Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Avrupa Birliği’nin (AB) küresel bir güç haline gelebilmesi için stratejik olarak genişlemesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin üyelik perspektifinin yeniden gündeme alınması çağrısında bulundu.
Başkent Helsinki’de düzenlenen bir enerji zirvesinde konuşan Stubb, birliğin mevcut 27 üyeyle yetinmeyip uzun vadede 40 devlete ulaşabilecek daha esnek ve güçlü bir yapıya kavuşması gerektiğini vurguladı.
“GÜVENLİK AÇISINDAN TÜRKİYE’YE YAKLAŞMAMIZ GEREKİYOR”
Konuşmasında AB’nin genişleme vizyonunun Ukrayna, Moldova ve Gürcistan ile sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Stubb, Türkiye’nin göz ardı edilmesini eleştirdi.
Stubb, “Artık kimse Türkiye hakkında konuşmuyor ve zihnimizi açarak en azından güvenlik açısından Türkiye’nin mümkün olduğunca yakın bir ortak olması gerektiğini anlamamız gerekiyor” ifadelerini kullanarak Ankara’nın Avrupa’nın stratejik geleceğindeki kritik rolünün altını çizdi.
Finlandiyalı lider ayrıca Sırbistan, Kosova, Arnavutluk, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Bosna-Hersek’in yer aldığı Batı Balkanlar coğrafyasının da Avrupa için hayati bir mesele olduğunu sözlerine ekledi.
“40 ÜYELİ BİR YAPI HEDEFLEMELİYİZ”
AB’nin jeopolitik gücünün doğrudan büyüklüğü ve ölçeğiyle ilişkili olduğunu savunan Stubb, birliğin geçmişteki en başarılı politikasının genişleme süreci olduğunu hatırlattı.
Mevcut küresel konjonktürde “büyük düşünülmesi” gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, toplamda 40 Avrupa devletini ve hatta kıta dışındaki bazı ülkeleri kapsayabilecek esnek üyelik modellerinin geliştirilmesini önerdi.
Stubb, bu vizyon çerçevesinde gelecekteki potansiyel ortaklar arasında Türkiye, Ukrayna ve Moldova’nın yanı sıra Birleşik Krallık, Kanada, Norveç ve İzlanda gibi ülkelerin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
TÜRKİYE’NİN ÜYELİK MÜZAKERELERİ DURDU
Avrupa Birliği, hâlihazırda dokuz aday ülkeyle son neslin en kapsamlı genişleme sürecini yürütüyor. Batı Balkan ülkelerinden Karadağ ve Arnavutluk bu süreçte öne çıkarken, Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakereleri yakın dönemde hız kazandı. Türkiye ise resmi olarak aday ülke statüsünü korumasına karşın, üyelik müzakerelerinin uzun süredir fiilen durmuş olmasıyla bu hareketli genişleme sürecinin uzağında kalmaya devam ediyor.
