Duruşma öncesi konuşan Yeliz Kader’in oğlu Ömer Yusufoğlu “Ölen benim annem değilmiş gibi sanki biz birisini öldürmüşüz gibi, her şeyin tersimize işlediği bir süreç yaşıyoruz. 2 yıl olacak neredeyse annem öleli ve bizi hala aramadılar. Aramadıkları gibi sanki biz bir kabahat işlemişiz gibi, ‘Davayı geri çekerlerse kabul ederim’ gibi beyanları var. Sanki burada bir şeyi affetme hakkına sahip olan biz değilmişiz” dedi.

Üsküdar Çengelköy’de 22 Eylül 2024 tarihinde meydana gelen kazada, Bedia Canan E.’nin direksiyon kontrolünü yitirdiği otomobil kaldırıma çıkarak yayalara çarptı. Kazada anaokulu öğretmeni 2 çocuk annesi Yeliz Kader hayatını kaybederken, 7 kişi de yaralandı. İstanbul Anadolu 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 5 duruşma geride kalırken, bugün ki duruşmada karar verildi. Sanığın duruşmalara katılmamasına Yeliz öğretmenin ailesi tepki gösterdi. Mahkeme heyeti, sanık Bedia Canan E. hakkında ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezası verdi.
‘ATK RAPORU KUSURU KANITLADI’
Yeliz Kader’in oğlu Ömer Yusufoğlu duruşma öncesi konuştu. Yusufoğolu “İlk duruşma gerçekleşti ve Adli Tıp Kurumu raporunun beklendiği söylendi. İkinci duruşmada da ATK raporu eklendi dosyaya. ATK raporu da o görüntüler üzerine eklendi. Görüntülerde şahsın elinde telefonla, araç sürme kurallarını tamamen ihlal ederek araca bindiğini ve aracı kontrolsüz bir şekilde sürdüğü açık. Bunu ATK da onayladı, bu bir araç sürüş ihlali. Bu ihlal kesinleşmiş bir gerçek. Ve görüntüler de bize çok geç ulaştı. Görüntüler ulaştıktan sonra da her şeyin açık, net bir şekilde ortada olduğu gözükürken mahkemenin karar vermek için, bu şahsı duruşmalara getirmek için, bu şahsı tutuklamak için hiçbir sebebe ihtiyacı yokken, yani bunların hepsi ortadayken neden bu kadar uzatıldı bu olay? Ben bunları anlayamıyorum açıkçası. Hiçbir zaman da anlamayacağım” dedi.
‘SANKİ BİZ BİRİSİNİ ÖLDÜRMÜŞÜZ GİBİ BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ’

Yusufoğlu, “5 duruşma geçirdik. Bu pazartesi günü de, 22’sinde 6’ncı duruşmamızı gerçekleştireceğiz. Tabii bu süreçte aleyhimize işleyen çok fazla olay oldu, mağduriyeti yaşayan taraf olmamıza rağmen. Ölen benim annem değilmiş gibi de sanki biz birisini öldürmüşüz gibi, her şeyin tersimize işlediği bir süreç yaşıyoruz. 2 yıl olacak neredeyse annem öleli ve bizi hala aramadılar. Aramadıkları gibi sanki biz bir kabahat işlemişiz gibi karşı tarafın verdiği ifadede ‘Davayı geri çekerlerse kabul ederim’ gibi beyanları var. Bizim davayı geri çekmemiz durumunda bunu kabul edeceğini söylüyor. Sanki biz yanlış bir şey yapmışız da o ‘Tamam, beni bu zamana kadar yordunuz, vaktimi aldınız, ben bunu affediyorum’ dermişçesine. Sanki burada bir şeyi affetme hakkına sahip olan biz değilmişiz gibi ukala bir tavırla ve o kadar rahatlar ki sanki burada bir can gitmemiş gibi” ifadelerini kullandı.
‘BURADA ENGELLİ KALAN BİR BEBEK, BACAĞINI KAYBEDEN BİR SPORCU VAR’
Kazanın geride bıraktığı mağduriyetlerin sadece tek bir canla sınırlı olmadığını söyleyen Yusufoğlu, “Sadece giden bir can da değil aslında, burada engelli kalan bir bebek var, bacağını kaybeden bir sporcu var, artık hayatını bir platinle yaşamak zorunda kalan bir insan var, çapraz bağı kopan bir insan var. Sanki bunların hiçbiri olmamış gibi, sanki orada o insanlar o an bulundukları için suçlularmış gibi ukala ve umursamazca bir tavırla hareket ediyorlar hala. Şahıs duruşmalara katılmak istemediğini söyledi ve hakim bunu kabul etti. Bunu gerçekten benim aklım almıyor ve dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir insanın da aklının alacağını düşünmüyorum. Hiç bir suçu olmayan, sadece bir yerde yürüdüğü için vefat eden bir insan var” diye konuştu.

