AKP’nin yeni torba yasa teklifindeki vergi düzenlemeleri, “yatırım çekme” iddiasıyla savunulsa da muhalefete göre Türkiye’yi fiilen bir “vergi cenneti”ne dönüştürme riski taşıyor. CHP’nin hazırladığı muhalefet şerhi, düzenlemenin sermaye girişinden çok sermaye kaçışını teşvik edebileceği uyarısını yapıyor.
TBMM Genel Kurulu’na gelmeye hazırlanan yeni torba yasa teklifindeki vergi düzenlemeleri tartışma yaratmaya devam ediyor. Teklifin en dikkat çeken maddelerinden biri, son üç yılda Türkiye’de yerleşik sayılmayan kişilerin yurt dışı kazançlarından 20 yıl boyunca vergi alınmamasını öngörüyor.
CHP ise bu düzenlemenin yatırım çekmekten çok Türkiye’yi “vergi cenneti” haline getireceğini savunuyor. Muhalefet şerhinde, mevcut vergi mükelleflerinin ülke dışına çıkıp birkaç yıl sonra geri dönerek bu avantajlardan yararlanmasının önünün açıldığı belirtilirken, düzenlemenin bütçeye maliyetine ilişkin herhangi bir hesap paylaşılmamasına da dikkat çekiliyor.
Gazeteci Çiğdem Toker, “Türkiye “vergi cenneti” olmaya mı karar verdi?” başlığıyla konuya ilişkin çarpıcı bir yazı kaleme aldı.
İşte Toker’in dikkat çeken o yazısı:
CHP, dün söz konusu “torba kanun” hakkında, kapsamlı bir Muhalefet Şerhi’ni TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sundu.
Şerh’e 54 sayfalık rapor eşlik ediyor. Ve bu yazıya da başlık olan sorunun net bir hüküm ifadesiyle yer aldığı görülüyor:
“Söz konusu düzenlemelerle Türkiye “vergi cennetleri ile mücadele etmek” yerine bizzat kendisi “vergi cenneti” olmaya karar vermiştir.”
PEKİ NEDEN?
Çünkü son üç yılda Türkiye’deki yerleşmiş sayılmayan ve vergi yükümlüsü olmayan gerçek kişilerin yurt dışı kazançlarından 20 yıl boyunca gelir vergisi alınmayacak. Maddenin gerekçesi “aydınlatıcı”:
“Böylelikle ülkemize döviz getirilmesini teşvik etmek amaçlanmaktadır.”
“ÇİFTE VERGİLENDİRMEME” GELİYOR
CHP’nin muhalefet şerhinde, benzer düzenlemelerin zaten vergi mevzuatında bulunduğu hatırlatılarak şu noktalar vurgulanıyor:
Halen yurtdışında elde edilen gelirlerin istisna olması ya da Türkiye’ye getirilmesi durumunda yurtdışında ödenen vergilerin Türkiye’de ödenecek vergiden mahsubu mümkün.
Ayrıca 90’dan fazla ülkeyle yapılan çifte vergilendirmenin önlenmesine yönelik anlaşmada gelir ve servet üzerinden alınan vergilerde çifte vergilendirmenin önlenmesine yönelik düzenlemeler var.
Vergi mevzuatı bu kolaylığı sağlarken, AKP’nin yeni torba yasasında ekstra getirilen kolaylık nedir derseniz o da şu:
Yurt dışında elde edilen kazançlar, bir vergi cenneti ülke ya da benzeri bir özel vergi rejiminde elde edilmişse ve o ülkede vergiye tabi değilse, Türkiye’de de vergiye tabi olmayacak.
BU DURUMUN BİR ADI VAR: ÇİFTE VERGİLENDİRMEME
Hayır yanlış yazılmadı. Çifte vergilenme değil, çifte vergilenmeme…Yani bu yasayla AKP, Türkiye’de vergi yükümlüsü olmayan, yurtdışındaki vergi cenneti ülkelerde tutulan kazançların sahibine “Bu paraları Türkiye’ye getir ben de vergi almam” demiş oluyor.
Peki bu durumda vergi adaleti bozulmuyor mu? Türkiye’de çalışan, burada üretenlerin aleyhine bir durumu bile isteye yaratılmıyor mu?
Bu soruların benzerleri, torba teklif TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken de sesli olarak iktidara yöneltildi. Ama cevap yok tabii.
SERMAYE ÇEKEYİM DERKEN MEVCUDU KAÇIRMA RİSKİ
CHP’nin muhalefet şerhinde, bu düzenlemenin risk içerdiğine dair kritik bir de uyarı var. Yurt dışı kazançlarından 20 yıl vergi almama maddesinden yararlanmak isteyenlerin kaçma ihtimali şöyle anlatılıyor:
“Ayrıca bu rejim Türkiye’de, mevcut koşullarda üretip Türkiye’de tasarruf yapanların ülke dışına çıkmasına ve üç yıldan sonra Türkiye’ye tekrar dönerek rejimden faydalanmaya başlamalarına neden olabilecektir. Örneğin bugün Türkiye’den çıkıp ve üç yıl sonra gelen kişi 17 yıl boyunca bu rejimden faydalanabilecektir ve mirasçılarının vergi yükü de yüzde 1 düşebilecektir. Bu ise sermaye girişinden çok çıkışına neden olabilecektir.”
Sorular cevapsız kaldı
Bu madde, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken, düzenlemenin Türkiye’deki üretim ve yatırımı nasıl teşvik edeceği, neden 20 yıl gibi bir süre belirlendiğine dairi muhalefet milletvekillerinin soruları da cevapsız kaldı.
Esrarengizlik bununla da sınırlı değil. Normalde kamu gelirlerinin azalmasına ya da harcamaların artmasına yol açacak içerikteki kanun tekliflerinin bütçeye nasıl yük getireceğinin en az 3 yıllık dönem için hesaplanması gerekiyor.
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na göre bu hesapların, hazırlanan ilgili kanun tekliflerine eklenmesi gerekiyor.
Yani ortada bir temenni değil yasal mecburiyet var. Ama gelin görün ki, önemli vergi kalem ve tutarlarından yatırım uğruna vazgeçilmesine rağmen, bunun bütçeye, dolayısıyla hepimizin cebine nasıl yansıyacağına dair hesap kitap yok.
Ne Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek ne kanun teklifinde imzası olan onlarca vekilden biri ne de AKP iktidarından herhangi bir yetkili kendisini bu hesabı yapıp topluma vermekle sorumlu hissediyor.
Bu hesapsızlık ve sorumsuzlukla da mucize gibi sunulan torba kanunla önemli yatırımların çekileceğini ve bunun da hayırlı bir iş olacağına inanmamız isteniyor.
Kim inanır?