Türkiye’nin 20 yıllık vergi muafiyeti kumarı: Varlık barışı ülkeyi suç baronlarına mı teslim edecek?

Meclis’ten geçen son varlık barışı düzenlemesindeki bir madde var ki, okuduğunuzda sadece ekonominin değil, ülkenin uluslararası itibarının da ipotek altına alındığını hissediyorsunuz.

Düzenlemenin en tartışmalı ayağı olan ve Türkiye’ye yerleşecek yabancılara sunulan 20 yıllık gelir vergisi muafiyeti, küresel ölçekte şüpheli servet sahipleri için ülkemizi adeta bir “güvenli liman” haline getirmeye hazırlanıyor. Yabancı yatırımcıyı çekmek elbette elzem; fakat “ne pahasına olursa olsun gelsin” mantığı, ülkenin mali sicilini düzeltilemez bir şekilde bozma potansiyeli taşıyor.

Peki, kaynağı belirsiz bu sermaye akışının arka planında bizi hangi tehlikeler bekliyor? Bu sorunun cevabını bulmak için çok uzağa gitmeye gerek yok; dünya tarihi, “sermaye gelsin de nasıl gelirse gelsin” diyen ülkelerin ödediği ağır faturalarla dolu.

VERGİ CENNETİ Mİ, KARA PARA MERKEZİ Mİ?

Mali Eylem Görev Gücü (FATF) raporları çok net bir gerçeği yüzümüze vuruyor: Kaynağı sorgulanmayan her sermaye, beraberinde uluslararası suç örgütlerini, oligarkları ve yasadışı fon yöneticilerini getirir. Eğer Türkiye, 20 yıl boyunca hiçbir vergi ve ciddi bir mali denetim sormadan milyarlarca doların sisteme girmesine göz yumarsa, bu durum sadece masum bir “vergi teşviki” olarak okunmaz. MASAK’ın uyum kriterlerinin etrafından dolanan bu tarz uygulamalar, Türkiye’yi küresel kara para aklama ağlarının yeni “güvenli limanı” haline getirir. 28 Haziran 2024’te gri listeden büyük bedeller ödeyerek çıktık; ancak bu yeni yasal zırh, bizi çok daha karanlık bir listeye, uluslararası finansal izolasyona sürükleyebilir.

20 yıllık vergi muafiyeti gibi yasal zırhların Türkiye’yi nasıl bir “kara para cennetine” çevirebileceğini anlamak için, yakın geçmişte manşetlere taşıdığımız ve bağımsız gazetecilerin iğneyle kuyu kazarak ortaya çıkardığı o küresel suç baronlarına bakmak yeterli.

BALKAN MAFYASININ KANLI HESAPLAŞMASI VE İSTANBUL’DAKİ SIR PERDESİ

Varlık barışı ve esnetilen sermaye giriş kurallarının yarattığı boşluk, ilk olarak Balkanlar’ın en büyük uyuşturucu kartellerini Türkiye’ye çekti. Skaljari ve Kavac adlı iki düşman Karadağ mafyasının üyeleri, milyonlarca dolarlık kara paralarıyla birlikte İstanbul’a yerleşti. Bu gerçeği Türkiye ilk olarak DHA’nın geçtiği sıcak haber bültenleriyle, 2022 yılında Skaljari lideri Jovan Vukotic’in İstanbul Şişli’de infaz edilmesiyle öğrendi.

Ardından araştırmacı gazeteci Timur Soykan’ın yazdığı detaylı makaleler ve kitaplar sayesinde, Kavac çetesinin liderlerinden Zeljko Bojanic’in de sahte kimlikle İstanbul’da lüks bir villada yaşadığı ve paralarını burada akladığı gün yüzüne çıktı. Kaynağı sorulmayan sıcak para, İstanbul’u Balkan mafyasının kanlı hesaplaşma arenasına çevirmiş, medyanın ısrarlı takibi bu karanlık ağı deşifre etmişti.

Jovan Vukotic – Zeljko Bojanic

COMANCHERO KARTELİ VE TÜRKİYE’DE AKLANAN MİLYARLARCA DOLAR

Sıcak para arayışının getirdiği bir diğer küresel felaket ise Avustralya merkezli silahlı uyuşturucu karteli Comanchero çetesiydi. Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan örgüt lideri Hakan Ayık (Joseph Hakan Ayık) ve beraberindeki yöneticilerin yıllarca Türkiye’de lüks içinde yaşadığı, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın duyurduğu “Kafes” operasyonlarıyla resmiyet kazandı. Ancak işin arka planındaki kara para aklama çarkını, lüks otellerin ve döviz bürolarının nasıl paravan olarak kullanıldığını Murat Ağırel ve İsmail Saymaz gibi gazetecilerin köşe yazıları ve haber dosyaları sayesinde tüm çıplaklığıyla okuduk. “Sermayenin kaynağı nedir?” diye sorulmadığı için Türkiye’ye sokulan milyarlarca dolarlık kokain parası, varlık barışı mantığının uluslararası kartellere nasıl kucak açtığının en net kanıtıydı.

Hakan Ayık

AVRUPA’NIN ARADIĞI BARONLAR NEDEN TÜRKİYE’Yİ SEÇTİ?

Sadece Balkan ve Avustralya mafyası değil, Avrupa’nın uyuşturucu trafiğini yöneten pek çok isim de adres olarak Türkiye’yi seçti. Avrupa’nın en çok aranan suçlularından Hırvat uyuşturucu baronu Christijan Palic’in veya İsveçli çete liderlerinin Türkiye’de gayrimenkul alıp vatandaşlık elde etme çabaları, Tolga Şardan gibi deneyimli emniyet ve istihbarat muhabirlerinin analiz yazılarında defalarca uyarısını yaptığı bir konuydu. Emniyet güçlerinin başarılı operasyonları basına yansıdıkça, bu şahısların yasal boşlukları nasıl istismar ettiği daha net anlaşıldı.

Bugün 20 yıllık vergi muafiyeti gibi tasarıları konuşurken, meslektaşlarımızın ortaya çıkardığı bu çarpıcı dosyaları unutmamak gerekiyor. “Para gelsin de kimin olursa olsun” demek, ülkeyi sadece gri listeye sokmakla kalmıyor; sokaklarımızı uluslararası kartellerin arka bahçesine dönüştürüyor.

Christijan Palic

FATURA YİNE DÜRÜST MÜKELLEFE KESİLECEK

FATF ve OECD’nin raporları çok net bir gerçeği yüzümüze vuruyor: Kaynağı sorgulanmayan ve vergilendirilmeyen her sermaye, beraberinde uluslararası suç örgütlerini getirir.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey kara paranın gölgesinde bir “vergi cenneti” olmak değil; hukukun, şeffaflığın ve rasyonel aklın egemen olduğu güvenilir bir yatırım ülkesi olmaktır.

Şimdi gelin bırakalım bu ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonlarını, Cumhuriyet Halk Parti’ndeki “Butlan” açmazını da çocuklarının bile geleceğini elinden çalabilecek, ülkeyi suç baronlarının cenneti haline çevirecek, zaten itibarı yeterince sıfırlanan Türk Lirası’na gri liste tehlikesiyle hepten sıfıra indirecek, zengini savunan, yoksulu daha da yoracak olan Varlık Barışı’nı konuşalım!

Author: Yusuf Arslan