‘ARACIN AMBALE OLMADIĞI ORTAYA ÇIKTI’
Dava sürecinde bilirkişi raporları ve mahkeme heyetindeki değişikliği de anlatan Ömer Yusufoğlu, şunları söyledi:
“Bu kaza gecesi, bu şahıs tutuklandı ve iki üç hafta kadar nezarette kaldı ve bir bilirkişi raporu neticesinde de serbest bırakıldı. Bilirkişi raporunda da aracın ambale olduğuna yani motor dilinde ‘turbo runaway’ durumunun yaşandığını söylüyor bilirkişi ama bilirkişinin uzmanlık alanı bu değil. Bilirkişi trafik denetleme uzmanı, bununla alakası yok. Biz bu konuyla ilgilenen iki tane makine mühendisini bulup heyet kararıyla bir bilirkişi raporu çıkarttık. Bu bilirkişi raporunda bu aracın ambale olmadığı ortaya çıktı. Bu bilirkişi raporu dosyada yok. Yani bizim mahkemede hakime ilettiğimiz bir durumdu bu ve hakimin de bizzat hani dosyayı baştan inceleme kararı almasına sebep olan bir konuydu. Daha sonra ATK raporu beklendi. ATK raporunda olayın arabadan bağımsız tamamen sürücünün ihlaliyle alakalı olduğu kesinleşti. ATK raporundan sonra hakimimiz dedi ki, ‘Eğer üçüncü duruşmaya da gelmezse sanık, yani sebepsiz bir şekilde katılım sağlamazsa zorla getirilme kararı uygulanacak ve tutuklu bir şekilde olacak bu.’ Yani şahıs bir sonraki duruşmaya kadar nezarette bekletilecek tutuklu olarak kalacak ve duruşmaya getirilecek gibi bir karar vermişti ve bu yazılı olarak mahkeme celbinde bulunuyor. Fakat bu kararı veren hakim üçüncü duruşmada değiştirildi. Yerine gelen hakim de bu kararı tanımadığını söyledi, bunun sözlü bir beyan olduğunu söyledi. Fakat bu yazılı bir beyan olarak mahkeme celbinde duruyor. Biz bu duruma itiraz ettik fakat bu itirazımız da dikkate alınmadı.”
‘ÇOK GENÇTİ’
Bugün görülecek duruşmanın karar duruşması olacağını söyleyen Yusufoğlu, “Sonraki iki duruşma 10 dakikadan fazla sürmedi sadece davanın artık karar aşamasına geldiğini söyledi. Artık son duruşmayı bekliyoruz. Umarız çıkacak karar adaletli bir karar olur ve hakkımız teslim edilir. Benim annem bir öğretmendi ve gerçekten işinde çok başarılı, herkesin saygı duyduğu, herkesin tavsiye ettiği bir öğretmendi, herkesin kefil olabileceği bir öğretmendi. Daha çok gençti, 41 yaşındaydı. Çok erken yaşta anne olmasına rağmen çok şey başarmış bir insandı ve bu insanın sadece hakkının yerde kalmamasını istiyoruz. Emeklerinin yerde kalmamasını istiyoruz. Çocukları olarak bizim hayatımız boyunca; annemizin adaletini sağlayamadık, gibi bir vicdan azabıyla yaşamak istemiyoruz. Annemizin adaletini sağlamanın verdiği gururla yaşamak istiyoruz. Annem için adalet istiyoruz. Bir insan sizi dünyaya getiriyor, büyütüyor, hayatını sizin için yaşıyor, bütün hayatını size adıyor ve o insan haksız bir şekilde öldüğünde siz bunun adaletini sağlayamıyorsunuz. Bunun yaşattığı vicdan azabı, huzursuzluk, mutsuzluk gerçekten anlatabileceğim bir şey değil yani. Adaletin sağlanmasını istiyorum. İçimde bir inanç var, umarım o inancım karşılığını bulur” diyerek sözlerini tamamladı.
‘KARAR, ÜST SINIRDAN VERİLEN BİR KARAR OLDU’
Mahkeme kararının ardından açıklama yapan Ömer Yusufoğlu, “Bugün karar duruşmasında sanık 6 yıl 8 ay gibi bir hapis cezası aldı. Sanığın dava boyunca takındığı sorumsuzca, umursamazca ve ukalaca bir tavır vardı. İfadelerinde belirttiği çok saçma sapan cümleler vardı. Bunların hepsi tabii ki psikolojik olarak bizde olumsuz, ciddi bir etki yaratmıştı. Fakat bugün verilen karar, üst sınırdan verilen bir karar oldu. Karardan memnunuz fakat bu dava istinafa gidecek. İstinafa gittikten sonra ne olacağını kesinlikle bilmiyoruz” dedi.
‘ANNEMİZİN EMEKLERİNİ YERDE BIRAKMAMAK İSTİYORDUK’
Yusufoğlu, “Umarız bu ceza sürekliliğini koruyacak ve istinaftan gelen sonuçla da bu şahıs hak ettiği cezayı çekecek. Bizim tek isteğimiz, Türkiye’de yaşanan bu tarz binlerce olayda mağdur tarafın hep haksızlık yaşadığı bir senaryoda bu haksızlığı yaşamayan taraf olmak ve bu haksızlığa maruz kalma ihtimali olan binlerce insana bir umut ışığı olmak. Abimle beraber annemize karşı yaşadığımız bir sorumluluk var. Bu sorumluluğu yerine getirmek ve annemizin emeklerini yerde bırakmamak istiyorduk. Çok şükür bugünlük böyle oldu. Umarız bundan sonra istinaf sürecinde de bu karar devam eder ve bu şahıs hak ettiği cezayı alır” diye konuştu.