İstanbul’da 2022 yılında özel bir klinikte sünnet edilen 27 günlük Zahit Affan Şahin’in kan kaybı sonucu yaşamını yitirmesine ilişkin dava, olaydan 4 yıl sonra görülmeye başladı. Hazırlanan iddianamede, sanık doktor Kamil Salih Selman hakkında “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçlamasıyla yargılama sürecinin başlatıldığı belirtildi.Dosyada en çok dikkat çeken başlıklardan biri, sanığın yalnızca hekim kimliğiyle değil, aynı zamanda kamuoyunda “tarikat doktoru” olarak anılan bir isim olması oldu
. Olayın ardından başlayan soruşturmada, tıbbi müdahalenin seyri kadar sanığın çalışma pratiği ve olay sonrası tutumu da yargılamanın merkezine yerleşti.Aile, kanamanın saatlerce durmadığını öne sürdüAilenin iddialarına ve dosyaya sunulan WhatsApp yazışmalarına göre, sünnet işleminin ardından eve dönen bebeğin kanaması kısa sürede başladı
. Durumun mesaj yoluyla doktora bildirildiği, aileye bu süreçte tampon uygulanması ve bir süre beklenmesi yönünde bilgi verildiği öne sürüldü.Kanamanın durmaması üzerine bebeğin aynı gün yeniden kliniğe götürüldüğü, burada müdahale yapıldıktan sonra “sorun yok” denilerek eve gönderildiği iddia edildi. Ancak ailenin anlatımına göre, kanama ertesi gün de devam etti ve doktorla doğrudan iletişim kurmakta güçlük yaşandı.Doktora ulaşılamadığı iddiası dosyada yer aldıDosyada yer alan anlatıma göre aile, sabah saatlerinden itibaren Dr
. Kamil Salih Selman’a defalarca ulaşmaya çalıştı ancak yanıt alamadı. Daha sonra doktorun eşi üzerinden kendisine ulaşılabildiği, bebeğin yeniden kliniğe götürüldüğü ve burada üçüncü kez müdahale edildiği aktarıldı.Ailenin anlatımına göre, tüm bu müdahalelere rağmen kanama yeniden başladı. Bunun üzerine aile önce Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne, ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yöneldi
. Zahit Affan Şahin, 16 Ekim 2022 tarihinde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.Adli Tıp raporları kusur tespitine işaret ettiOlay sonrası başlatılan soruşturmada bebeğin cenazesi savcılık gözetiminde incelendi. Dosyaya giren iki ayrı Adli Tıp Kurumu raporunda, sanık doktorun uyguladığı tıbbi prosedürlerin standartlara uygun olmadığı ve ihmal bulunduğu yönünde tespitlere yer verildi.Bu raporlar, yargılamanın temel dayanaklarından biri haline geldi
. Böylece dosyada yalnızca aile beyanları değil, resmi tıbbi değerlendirmeler de sanığın müdahalesine ilişkin tartışmayı derinleştirdi.Kamuoyunda “tarikat doktoru” olarak anılan sanık, dosyada yalnızca tıbbi uygulamaları nedeniyle değil, kendi savunmasında yer verdiği ifadeler nedeniyle de dikkat çekti. İddianamede yer alan beyana göre Selman, büyük ameliyatları bıraktığını ve daha çok küçük çocukların sünnet işlemlerini yaptığını söyledi.Sanığın ifadesinde, zamanının önemli bölümünü dini konferanslar ve sohbetlere ayırdığını, bu nedenle bazı durumlarda ailelerin aramalarına dönemediğini belirttiği aktarıldı
. Bu savunma, dava dosyasındaki en çok tartışılan ayrıntılardan biri olarak öne çıktı.Sanığın savunması kamuoyunda tepki çektiİddianamede yer alan savunmaya göre sanık doktor, “doktorluktan kopmamak” için küçük çocukların sünnetlerini yapmaya karar verdiğini söyledi. Ayrıca olay günü aileyle yaşanan iletişim sorununa ilişkin olarak, konferanslarda bulunduğu için telefonlara dönemediğini öne sürdü.Dosyada sanığın, bebeğe kan verilmesini önerdiği ancak bunun aile tarafından kabul edilmediğini savunduğu da belirtildi
. Buna karşılık ailenin iddiaları ve Adli Tıp tespitleri, yargılamada ihmâl zinciri bulunduğu yönündeki tartışmayı gündemde tuttu.Ailenin adalet arayışı sürüyorSağlık Bakanlığı’nın soruşturma izni vermesinin ardından hazırlanan iddianameyle birlikte dava resmen başladı. İlk duruşmaya sanığın katılmaması, bebeğini kaybeden aile tarafından tepkiyle karşılandı.