Küratörlüğünü galerinin direktörü Gizem Kâhya İyem’in üstlendiği 16 Mayıs’a kadar açık olan sergi, bugüne dek Evin Sanat Galerisi ile yolu kesişen sanatçıların eserlerinden yapılan anlamlı seçkiyle yıllar boyu bu çatı altında kurulmuş bağları görünür kılıyor.
İç dekorasyonunun çok zarif ve işlevsel olarak yenilendiği galerinin duvarlarında geçen 30 yıldan süzülen her bir eser ve objeyi yalnızca kronolojik olarak değil, iç içe geçen bağlardan oluşan bir hafıza alanı olarak izliyorsunuz. Örneğin Cumhuriyet kuşağının en duyarlı sanatçılarından Nasip İyem’in İlhan Selçuk’un köşe yazısını yorumladığı eser, bir yazarla bir sanatçı arasındaki yakınlığın en yalın ifadesi olarak karşınıza çıkıyor.

Ümit İyem’in annesinin fırınında pişirdiği seramiklerini ilk kez görüyorsunuz. Naile Akıncı’nın çatı katında Bebek manzalarını resmetmekten duyduğu zevki, genç sanatçıları destekleyen ödül törenlerinde bulunarak verdiği desteği, Nuri İyem Resim Ödülü’nü Yaşar Kemal’in, Doğan Hızlan’ın, Rahmi Aksungür’un elinden alan gençlerin mutluluğunu hatırlıyorsunuz. Evin İyem’in son nefesini verene kadar büyük emekle kurup geliştirdiği galerinin evlatları tarafından aynı duyarlılıkla korunup geliştirildiğini görmenin huzurunu yaşıyorsunuz.
Galeri tarihini betimleyen sergide kimi bu dünyaya veda etmiş sanatçılar: Naile Akıncı, Mehmet Aksoy, Rahmi Aksungur, Setenay Alpsoy, Can Aytekin, Taner Ceylan, Eda Çekil, Cemile Çolak, Şahin Domin, Ahmet Elhan, Neş’e Erdok, Kader Genç, Can Göknil, Mehmet Güleryüz, Işık Güner, Hakan Gürsoytrak, Ilgaz Gürün, Kemal İskender, Nasip İyem, Nuri İyem, Ümit İyem, Osman Nuri İyem, Keke, Temür Köran, Mustafa Pancar, Nedret Sekban, Rugül Serbest, Emin Turan, Devin Oktar Yalkın ve Feyyaz Yaman yapıtlarını bir arada görmenin yarattığı heyecanla, her birinin kişisel sergisinde izlediğiniz tabloları, sohbetleri anımsıyorsunuz. Bu sergi sadece sanatçılar yok…