Ülkedeki yolları ve arazileri bedavaya aldı, imparatorluk kurdu; Jhonas Lauwiner şimdi İsviçre Kralı

Sıradan bir öğrenci olan Lauwiner, babasının kendisine küçük bir arsa hediye etmesiyle, arazilere ilgi duymaya başladı. Arsalara olan merakını ‘sahipsiz araziler’ yasasından faydalanarak bir toprak imparatorluğuna dönüştürdü.

İsviçre’nin Bern kantonunda yaşayan Jonas Lauwiner, hukuk sistemindeki “sahipsiz araziler” ile ilgili düzenlemeleri derinlemesine inceleyerek eşine az rastlanır bir mülkiyet sahipliğini başlattı. Bu sahiplik onu İsviçre Krallığı’na götürdü.

Tapu sicil kayıtlarında mirasçısı bulunmayan, eski yollar veya ormanlık alanlar olarak görülen taşınmazların talep edilebileceğini fark eden Lauwiner, dijital ortamda yaptığı titiz araştırmalar sonucunda 117 bin metrekarelik alanı tek kuruş ödemeden kendi adına tescil ettirmeyi başardı. Burgdorf kentindeki bir binayı ‘sarayı’ ilan eden genç adam, elde ettiği bu mülkiyet hakkıyla birlikte bölgede adeta bir krallık kurduğunu duyurdu.

Alman ve uluslararası medya ise onu “İsviçre Kralı” olarak adlandırmaya başladı. O da bu tanımı, sıra dışı yolculuğuna uygun bulduğu için benimsedi. Günümüzde “İsviçre Kralı” olarak tanınmaktadır; zira daha önce kimse benzer bir şey yapmamış ya da iddia etmemiştir.

Lauwiner’in bu hamlesi sadece kağıt üzerinde kalmadı; tescil edilen alanlar arasında mahalle sakinlerinin günlük hayatta kullandığı 80’den fazla yolun da yer aldığı ortaya çıktı.

Yeni mülk sahibi, kendi arazisinden geçen bu yolların bakımı için vatandaşlardan ‘katkı payı’ adı altında ücret talep etmeye başladı. Ayrıca bölgede inşaat yapmak isteyenlerin, Lauwiner’in arazilerinden geçiş hakkı alabilmek için kendisine ödeme yapması zorunluluğu doğdu. Bu durum yerel halkın sert tepkisine neden olurken, belediye yönetimlerini de harekete geçirdi.

Hukukçuların “hakların kötüye kullanılması” iddiasıyla açtığı dava mahkeme tarafından reddedilince, İsviçre’deki yasal boşluklar kamuoyunda geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Kendisini savunan Lauwiner, süreci tamamen dijital verileri analiz ederek yürüttüğünü, herhangi bir zorbalığa başvurmadığını ve sadece mevcut yasaların kendisine tanıdığı hakları kullandığını ifade etti. Yaşanan krizin ardından kanton yönetimleri, benzer istismarların önüne geçmek ve sahipsiz arazilerin öncelikli olarak kamuya devredilmesini sağlamak amacıyla yeni yasal düzenlemeler hazırlamaya başladı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir