Ticaret değil kültürel tasfiye

Ticaret degil kulturel tasfiye 7A1nCZig.jpg

SERAY ŞAHİNLER İSTANBUL – Yapay zekâ gözünü bu kez sahaflara dikti… Yapay zekâ şirketleri, büyük dil modellerini eğitmek, bilgi havuzunu genişletmek, yeni veriler üretmek ve telif meselesini bertaraf etmek için sahaflarda uzun süredir satılmayan binlerce kitabı bünyesine katmaya başladı.

Süreç Kanada’daki “Zoom Books” adlı şirketin, Alman bir sahaftan toplu eser satın alımıyla patlak verdi. Ardından Avrupa’daki birçok sahafın eş zamanlı olarak benzer bir süreç yaşadığı ortaya çıktı.

Tarih ve hukuk seçiyorlar

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Hollanda Haarlem’deki antika kitapçı De Vries & De Vries’in sahibi Pieter de Vries iddiaları doğruladı ve Singapurlu 2077AI şirketinden jeomekanik, İrlanda halk masalları ve yüksek kaliteli seramik malzemenin lazerle işlenmesi gibi konularda yeni üç bin İngilizce kitabı siparişi aldığını duyurdu.

Kitapları satın alan şirketler, bilgileri kullanmak için dijital ortamda tarayarak dev bir veri havuzu oluşturuyor. Bunun için özellikle 1970 sonrası ISBN numarasına sahip kurgu dışı eserler tercih edildi. Uzun zamandır ilgi görmeyen; ağırlıklı olarak tarih, yemek kitapları, hukuk ve ekonomi kitapları satın alındı. 

İşin ürkütücü yanı ise söz konusu kitapların aktarım sonrası ortadan kaldırılması. “İşi biten” kitaplar aktarım sonrası depolarda imha ediliyor. Sahaflara göre yaşananlar bir ticaret değil, kültürel tasfiye. Hollandalı sahaf de Vries, eylemi “Barbarca” sözleriyle özetliyor ve “Bir kitaba, esere, kültüre ve kitabın temsil ettiği her şeye saygı duyulmadan, bir parça kir gibi davranılıyor” diyor. Eleştirmenler ise “Yüz binlerce yaratıcının eserini ve okuyucuların kültürel mirasını sömüren aç makineler” ifadelerini kullanıyor.

“Türkiye’de yaşanmadı”

Konuyu Türkiye’deki sahaflara sorduk. Emin Nedret İşli, ülkemizde henüz satın alımların yaşanmadığını belirterek “Piyasamız küçüktür, böyle bir şey yaşansa duyardık” diyor ve ekliyor: Yabancı yapay zekâ elemanları dünya tarihi, Avrupa tarihi kitaplarını bitirdi de bize mi sıra geldi diye bir soru sorulabilir. Bize gelmeleri çok zaman alır. İşin mantığını da çözemiyorum. Uzun zaman alıcı bulmayan, gözden kaçırılmış, ıskalanmış bu kitapların, dünya tarihini değiştirecek, bütün teorileri yıkacak kitaplar olması mümkün olabilir mi?”

‘İmhanın gerekçesi ne?’

Emin Nedret İşli, özellikle ABD ve Avrupa kütüphanelerinde, yıllardır kullanılmayan, kaynak olarak başvurulmamış kitapların elden çıkarıldığını hatırlatarak “Yer kaplaması uygun bulunmayan kitaplar genellikle kermes gibi uygulamalarla kütüphaneden çıkarılır, onun yerine yeni kitaplar alınır. Fakat burada 20 yıl soruşturulmamış kitabın satın alınıp o bilgilerin tekrar tedavüle konulması mantıklı mı, bilemiyorum. Basılmış kitabı alıp, tarayıp imha etmek neden? İmhanın gerekçesini de anlayamadık” ifadelerini kullanıyor.

‘Kitabın bize dönüş yolu kapanıyor’

Sedat Yardımcı, satış sürecinin altı ay öncesinden başladığını söylüyor: “Kitapların ISBN’i olduğu için kolaylık yapmışlar gibi. Ama ISBN’i olmayan, 1900’lerin başına ait eserler de var, onları kullanamıyorlar. Nadir kitapları kullanıp, sayfa sayfa tarayıp imha etmek tabii ki iyi bir şey değil. Biz kitabı hep geri geleceğini düşünerek satıyoruz. Fakat burada kitap imha ediliyor, sahafa geri dönmesi mümkün olmuyor. Mesleki olarak çok üzülüyoruz. Kullanılmadığı için hurdacıya verilen kitapları bile kültürel mirasımıza sahip çıkmak için satın alıyoruz”.

yok

Author: Yusuf Arslan