılmasına müsaade eden hastanenin tıbbi hizmet süreçleri ve idari işleyiş yönünden ayrıca değerlendirilmesini ve incelemeye tabi tutulmasını kararlaştırdı.

